Av. Namık Havutça
Temiz Siyaset Şimdi
Gelinen noktada artık saldırılar ve iftiralar yalnızca karşı taraftan değil; partinin kendi yönetimince atanmış belediye başkanlarından ve “bizden” bildiğimiz kişilerden de gelmektedir.
Bütün bunları, CHP’nin hukuk ve namus süzgecinden geçirmeden yalnızca “milli irade gasp ediliyor” diyerek savunamayız. Biz; hayatı boyunca otoriter faşist yönetimlere karşı mücadele etmiş, eşitlik ve özgürlük adalet ve temiz toplum uğruna arkadaşlarını kaybetmiş, bedeller ödemiş, yıllarca hapis yatmış bir kuşaktan geliyoruz.
Bu nedenle açıkça şunu söylemeliyiz:
“Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.”
AKP’nin yıllardır sürdürdüğü baskıcı, halkı açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden yolsuzluk düzeninin karşısında, halk iktidarı için tarihsel bir fırsat doğmuşken; CHP’nin içine sürüklendiği bu tablo kabul edilemez.
Bizim şimdi asıl görevimiz 24 Yıl önce bir alyans yüzük ile siyasete başladığını söyleyip bugün inanılmaz servet sahibi olan ,ayakkabı kutuları ile ,para sayma makineleri ile yolsuzlukta zirve yapan sıfırlanamayan servet ve kayıp 128 milyar dolarların 17/25 Aralıkların , hesabını sormamızı bekliyor.
Genel Başkan’dan il ve ilçe başkanlarına, milletvekillerinden belediye meclis üyelerine kadar tüm seçilmişler; kendileri ve yakınlarına ilişkin mal varlıklarını kamuoyuna açıklamalı, bunların ediniliş biçimini şeffaf şekilde ortaya koymalıdır. Ancak o zaman Recep Tayyip Erdoğan çevresinde oluşan servet düzenini, sorgulamak samimi ve inandırıcı olacaktır.
Hakkında ciddi iddialar bulunan ve iftiraya uğradığını belirten partililerle ilgili olarak; hukukçular ve mali uzmanlardan oluşan bağımsız bir parti içi inceleme heyeti derhal kurulmalı ve süreç kamuoyu önünde şeffaf biçimde yürütülmelidir.
CHP’nin her türlü iddiayı peşinen savunan değil; kendi içindeki iddiaları dahi hukuk, etik ve vicdan ölçüleriyle soruşturan bir parti olduğu topluma gösterilmelidir.
İftiraya uğradığını söyleyen parti üyeleri, haklarında suçlama yapan kişiler hakkında derhal suç duyurusunda bulunmalıdır. Bu yolu tercih etmeyenler hakkında ise disiplin süreçleri işletilmelidir.
Hakkındaki iddialar somut delillerle doğrulanan kişiler, tereddütsüz biçimde partiden ihraç edilmelidir. Çünkü korunması gereken bireyler değil; CHP’nin tüzel kişiliği, tarihsel mirası ve halk nezdindeki güvenidir. Aksi halde parti; yolsuzluğu ve hırsızlığı koruyan bir yapı görüntüsüne sürüklenmektedir.
CHP bugün ağır yara almıştır. Bu nedenle arınma artık bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.
Oysa gerçek yüzleşme partiyi zayıflatmaz; tam tersine CHP’nin Türkiye’yi temiz, dürüst, liyakatli ve halkçı kadrolarla yönetme iddiasının samimi olduğunu kanıtlar.
Bu çağrıyı; liderlik, butlan ve hizip tartışmalarının ötesinde, partimizin vicdanını ve köklerini temsil eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkma sorumluluğuyla yapıyorum. Çünkü Atatürk; bütün mal varlığını milletine bağışlamış bir kurucu ahlakın ve siyasal namusun simgesidir.
Gezdiğimiz birçok yerde partililerimizin artık “Yeter, buna dur denilsin” noktasına geldiğini açıkça görüyoruz
CHP seçmeninin zihni özellikle üç konuda netlik istemektedir:
1. Hırsızlık ve yolsuzluk konusunda tavır net olmalıdır. Kim akçeli işlere bulaşmışsa, partiyle ilişkisi derhal kesilmelidir.
2. CHP iktidarında Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, laiklik ilkesi, Kemalist devrimler ve anayasal bütünlük tartışma konusu yapılamaz. Etnik, inançsal ve kültürel farklılıkların demokratik temsili; Cumhuriyetin temel nitelikleriyle birlikte korunmalıdır.
3. CHP; Avrupa Birliği standartlarında insan haklarının, güçlü demokrasinin, hukuk devletinin ve halkçı ekonomi politikalarının teminatı olmalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; inkâr değil yüzleşme, savunma refleksi değil arınma cesaretidir.
YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.