Aşağıda 17 Temmuz 2011'de Hürriyet'teki bir haberin ele alacağım konuyla ilgili kısa bölümünü aktarıyorum:
“Hillary Clinton, Temmuz 2011'de CHP lideri Kılıçdaroğlu ile Conrad Oteli'nde görüştü. Görüşmeye, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon'un yanı sıra CHP'li milletvekilleri Faruk Loğoğlu ve Osman Korutürk de katıldı. Sadece Anadolu Ajansı'nın fotoğraf çekmesine izin verilen görüşme, yaklaşık yarım saat sürdü.”
VATSAP GRUPLARINDA ÇOK YAYINLANINCA DÜZELTME GEREĞİ DUYDUM
Şimdi de nerede ve kim tarafından yayınlandığını araştırmama karşın bir türlü bulamadığım, ancak vatsap gruplarında Kılıçdaroğlu’na duyulan tepkiden olsa gerek "alıntı" olarak belirtilip merhaba oldukça yayılan, fakat kimin tarafından yayınlandığını kuvvetle tahmin ettiğim (Kendisini çok abartan, mahalli basında yazdığı ipe sapa gelmez karalamaları son dönemlerde bilinen bir haber portalında her nasılsa yayınlanan; Dışişleri'nde kayıt vb. işler yapan muhtemelen sözleşmeli idari personel olarak çalıştığı halde kendisini 'emekli diplomat' olarak lanse eden, birisi olsa gerek) bir metindeki kaba yanlış mı desem, uydurma mı desem, palavra mı, abartma mı desem bir bölümden bahsedeceğim. Tabiî bu bölüm yukarıda aktardığım 15 yıl önceki haberle doğrudan ilgili.
"Büyük Resmi Görmek: Kemal Kılıçdaroğlu Bir Projemiydi? Belgelerle Bir Conrad Otel Tanıklığı" başlıklı dolaşıma sokulan metnin yukarıdaki haberle ilgili bölümü şöyle:
"...tarihler 16 Temmuz 2011’i gösterdiğinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye’ye geldi. Beşiktaş Conrad Otel’de basına kapalı, son derece gizli bir zirve gerçekleştirildi.
O gün ben de o oteldeydim!
Beni o basına kapalı, gizli buluşmanın gerçekleştiği yere içeri alan kişi, eski Cumhurbaşkanımız merhum Fahri Korutürk’ün oğlu, dönemin CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı emekli büyükelçi Osman Korutürk'tü."
KORUTÜRK'ÜN SÖZ KONUSU TOPLANTIDA HARİÇTEN KİMSEYİ İÇERİ ALMASI PALAVRA!
Metnin tamamındaki Kılıçdaroğlu eleştiri ve suçlamaları değil ele alacağım konu; Conrad Oteli'nde yapılan görüşme sadece... Neresini düzelteyim, isimsiz ama tahmin ettiğim malum kişinin Conrad Oteli'ndeki görüşme ile ilgili aktardığım bölümün?
Şöyle ki: 1)ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye ziyaretinin İstanbul ayağında muhalefet liderleri ile de görüşmek istemiştir. Clinton, CHP heyetinin yanında Selahattin Demirtaş ve Meral Akşener ile de görüşmüştür.
2)Clinton'un görüşmelerinin 'gizli' olduğu kaba bir yakıştırmadır. İstanbul’un göbeğinde herkese açık bir otelde gizli bir görüşme mı olur?!.
3)AA foto muhabiri görüşmelerde fotoğraf çekmiştir. Gizli görüşmede fotoğraf mı çekilir?!.
4)En önemlisi, söz konusu metni kaleme alan tahmin ettiğim kişiyi güya Osman Korutürk'ün Clinton-Kılıçdaroğlu görüşmesinde içeriye aldığı palavradan ibaret! O görüşmede Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP Genel Başkan Yardımcıları Osman Korutürk, Umut Oran ve Vaşington'da da büyükelçi olarak görev yapan PM Üyesi Faruk Loğoğlu da yer almıştır. Clinton'un yanında ise ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, Ankara'daki büyükelçi ile not tutan alt düzey bir diplomat bulunmuştur.
GİZLİLİK İÇERMEYEN RUTİN BIR TOPLANTI
Kısacası, ABD heyetiyle CHP heyeti arasında yapılan buluşma, Türkiye'yi ziyaret eden önemli yabancı devlet adamı ve siyasilerle yapılan rutin bir toplantıydı. Zaten toplantıda sıradışı, rutin dışına çıkan bir seyir olmadı. Hillary Clinton, ABD'nin Kuzey Atlantik İttifakı'na ve Türkiye'nin İttifak içindeki rolune dair bilinen görüşlerini, Turkiye'ye bakış açısını, bunlara yeni bir unsur getirmeksizin anlattı. CHP heyeti de siyasi yaklaşımlarını, demokrasi anlayışını, ekonomik görüşlerini, barış ve istikrar odaklı geleneksel dış politika anlayışını aktardı.
Bu noktada önemli olan, ABD Dışişleri Bakanı Clinton'un kısa Türkiye seyahati sırasında CHP ile de bir "ufuk turu" yapma gereğini hissetmiş olması ve bu vesileyle kendisine Türkiye'nin AK Parti'den ibaret olmadığının anlatılmasıydı.
Tekrar belirtmek gerekirse, Korutürk'ün her kimse o şahsı içeri alması gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır ve hatta Korutürk'ün malum şahsı tanıması da söz konusu değildir. Zaten böyle toplantılarda heyetlerin kaç kişi olacağı, görüşmelere kimlerin katılacağı, katılanların masada nasıl ve nerede oturacakları taraflar arasında önceden konuşulup kararlaştırılır ve bir protokole de bağlanır. Dışarıdan kimsenin içeri alınması, hele hele görüşmeler sırasında orada bulunması sözkonusu dahi olamaz.
Peki, ben olup bitenleri nereden mi biliyorum? Bilecek kadar Korutürk'ün yakınındaydım da -hala da öyledir- onun için. Memleketin, CHP'nin yakıcı bir sorunu varken okurlarımı bir ayrıntı ile meşgul ettim ancak yanlış bir bilginin de yayılmaması gerekiyordu.
×××
Not: Okurlarımın ve Muhalif. ailesinin Kurban Bayramını aileleri ve sevdikleriyle herşeye karşın neşeyi kaybetmemeyi dileyerek kutluyorum. Umarım gelecek haftalarda sisler dağılır ve önümüzü daha iyi görebiliriz.