ÖLDÜREMEZSİN!

Süleyman Yağız


-tarihin bütün zâlimlerine-
*
gönlünü kırabilirsin
yolunu yorabilirsin
yüzünü, gözünü, göğsünü dağlayabilirsin
serez’de, sıvas’ta asar, 
MADIMAK’ta yakabilirsin
ama onu öldüremezsin

darda bırakabilir
aşını ekmeğini kesebilir
“fizan”lara filan sürebilir
sürüm sürüm süründürebilir
ve yüzebilirsin derisini
ama suyu uyutamazsın
göğü örtemezsin
yıldızları sökemezsin
gün gelir sen de ölürsün
ama onu öldüremezsin

başını derde
derdini zora sokabilirsin
ve hatta deli
ve hatta divane edebilirsin
kafeslere, zindanlara tıkabilirsin
ama onu öldüremezsin
öldüremezsin
öldüremezsin

vızgelir fetvaların
vızgelir fermanların
peşine düşüp de yorulma
yolunu, başını kesebilirsin
-kestim, diye sevinme
yalana, dolana sarılabilir 
pusu kurabilir
ateşe tutabilirsin
ama içindeki alevi söndüremezsin
ışıklara gücün yetmez
bu hasret burda bitmez
onu öldüremezsin

bak, sana söylüyorum
gücüne güvenme
zulmüne güvenme
var, git başından
var, git peşinden
celladı olabilirsin
boğabilirsin, boğdurabilirsin
kurşunlara dizebilirsin
ve eceli olabilirsin
ama onu öldüremezsin
onu öldüremezsin

bak, nesimî yaşıyor hâlâ
bak, mecnun yaşıyor
bak, kerem yaşıyor
ferhat yaşıyor
köroğlu, dadaloğlu
pir sultan yaşıyor
ihsanî, mahzunî yaşıyor
ozan telli'm de adsız'ım da yaşıyor 
ve nâzım meydan okuyor hâlâ
onu öldüremezsin
öldüremezsin

bak, şu çiçek yine açtı
bak, baharlar yine kucaklaştı
bak, mevsimler yine buluştu 
bak, güneş yine doğdu
ve yine kovdu karanlıkları
balçıkların döküldü
bak, işte öldüremedin
öldüremedin
öldüremezsin
onu öldüremezsin

bencileyin bir adsız’ım
kanadım yok, uçamam
hünerim yok, pusamam
başka yurdum yok, kaçamam
yalanım yok
vallahi cirmim bu
beni de öldüremezsin

sen ne zannettin mazlumu zâlim!

İstanbul, 2019