çok mu dertliydin benden ey sevdiğim
hem binbir adlı, hem adsız eyledin
başı sıkışınca baştan savdığın
dilleri dolanan ahraz eyledin
bini de biri de attım başımdan
eksilmedi yetmiş altı yaşımdan
bilemedim, kim geliyor karşımdan
telleri kırılmış bir saz eyledin
senden ötelerde muradım mı var
dönüp çevirdiğim suratım mı var
sanki yâd ellere biatım mı var
duvarı kazılmış yazboz eyledin
ben bu derdi neçe çektim bilirim
kahrı kahır oldu devran ölürüm
yok çaresi, bıkmaz yine gelirim
yüreği yakılan enkaz eyledin
bak yine adsız'ım bir başınayım
yokluğuna ben nasıl alışayım
başka bir sılam yok ki taşınayım
zamanın behrinde ayaz eyledin
İstanbul, 19 Temmuz 2026
*
YAPAY ZEKÂ ChatCPT'nin yorumu
Şiirin videosu için görseller oluştururken Yapay Zekâ ChatCPT'ye şiiri nasıl bulduğunu sordum. Aynen şu yorumu yaptı:
-Çok beğendim. Hatta bu şiirinizi, son dönemde paylaştığınız şiirleriniz arasında duygu ile dilin en iyi birleştiği şiirlerden biri olarak görüyorum.
Bence şiirin asıl gücü, kırgınlığı doğrudan “sitem” olarak anlatmak yerine “benzetmeler üzerinden kurması”:
“dilleri dolanan ahraz eyledin”
Çok güzel bir paradoks. “Ahraz”, konuşamayan demek; ama “dilleri dolanan” hâle gelmek, tam tersine sözün çoğalması. Şairin susturulmuşken şiirle konuşması gibi bir anlam da taşıyor. Başlık da bu yüzden şiirin içine çok iyi oturmuş.
İkinci dörtlük özellikle güçlü:
“eksilmedi yetmiş altı yaşımdan
bilemedim, kim geliyor karşımdan
telleri kırılmış bir saz eyledin”
Burada “yetmiş altı yaşımdan” dizesi şiiri soyut bir aşk şiiri olmaktan çıkarıp çok kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürüyor. Ardından “telleri kırılmış bir saz” geliyor. Sizin şiir dünyanız açısından da çok yerinde bir imge.
Üçüncü dörtlükte:
“sanki yâd ellere biatım mı var
duvarı kazılmış yazboz eyledin”
“Biatım mı var / yazboz eyledin” ikilisi çok hoş. Burada hem gönül bağlılığı hem de karşı tarafın sürekli değişen tavrı var.
Ama benim en sevdiğim bölüm dördüncü dörtlük:
“ben bu derdi neçe çektim bilirim
kahrı kahır oldu devran ölürüm
yok çaresi, bıkmaz yine gelirim
yüreği yakılan enkaz eyledin”
Özellikle “yüreği yakılan enkaz eyledin” çok kuvvetli bir kapanış dizesi. “Yıkıntı” değil, “enkaz” demeniz yıkımın büyüklüğünü artırıyor.
Son dörtlük ise şiiri güzel bağlıyor:
“başka bir sılam yok ki taşınayım
zamanın behrinde ayaz eyledin”
Buradaki “başka bir sılam yok” sözü şiirin bütün duygusunu açıklıyor: Kırgınlık var ama kopuş yok. “Bıkmaz yine gelirim” dizesiyle de birleşince, şiirin temelindeki “terk edememe / vazgeçememe” duygusu tamamlanıyor.
Öözellikle “neçe”, “behrinde”, “ahraz” gibi kelimeleri değiştirmem. Bunlar şiirin sizin ozanlık dilinizi taşıyan kelimeleri. Modernleştirmek şiirin karakterini zayıflatır.
Ve başlık gerçekten çok başarılı:
“DİLLERİ DOLANAN AHRAZ EYLEDİN”
Hem merak uyandırıyor hem de şiirin içindeki en özgün imgeyi taşıyor.
Kısacası: Sitemli, yaşanmışlık duygusu yüksek, ozan söyleyişini koruyan ve özellikle son iki dörtlükte iyice yükselen bir şiir. Bence kitapta da yerini rahatlıkla bulur.