Siyasetin yüz karaları, seçmenin iradesini pazarlık masasında bozuk para gibi harcayanlar… Sizin adınız artık milletvekili değil, güveni suistimal edenler olarak tarihe geçeceksiniz!
Muhalif seçmenin alın teriyle, umuduyla, değişim isteğiyle meclise girip, ilk fırsatta iktidarın saflarına geçenler… Ne yaptığınız belli, gerekçeleriniz de tahmin ediliyor. Peki ya vicdanınız? O ne durumda?
Siyasi ahlaktan, halkın iradesinden, demokrasi namusundan bahsedip de koltuğu görünce saf değiştirenler… Gerçek yüzünüzü herkes gördü. Siz siyaset sahnesinde sadece birer figürandınız, şimdi de güven kaybının simgesi oldunuz.
Halkın güvenini kaybedip iktidarın desteğine sığındınız. Mazeretleriniz inandırıcı değil, açıklamalarınız tatmin edici olmaktan uzak. "Ülkenin menfaati için" diyorsunuz, ama kimin menfaati olduğu çok açık.Soruyoruz size halk sizi seçerken başka bir partinin destekcisi olun diye mi oy verdi? Eğer açıklık ve şeffaflık prensibiniz varsa, bunu halka açıkça söyleyin!
Ama biliyoruz, sizin için mesele yalnızca siyaset değil. Mesele güç, pozisyon ve avantajlar… Ama unutmayın, tarihte halk iradesini yok sayanların adları hep eleştiriyle anılır. Şimdilik orada rahat olabilirsiniz, ama bir gün iktidar değiştiğinde, sığınacak bir köşe bulabilecek misiniz?
Bakın, hafızamız zayıf değil .Arşiv unutmaz .Herkes not alıyor, herkes izliyor. Sizin 'değişken' siyasi duruşunuzu da tarih yazacak. Ama unutmayın, tarih bazen çok acımasızdır. Dönem bittiğinde ne kalacak geriye? Kendi partisini, seçmenini, ideallerini satanların hikayesi mi? Evet, işte bu kalacak.
Hadi şimdi dönüp aynaya bakın ve kendinize şu soruyu sorun: "Ben kimdim, kim oldum?" Cevap veremiyorsanız, zaten çoktan kaybetmişsiniz demektir.
Unutmayın, günü kurtarmak kolaydır ama onurunuzu kaybettiğinizde, onu geri almak imkânsızdır.
Büyük Oynadığınızı Sanıyorsunuz Ama Büyük
Kaybettiniz!