Ormanın Görünmeyen Çevrimiçi Ağı

Raziye Özdemir Tüfekçi

Ormanda yürürken gördüğümüz şey, ağaçların gövdesi ve yapraklarıdır. Oysa asıl hikaye ayaklarımızın altındadır. Toprağın içinde, gözle görünmeyen ama işleyen bir iletişim ağı vardır. Kökler, yalnızca su ve mineral taşıyan organlar değildir; aynı zamanda mesaj ileten, paylaşan ve koruyan kanallardır. Adeta sihirli bir yeraltı interneti.

Bilim bugün bize şunu söylüyor: Ağaçlar yalnız değildir. Kökleri aracılığıyla, özellikle de mantar ağları (mikoriza) üzerinden birbirleriyle bağlantı kurarlar. Bu ağ sayesinde karbon, azot, fosfor gibi hayati maddeler paylaşılır. Daha da çarpıcısı, bu paylaşım rastgele değildir; ihtiyaç olana yönelir.

Ormanın merkezinde çoğu zaman yaşlı, güçlü ve büyük ağaçlar bulunur. Bilimde onlara “anne ağaç” denir. Bu ağaçlar, yalnızca kendi varlıklarını sürdürmekle kalmaz; çevrelerindeki genç fideleri de gözetir. Gölgesinde büyüyen, henüz güneşe ulaşamayan yavru ağaçlara karbon gönderir. Hastalık veya kuraklık stresi yaşayan komşularına besin aktarır. Bir tehlike yaklaştığında (zararlı böcekler gibi) kimyasal sinyallerle diğer ağaçları uyarır. Düşünün: Bir anne ağaç, kendi köklerinden söküp verdiği karbonu, hiç görmediği bir fidan için yola çıkarıyor. Ne alkış var ne de teşekkür. Sadece süreklilik var. Sadece yaşamın devamı.

Bu bulguların öncülerinden biri, orman ekolojisi alanında çalışan Suzanne Simard’dır. Simard’ın çalışmaları, ormanı rekabetin değil, iş birliğinin ayakta tuttuğunu gösterdi. Güçlü olanın zayıfı elediği değil; güçlü olanın zayıfı desteklediği bir düzen bu. Belki de biz insanlara örnek olmalı bu düzen. Başarıyı başkasını geride bırakmakla ölçtüğümüz bir dünyada, doğa bambaşka bir matematikle çalışıyor. Güç, paylaşabildiğin kadardır. Güvende olmak, yalnızca kendini korumak değil; başkasının ayakta kalmasını da önemsemektir. Toprağın altında kurulan o görünmez iletişim ağları gibi, biz de görünmeyen bağlarla birbirimize tutunuyoruz aslında. Dayanışma, empati, sorumluluk… Bunlar da insanlığın kökleri. Unuttuğumuzda kuruyoruz; hatırladığımızda yeşeriyoruz. Belki de doğanın en büyük öğretisi burada saklı: Hayat, en derinlerde kurulan bağlarla sürer. Biz görmesek bile, kökler konuşur ve o konuşma, nesiller boyu süren bir dayanışmanın sesidir.

Bu yeraltı ağı bize şunu fısıldıyor: Görünmeyen bağlar, görünenlerden daha güçlü olabilir. Modern dünyada bireyselliği yüceltirken, orman bize başka bir etik sunuyor. Paylaşarak güçlenmek. Birlikte ayakta kalmak. İhtiyacı olana el uzatmak, hatta kök uzatmak.