Plastiği ayırdım. Mavi kutuya attım. İçim biraz rahatladı. Ama sonra şunu düşündüm: Gerçekten ne değişti? Geri dönüştürdüğümüz plastik şişeden hala su içmiyor muyuz? O şişe, moleküler özelliklerini silip masumlaşabiliyor mu? Mikroplastikler bir anda yok mu oluyor, yoksa sessizce vücudumuza sızmaya devam mı ediyor? Mikroplastikler artık sadece okyanuslarda değil; kanımızda, akciğerlerimizde, plasentada. Yani mesele sadece deniz kaplumbağaları değil. Mesele biziz. Biz o kaplumbağaya üzülürken, aynı plastiği pipetinden ayrıştırıp doğru kutuya atarak kendimize sarılıyoruz. Bir tür ahlaki makyaj bu. Çevreci gibi yapmak.
Geri dönüşüm kutusuna attığımız plastik, o anda denize ulaşmayı bırakıyor mu? Balıkların midesi rahatlıyor mu? Kaplumbağalar “oh be” deyip yoluna devam mı ediyor? Hayır. Çünkü geri dönüşüm, sihirli bir arınma ritüeli değil. Plastik, geri dönüştürüldüğünde bile tam anlamıyla temiz olmuyor. Kalitesi düşüyor, ömrü kısalıyor ve bir noktada yine çöp oluyor. Yani döngü kapalı değil; sadece ertelenmiş bir felaket.
Üstelik çoğumuz şunu bilmiyoruz: Toplanan plastiklerin tamamı geri dönüştürülmüyor. Bir kısmı yakılıyor ve havayı kirletiyor. Bir kısmı başka ülkelere gönderiliyor. Bir kısmı yine doğaya karışıyor. Ama biz kutunun kapağını kapattığımız anda hikayeyi zihnimizde de kapatıyoruz.
Asıl soru şu: Plastikler gerçekten faydalı hale mi geliyor, yoksa biz zararı daha geç hissetmek için
kendimizi mi oyalıyoruz. Geri dönüşüm elbette kötü değil. Ama tek başına yeterli de değil. Sorunun köküne inilmiyor. Sorunun sadece semptomları pansuman ediliyor.
Asıl rahatsız edici olan şu: Biz üretmeye devam ediyoruz. Tüketmeye devam ediyoruz. Tek kullanımlık hayatlara alıştık. Sonra da çöpe atınca sorumluluğumuz bitmiş gibi davranıyoruz. Oysa çevrecilik, çöpü nereye attığınla değil, o çöpü hiç üretmemeyi düşünmekle başlar.
Belki de artık şu soruyu sormalıyız: Geri dönüşüm mü bizi kurtaracak, yoksa geri dönüşüm sayesinde vicdanımız mı sessizleşiyor? Çünkü “-mış gibi yapmak” en tehlikeli alışkanlık;
çevreyi koruyor -mış gibi, sorumluluk alıyor -mış gibi, geleceği düşünüyor -mış gibi…
Doğa, bizim iyi ya kötü niyetimize değil, gerçek davranışlarımıza bakıyor.