Doğal Afetler Doğal Olmayan Felaketler

Tevfik Kızgınkaya

Afet, “çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım” olarak tanımlanıyor.

AFAD’ın sayfasında da afetler sınıflandırılmış.

Yavaş Gelişen Doğal Afetler; şiddetli soğuklar, kuraklık, kıtlık vb.

Ani Gelişen Doğal Afetler; deprem, seller, su taşkınları, toprak kaymaları, kaya düşmeleri, çığ,  fırtınalar, hortumlar, volkanlar, yangınlar vb.

İnsan Kaynaklı Afetler;

1. Nükleer, biyolojik, kimyasal kazalar

2. Taşımacılık kazaları

3. Endüstriyel kazalar

4. Aşırı kalabalıktan meydana gelen kazalar

5. Göçmenler ve yerlerinden edilenler vb.

Bu afetlere bir de salgın hastalıkları (pandemi) eklersek,

Neredeyse tamamını yaşadık, son iki yılda.

*

Afetler doğal ama afetlerin felaketlere dönüşmesini önlemek mümkün değil mi?

Doğal afetlere karşı önlem almak insanın elinde değil mi?

Doğal afetlerin felaketlere dönüşmemesi ülkeyi yönetenlerin görevi ve sorumluluğu değil mi?

Soruların yanıtları RTE-AKP’nin uygulamalarında açıkça görülmekte.

*

Orman yangınları azaldı, kontrol altına alındı derken,

Yanacak orman da kalmadı ya, hiç olmazsa yanan alanların yapılaşmaya ve madenlere açılmamasını konuşacakken,

Kastamonu ve Sinop’ta meydana gelen sel felaketleri ile sarsıldık.

Görülen boyutları korkunç...

Can kaybı ile ilgili söylentiler ise daha da korkunç.

Ne oldu, nasıl oldu, ne yapılmalı sorularına yanıt aranırken,

Bir de baktık ki RTE afet bölgesinde, bir yanında bakanlar bir yanında Diyanet İşleri Başkanı.

Cuma namazı sonrası cami avlusunda elinde mikrofon,

Teşhis kondu; yine kader.

Söz döndü dolaştı sonunda siyasete bulaştı.

 “Bana saldırıyorlar, birlik olacağız, onlar buralara gelemezler…”

Bu sefer çay yerine çocuklara oyuncak…

İşlem tamam.

Duyduklarımdan sonra ilk aklıma gelen “vicdan” oldu.

Hani insanın içinde olan sorumluluk duygusu var ya, baktım ki kalmamış.

“Yıkılanın yerine yenisini yaparız”, “yananın yerine yenisini dikeriz” sözleri…

Peki ya,

Yitip giden canlıları…

Yok olan doğayı, varlıkları, güzellikleri…

Yaşamını yitiren insanları…

Geri getirebilecek misiniz?

*

Hal bu ki,

Türkiye’nin enerji açığını çözeceğiz diye çıkmıştınız yola,

HES’lerle doldurdunuz delik deşik ettiğiniz Karadeniz’in dağlarını,

Ağaçları kestiniz, ormanları yok ettiniz,

HES’lerle derelerin önünü kapattınız, sularını kestiniz, kuruttunuz…

Dağlarını, ormanlarını, derelerini korumaya çalışan insanlarımızın karşısına da askerleri diktiniz.

Yağmaya başlayınca yağmur, dolunca HES’ler…

Su bu, akacağı yolu arar, sonunda da bulur işgal edilen doğal yatağını.

Sel olur akar tüm doluluğu ile,

Dinlemez önünde ne HES, ne de bir engel.

Geride ne köy kalır ne de dere yataklarına dikilen evler…

Kastamonu Bozkurt’ta, Sinop Ayancık’ta, Ordu’da, Giresun’da olduğu gibi…

Sağanak yağışın yarattığı doğal afeti döndürdünüz felakete.

Sel sularına kapılıp giden insanlar aranırken,

Karadeniz’in kıyılarında, dere yataklarında…

Yine İBAN verip destek istediniz, boğulmaktan koruyamadığınız Halktan.

Ne kadar başarılı olduğunuzu anlattınız, hiç çekinmeksizin.

*

11.03.2020, ülkemizde de ilk COVID-19 vakası görüldü. Dünya Sağlık Örgütü pandemi ilan etti.

18.03.2020, RTE korona virüsü hakkında müjde vererek bir kaç haftaya kadar hastalık tehlikesinin bertaraf edileceğini belirtti.

