CHP 39. Olağan Kurultayı sonrasında yeni MYK, ertesi haftasında da CAO kurulları açıklanmıştı. Gölge Bakanların bazıları yeni MYK’da da görevlendirilirken çoğu CAO kurullarınıda başkan olarak görevlendirildi. Kurul başkanlıklarına önceden gölge bakan olmayan başka isimler de dahil oldu. Kurul başkanları, CAO Yürütme Kurulu’nu oluşturdu. Bir de CAO İcra Kurulu var, malum.
CAO YÜRÜTME KURULU, HÜKÜMET PROGRAMINA YOĞUNLAŞACAK
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu yapılanmadan muradı, gölge bakanların daha etkin, icracı bir hüviyet kazanması.
CAO Yürütme Kurulu, yani yeni gölge bakanlar, yeni sıfatlarıyla üçte biri de kadın olan 18 kurul başkanı farklı faaliyet alanlarındaki şu isimlerden oluşuyor:
Suat Özçağdaş, Şule Özsoy Boyunsuz, Aylin Nazlıaka, Gamze Taşçıer, Seyit Torun, Ömer Kaya Türkmen, Ümit Özlale, Sevgi Kılıç, Kerim Rota, Murat Bakan, Seda Kaya Ösen, Atilla Kezek, Kayıhan Pala, Yalçın Karatepe, Sencer Solakoğlu, Emre Kartaloğlu, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Barış Övgün.
Kurul başkanları arasında akademisyenler, ekonomi-maliyeciler ağırlıkta. Ekonomiye ağırlık verilmesi yerinde bir tercih. MYK’daki amiralle birlikte kurulda da bir amiral olması yerine (yanlış anlaşılmasın, iki amiral de çok tuttuğum kıymetli isimler) bir karacı general olabilirdi kurul başkanı olarak. Önceki gölge bakanların (aynı zamanda MYK üyesiydiler) bir kısmı geçiş döneminin isimleriydi ve yeni dönemde görev alamadılar. Zaten bir kısmı yerini dolduramamış ve boşluk bırakmışlardı Şimdiki kurul işlevsel olacak isimlerden oluşuyor ve çalışmalarıyla ses getireceklerdir (Kanımca gölge bakan olarak görevlendirilen bir-iki isim MYK'da yararlı olabilir, MYK'daki bir-iki isim de gölge bakan olarak görevlendirilebilirdi).
ÜÇ AŞAMALI YOL HARİTASI; MYK SİYASİ MÜCADELEYE ODAKLANACAK
CHP yetkili kurullarını; TBMM Grubunu, il başkanlarını, PM’yi, CAO Yürütme Kurulu’nu istişare ve eşgüdüm için toplamanın ardından planlamalarını yapacak. Ve artık iktidar için aksiyon alacak. TBMM Grubu kapalı toplantısını yaptı ilk olarak. Özel, ilk genel seçimde 300'ün üzerinde vekil çıkarma hedefi koydu ve milletvekillerinin seçim bölgelerinde bu bilinçle ve itkiyle çalışmalarını istedi. Yeni yılın ilk eylemleri-mitingleri de Çankırı ve Beykoz'da yapıldı. Seçmen meydanları doldurmayı sürdürdü.
CHP yeni yılda üç aşamalı bir yol haritası izleyecek. 1)Mücadele, 2)Hükümet programının oluşturulması (Yenilenen parti programı hükümet programına dönüştürülecek. Hükümet programı hazırlıkları için saha çalışmaları, STÖ’lere ziyaretler söz konusu olacak), 3)Yargılama süreçleri (İBB yargılamaları ve diğer yargılamalar başladığında yargılananların yanlarında olunacak ve halk bilgilendirilecek).
CHP’nin yeni yöneliminde MYK siyasi mücadeleye odaklanacak, iktidarın polemiklerine yanıt verecek. 2026, CHP’nin Genel Başkan Özel ve CAO Yürütme Kurulu ile iktidarda ne yapacağını anlatacağı bir yıl olacak.
YENİDEN NORMALLEŞME Mİ?
Bu arada, Özel, yeni yılın ilk günlerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi Toplu Açılış Töreni'ne katılarak burada yaptığı konuşmada törene katılan AK Partili Saruhan Belediye Başkanını da sıcak bir vurguyla işaret ederek kutuplaşmayı yadsıdı ve yeni yılın yeni başlangıçlara vesile olabileceğini vurguladı; iktidara geldiklerinde kutuplaşmayı bitirip kucaklaşmayı başlatacaklarını ifade etti. Özel, bundan böyle bütün açılışlara AK Parti ve MHP’li başkanların davet edilmesini de istedi.
Özel’in bu çağrısı “normalleşme-2” olarak algılandı. Bu algılama doğru, çünkü Özel’in çağrısı tam da buna karşılık geliyor. Doğru mu? Doğru... CHP’nin Cumhur İttifakı partileriyle gerilerek, kutuplaşmanın devam etmesiyle varabileceği bir yer yok. Yüzde 50+1’e dayalı seçim gerçeğinde CHP’nin herkesten, bu arada Cumhur İttifakı partilerinin memnuniyetsiz seçmen tabanından da oy transfer etmesi gerekiyor. “Türkye İttifakı” yaklaşımı kutuplaşmayı değil, kontağı gerektiriyor ve özel de bu bağlamda doğru çağrı yapıyor. AK Parti ve MHP bu çağrıya icabet eder mi? Etmezse kendileri bilir, çünkü millet artık kutuplaşmadan bıktı, usandı. Millet, dertlerinin çözülmesini istiyor: Milletin beklentisi güvenlik kaygılarının arttığı günümüzde dışarıya karşı güçlü olmak için içeride birlik içinde olmak. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve herkese eşit uygulanması, anayasaya sadakat, ifade ve düşünce özgürlüğü, serbest seçim kaygısı duymamak,,, Millet bunları istiyor. Hayat pahalılığının beli kırılsın istiyor…
Ancak şunu da not edeyim; normalleşme karşılıklı adımlarla cereyan edebilecek bir süreç. Özel, "normalleşme" derken, zaten ince bir ayarla bunun AK Parti'ye de düşen bir tarafı olduğunun da bilahare altını çizdi.
İTTİFAKIN GEREĞİ
CHP, muhalefetin, ülkedeki değişim unsurlarının amiral gemisi olarak Türkiye İttifakı politikasını karşıtlıklar biriktirerek değil, şemsiyeyi olabildiğince geniş açarak sürdürmek istiyor, doğru da yapıyor. Haliyle itiraz ve polemiklerini diğer partilere değil, iktidar partisine yöneltiyor. Muhalefetteki diğer partilerin de aynı şekilde oklarını muhalefetin amiral gemisine değil, iktidara yönetmesi beklenir. Umarım böyle de hareket ederler. Bu noktada DEM'in alacağı pozisyon önemli; DEM liderliği iktidara ilişirse, bunun sonucunda seçmeni ciddi şekilde bölünür. Bu notları neden düşüyorum; Türkiye'nin sandıkta değişimi gerçekleştirmesi için çünkü 50+1 gerekiyor. CHP’nin ve diğer muhalefet partilerinin birbirine gereksinimi olacak.