30 Mayıs 2026…
Butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde bir konuşma yaptı. Konuşmasında, Türkiye’nin geleceğine yönelik önemli vurgular vardı. Dedi ki: “Türkiye’nin kardeşlik projesini koltuklarımızı korumanın pazarlığını yapmak için değil, ülkemize ve halkımıza olan borcumuzu yerine getirmek için destekliyoruz...” ★★★ Konuşmasından anladığım, özetle... “Terörsüz Türkiye” sürecini desteklediğini... Anayasa değişikliğine, “evet” diyeceğini... Ve fiilen Cumhur İttifakında yer aldığını belirtiyor. Yani... Mustafa Kemal’in koltuğunda, Atatürk’ün vasiyetini reddeden bir tutum. ★★★ Tarih, 2 Aralık 1922... Mustafa Kemal’in kurduğu mecliste, üç milletvekili bir yasa tasarısı verir. Tasarıda, Meclis’e seçilebilmek için, “Türkiye’de doğmak” ve “bir seçim bölgesinden en az beş yıl oturmak” koşulu vardı. Hedef, Mustafa Kemal’in Meclis dışına çıkarılmasıydı. Hem de İstiklal Savaşı zaferinden hemen sonra... ★★★ Bunun üzerine, Mustafa Kemal Meclis’te duygu yüklü bir konuşma yapar: “Saygıdeğer Efendiler... Maalesef, benim doğum yerim, bugünkü sınırlar dışında kalmış bulunuyor. İkincisi, herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl oturmuş da değilim. Fakat bu böyle ise, bunda benim en küçük bir kasıt ve kabahatim yoktur... Eğer düşmanlar amaçlarında tam bir başarıya ulaşmış olsalardı, Allah korusun, bu tasarıya imza koymuş olan efendilerin de doğum yerleri, sınır dışında kalacaktı... Fakat bu durumumdan dolayı, vatandaşlık haklarından yoksun bırakılacağımı asla hatırıma getirmezdim. Tahmin ediyordum ki yabancı düşmanlar, bana suikast yapmak suretiyle, beni memleket hizmetinden alıkoymaya çalışacaklardır. Fakat hiçbir zaman hatır ve hayalime getirmezdim ki, yüce Meclis’te iki-üç kişi bile olsa, aynı zihniyette kimseler bulunabilsin...” ★★★ Şaşırmayın... Nankörlüğün ve hainliğin zirve yaptığı Anadolu coğrafyasına özgü bir ödüldür bu... Bu nankörler, her dönemde kendilerine yer buldular. ★★★ Atatürk, kendisini vatandaşlıktan çıkarmak isteyen milletvekilleri gördü... Suikast girişiminde bulunanları gördü... İşgalcilerle işbirliği yapanları gördü... Acaba... Kurduğu partinin, yıllar sonra bu duruma düşeceğini ve vasiyetini elinin tersiyle itecek bir Butlan yönetimini tahmin etmiş miydi? Kim bilir? ★★★ Altı okun dördü; “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik” ilkeleri, 1927’de CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenir. 1935’te, “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenir. Ve Atatürk’ün kurduğu CHP’nin ilkeleri altıya çıkarılır. İşte, Atatürk’ün yakasına taktığı “altı ok” budur. CHP’nin amblemi olan, “altı ok” budur. “Altı ok”, 1937’de Anayasa’da yer alır. Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in “Temel İlkeleri” olur. ★★★ Anayasanın 42’nci maddesi: “Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır... Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez...” Bu maddenin değişikliği ile, “Atatürk ilke ve inkılapları” ifadesi ile “Türkçe”nin çıkarılması amaçlanmıştır. ★★★ Anayasa’nın 66’ncı maddesi: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” Bu maddede, vatandaşlık tanımına diğer etnik unsurların da dahil edilmesi çabası var. Böylece, resmi dil “Türkçe” hükmü esnetilecek. Ve Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri de dolaylı olarak değiştirilmiş olacak. Kılıçdaroğlu, işte bu projeyi desteklediğini belirtmiştir. ★★★ Tablo net... Anayasa değişikliğinin, Butlan CHP’sinin desteği ile yapılacağı... Monarşi isteyen ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın bile, “bu kadar beklemiyorduk” diyeceği bir atmosfere girildiği... İkinci Cumhuriyetçileri ve Atatürk’ü Türkiye’den çıkarmak isteyenleri çok mutlu eden bir Butlan CHP’sinin olacağı... Butlan CHP’sinin, Cumhur İttifakının resmi olmayan fiili bir üyesi olarak sahnede yerini aldığı... Cumhurbaşkanı seçiminde, CHP oylarını bölecek ve kazanamayacak bir Butlan adayın çıkarılacağı... Butlan CHP vasıtasıyla, bazı CHP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılacağı... Butlan CHP’sinin, Ecevit sonrası bugünkü DSP’nin konumuna geleceği... ★★★ Mutlak Butlan ile gelenler, CHP’yi kurultaya götürürler mi? Hayır... Seçimin erken ya da zamanında yapılmasını isterler mi? Hayır... ★★★ Atatürk, 9 Mayıs 1935’te katıldığı son CHP Kurultayı’nda... Bilinçli bir şekilde, Cumhuriyet Halk Partisi adını kullanmaz. Sürekli “partim” sözcüğünü kullanır. “Cumhuriyet Halk Partisi yerine neden sürekli partim diyorsunuz?” sorusuna, şu yanıtı verir: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin benden sonra, sonuna kadar partim olarak kalacağını nereden bileyim...” ★★★ Kurduğu partinin, Butlan CHP’si olacağını muhtemelen hiç düşünmemişti. Vasiyeti: Türk Cumhuriyeti’nin korunmasıdır. Kurucu ruhun vasiyetine aykırı hareket eden Butlan CHP’si, meşru değildir. Bu açıdan, “Altı Ok”u parti ambleminde taşıması da meşru değildir, etik de değildir. ★★★ Atatürk’le savaşmayın, derim... Çünkü, yattığı yerden her savaşı kazanıyor... Vatana, millete, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz? “Altı Ok”u çıkarın, ne yaparsanız yapın...