On gün geçmedi ki “Bu büyük felaket bizi de etkiledi. Bu tehdide karşı gerçekten sağlam bir mücadele yürütüyoruz” dedi.

Önlem olarak yasaklar, kapanmalar, evlere kapatmalar…

Çare olarak maske, mesafe, hijyen…

Ancak çözüm belliydi, Aşı.

Aşıyı üretecek Hıfzı Sıhha Enstitüsünü Halk Sağlığı Kurumuna (02.11.2011) devredip, kapattınız,

Başladınız dünyada aşı aramaya…

Geldi, gelecek, geliyor derken,

Yaşamını yitirdi doktorlar, sağlık çalışanları ve sayısını bilemediğimiz yurttaşlar…

Sonunda Çin’den geldi Aşı, aylar sonra 14.01.2021'de,

Pandemi afeti felaket oldu bizlere.

İBAN verip destek istediniz, sağlığını koruyamadığınız Halka,.

Dünyada en başarılı biziz demekten çekinmeksizin.

*

İklim değişikliği, küresel ısınma, aşırı sıcaklar…

Uyarıyordu dengesi bozulan doğa, tutuşacak ağaçlar.

Sabotaj, ihanet vb farklı iddialar olsa da,

Sonuçta yandı ormanlar, köyler, kentler…

Can verdi ormanlardaki canlılar,  insanlar…

Bakanlar uçaklardan, helikopterlerden baktılar yangına,

Karar veremediniz, uçaklarımızın var mı yok mu olduğuna.

Ama bulmadınız su atacak ne uçak, ne de helikopter yanan ormanlara,

İhaleye sokturmadığınız THK uçakları yerde yatarken,

Orman yangınları afetinin de felakete dönüşmesini önleyemediniz.

Afet bölgesine gidip suçu belediyelere, muhalefete yüklediniz,

İBAN verip Halktan destek istediniz,

Evi yananlara insanlarımıza “nedendir bilinmez” çay poşetleri attınız.

Orman yangınlarına karşı en başarılı biziz demekten çekinmeksizin.

*

Bu doğal olmayan felaketlerle boğuşurken,

İnsan kaynaklı afet olarak tanımlanan göçmenler, yerlerinden edilenler…

Kapitalizmin sömürdüğü ülkelerinde çıkartılan savaşlardan, terörden, yoksulluktan kaçan mülteciler,

Akın akın geldiler ülkemize Suriye’den, Afganistan’dan.

Bu afeti yaratan ABD ile işbirliği yaptınız,

Mültecilerin ülkemizde yoğunlaşmalarına neden oldunuz.

Kapalı kapılar ardında ne sözler verdiniz, bilmiyoruz?

Bildiğimiz,

Uluslar arası alanda insan hakları temelinde çözüm aramadan,

Verilecek 3-5 milyar Euro’yu yeterli bulup,

Ülkemizin kültürüne ve yaşam biçimine uyuma bakmaksızın,

Verdiğiniz destekler ve ayrıcalıklarla toplumsal tartışmalara ve çatışmalara neden oldunuz.

İstanbul’da, Ankara Altındağ’da çıkan olaylar, yaşamını yitiren gencimiz…

Bir insanlık dramı olan göç afetini de siyasi beklentilerinizle felakete çeviriyorsunuz.

Biz güçlü ülkeyiz, bakarız diyebiliyorsunuz,

İşsizlik ve yoksulluğu yaşattığınız Halktan çekinmeksizin.

*

Yaptıklarınızla, yapamadıklarınızla…

Doğal afetleri doğal olmayan felaketler olarak yaşamamıza neden oldunuz.

Görüyoruz ki,

Bu felaketlerin sizler için çok da önemi yok.

Sizin niyetiniz;

Kader diyerek,

Yıkılanın yerine yenisini yaparız,

Yananın yerine yenisini dikeriz diyerek,

Çay poşeti, oyuncak atarak,

Suçu muhalefete yükleyerek,

İktidarınızı sürdürmek.

*

Sizler için felaket; seçim kaybetmek, iktidarınızı yitirmek.

Ama bilmeniz gereken bir gerçek,

Demokrasilerde doğal olan,

İktidarların seçimle belirlendiğidir.

Bu felaketleri yaşattığınız Halk,

Yurtta Barış, Dünyada Barış temelinde,

Demokratik Laik Cumhuriyet ve Sosyal Hukuk Devletini yaşatmak yolunda,

Seçim sandığında demokrasinin doğal sonucunu sizlere yaşatacak.