TTB açıklama yapıyor diye terörist diyen Bahçeli  birde vatandaşı dinle,  'Abi öldükten sonra gelecek ilacı ne yapacağım?”

TTB açıklama yapıyor diye terörist diyen Bahçeli birde vatandaşı dinle, 'Abi öldükten sonra gelecek ilacı ne yapacağım?”

'TTB’nin yaptığı açıklamalar bunun yanında çırak kalır! Duyduklarım yüzünden dilim tutuldu' diyen Korkusuz yazarı Ahmet Takan, kendisine Ankara'dan gelen bir telefonla öğrendiği koronavirüs hastası bir vatandaşın yaşadıklarını anlattı.

Korkusuz yazarı Ahmet Takan, bugünkü köşe yazısında, kendisine telefonla ulaşan koronavirüs hastası bir vatandaşın anlattıklarını okuyucuylarıyla paylaştı. 

Takan'ın aktardığına göre, Ankara'da yaşayan koronavirüs hastası bir vatandaş tabiri caizse ölüme terk edildi. Hastanelerde yer olmadığı bilgisini veren koronavirüslü vatandaş, hastaların yerlerde yatırıldığını söyledi. Yer bulamayan hastaların eve karantinaya gönderildiğini aktaran koronavirüs hastası, üç gündür ilaçlarının gönderilmediği bilgisini verdi. 

Takan, hastayla yaptığı telefon konuşmasını şöyle aktardı:

Geçenlerde yazmıştım, Ankara’nın tadı tuzu kalmadı. Korona ile yatıyor korona ile kalkıyoruz. Gelen telefonların, ulaştırılan mesajların yarısı doğru ise Türk Tabipleri  Birliği’nin yaptığı açıklamalar onların yanında çırak kalır!.. Sadece ve sadece duyduklarımdan birini aktarayım.

Dün sabah telefonum ısrarla çaldı. Telefonumda tanımlamadığım bir numaraydı. Sabahın erken saatinde ne olabilir ki diyerek merak edip baktım. Karşımdaki şahıs önce kendini tanıttı. Sonra, telefon numaramı beni tanıyan bir dostundan aldığını söyledi. Bol git gelli saatlerce kuyrukta beklemeli hastane macerasını uzun uzun anlattıktan sonra kendisine Kovid-19 tanısı konduğunu söyledi. Evde karantinaya göndermişler. Buraya kadar duyduklarım Türkiye klasiği artık rutin olarak kanıksadığımız türdendi. “Geçmiş oldun. Allah şifa versin kardeşim” dedikten sonra kendisi için ne yapabileceğimi sordum. “Abi, 3 gündür evde ilaçların gelmesini bekliyorum” dedi. Sesi oldukça boğuk geliyordu. Hastalığı ilerlediğini anlamam için uzman hekim olmama gerek yoktu. Dertlerini anlatırken sesinden ıstırap çektiği belliydi, nefes almakta zorlandığını söylüyordu. “Nasıl yani?.. Olur mu öyle şey?.. Yetkililer, her gün televizyonlara çıkıp eve karantinaya gönderilen hastaların ilaçlarının verildiğini anlatıyorlar. İlaç sıkıntısı olamadığını söylüyorlar. Bir yanlışlık olmasın” diye tepki gösterince şunları anlattı;

 
“Abi öyle deme. Bir gün gel de şehir hastanesinin halini kendi gözlerinle gör. Hastalar yerlerde yatıyor. Bana ‘Eve git ilaçlarını göndereceğiz’ dediler. Dedikleri gibi yaptım. Tam 3 gündür ilaçların gelmesi için evde bekliyorum.

Hastaneyi aradım, ilaçların gelmediğini söyledim, bana ‘Orayı ara’ diye bir telefon numarası verdiler. Aradım, karşıma çıkan yetkili şahıs ‘Elimizde ilaç yok. Bulunca göndereceğiz. Sıradasın’ dedi. İlaçlarla birlikte ne yapacağımı anlatacak bir sağlık ekibinin eve geleceği de söylenmişti Ama ne gelen var ne de giden. Öldükten sonra gelecek ilacı ben ne yapacağım?”

Duyduklarım yüzünden dilim tutuldu. Ne diyeceğimi bilemeden 1-2 dakika sessiz kaldım. Karşıdan gelen öksürükleri dinledim. “Senin için ne yapabilirim” diye yinelediğimde, “ …. dedi ki; Ahmet Takan’ı ara başından geçenleri anlat. O uygun bir dille yazar. O sayede sesini duyurabilirsin belki. Anlattıklarımın teyidini çok kolay alabilirsin. Abi, takdir senin. İster yaz ister yazma. Ben sana ulaşabildim. Sesini duyuramayan, çile çeken hastaların sayısını var sen düşün.”

Zatürre aşısı yok… Grip aşısı yok… Hastanelerde yer yok… Şimdi de,

eve karantinaya gönderilen hastalara ilaç yok… Ne var?.. Bol müjdeli masallar var!..

★★★

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.