Hasan abi, “futbol kancıktır”; erkek buz hokeyi erkek midir?

Ertuğrul Özkök

Hasan abi, yani Hasan Cemal, biz gazetecilerin “Yaşayan doyen (duayen) genel yayın yönetmenidir…”

“Doyen” kelimesini hiç sevmem ama o kelimenin yakışacağı bir tek işi varsa o da Hasan abidir.

“Hasan abi” ile enerji kelimesi bazı konularda asla yan yana gelmez ama konu Galatasaray olunca, 81 yaşında kalkar Torino’ya maçı izlemeye gider.

Biz de “Helal olsun” deriz.

Hasan Abi bu “kancık” lafından çok dayak yersin

Önceki akşam da Torino’daki “Juventus-Galatarasaray” maçı bittiğinde o enerji tam bir “Game of Thrones” dizisindeki dragon enerjisine dönüştü.

İşte o enerji ile dün T24’te bir yazı yazdı.

Yazının bir yerinde şöyle artık unutmaya başladığımız bir kavram kullandı:

“Futbol kancıktır…”

Sabah şakayla mesaj attım:

“Hasan abi bu laftan çok dayak yersin…”

Sonra şakayı bir kenara bırakıp, bu kavram üzerinde düşünmeye başladım.

Çünkü Hasan abiye o mesajı atarken önümde her sayısını keyifle ve dikkatle okuduğum “New York” dergisinin son sayısının kapağı duruyordu.

New York dergisinin kapağındaki iki erkek kukla

Kapakta İkinci Dünya Savaşının bitişini simgeleyen o ünlü öpüşme fotoğrafına benzeyen bir tasarım vardı.

Ama öpüşen bir kadınla bir erkek değil, iki erkek kuklasıydı.

Altında da şu yazıyordu:

“Şimdi öpüşme…”

Sanki Hristiyan düğünlerinde tanık olduğumuz “Şimdi gelini öpebilirsin” gibi bir ifade yani.

Dergi çok uzun ve derin bir makale ile son ayların en çok konuşulan dizi “Heated Rivalry”(Kızışmış Rekabet)  dizisini inceliyordu.

Dizi konusunda beni ilk uyaran bir kadın oldu

Dizi Kanada’da buz hokeyi liginde oynayan iki rakip takımın iki erkek oyuncusu arasındaki aşkı anlatıyordu.

Aslında Kanada’da bağımsız bir yapımcının yaptığı diziydi.

Ancak öyle tutuldu ki HBO bunu aldı ve bütün dünyada yayına koydu.

Bu dizinin nasıl bir etki yapacağı konusunda beni ilk uyaran kızım Gülümsün oldu.

Gülümsün’ün televizyon alanındaki trendleri çok önceden görme konusunda inanılmaz bir yeteneği vardır.

Diziyi çok sevmişti.

“Baba bu diziyi kadınlar, erkeklerden çok sevecek”

Ama bana yaptığı asıl değerlendirme şuydu:

“Bu diziyi kadınlar erkeklerden daha çok sevecek…”

“Nasıl yani” demiştim.

İki erkeğin arasındaki aşkı kadınlar daha mı çok sevecek?

Haklı çıktı.

Bu diziyi bütün dünyada kadınlar erkeklerden daha çok sevdi.

İtiraf edeyim ben ilk bölümünü seyrettim ama devam edemedim.

New York dergisi de mükemmel bir makale ile işte bu psikolojiyi incelemiş.

“Haydiii… ne oluyor bu kadınlara yahu”

Kapaktaki alt başlık ise şu:

“Kadınlar bu gay erkek romantizmi karşısında neden kendinden geçti?”

Hatta içerdeki makalede şöyle bir ifade bile vardı:

“Hs….tirr…Ne oluyor bu kadınlara yahu…”

Bugün Türkiye’de tartıştığımız konulardan çok uzak, eminim siyasetten başka hiçbir şey konuşamayan bir erkek sınıfına göre de “Çok marjinal” bir konu diye bakabilirsiniz.

Ama unutmayın.

Hayat, televizyon ve sosyal medyadaki “Konuşan siyasi trol kafaların vasatlığından ibaret” bir yer değil.

Hatta, New York’daki makaleyi okuyunca bu olayın, şu tamamen “Hetero” sandığımız dünyada, bu psikolojinin “Milli ve yerli” hallerinin olabileceğini de düşünebilirsiniz.

Yepyeni bir kavram: Heterokaramsarlık

Mesela dergi şöyle yepyeni bir kavram ortaya atmış:

“Heteropessimism”

“Heterokaramsarlık” yani…

Sadece başka ülkelerde değil, Türkiye’de de insanların artık eskisine göre daha az seviştiğini ortaya koyan yüzlerce dergi kapağı, bilimsel makale okudum.

Ama insandaki sevgi ve aşk duygusu kaybolmuyor…

Japonların icat ettiği bir kavram: “Fujoshı”

Meğer bunu anlatan çok ilginç bir Japonca kavram varmış:

“Fujoshi…”

Yani “Çürük kız…”

Ama buradaki “Çürük” kelimesi bizdekinden farklı.

“Erkekleri seven erkekleri seven kız” anlamına kullanılıyormuş. Bunun temeli de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Japonya'da meydana gelen “Psikolojik çöküntü” içinde doğan yeni bir edebiyat türü varmış.

“BL…”

“Boys Love…”

“Erkek aşkı…”

Bir tür “Erkek erkeğe romantizmi…”

Bir zamanlar el ele gezen Türk erkeklerinin romantizmi

Bunu illa da erotizm olarak görmeyin.

Erkekler arasındaki rekabet, çekişme, hırs ve buna benzer ilişkiler de bu “Erkek erkeğe” edebiyatının unsurları.

1960’lı yıllarda Ankara’da öğrenciyken Kızılay’a çıktığımda beni en çok şaşırtan görüntülerden biri ele ele gezen erkeklerdi.

Sonradan öğrendim ki Anadolu’nun bir çok şehrinde yaygın ve normal bir davranışmış.

Bugün baktığım zaman o görüntülerde tam da bir “Erkek erkeğe romantizm” görüyorum.

Star Trek’in “amok zamanı” bölümündeki “cinsel delirme” neydi?

Daha ilginç bir örnek…

1960’lı yılların kült dizisi “Star Trek’in  ikinci sezonundaki “Amok Zamanı” adlı bölüm bu türün ilk örneklerinden biri olarak görülüyormuş.

Kaptan Kirk ve Spock, bir ara “USS Entreprise” adlı ana gemiden kopup bir süre bir gezgende yaşamak zorunda kalıyorlar.

Orada Spock’un karakterinde sapkın bazı değişmeler başlıyor.

Güya bu, “Vulcan ırkına 7 yılda bir gelen cinsel bir delilik halidir…”

Spock’a bu cinsel delilik hali gelir ama bunu tatmin edecek bir dişi yoktur.

İşte orada Spock’la Kaptan Kirk arasında bir tür “Erkek erkeğe dostluk” başlar.

Cinsel değildir ama ana gemideki ilişkiden farklıdır.

Silikon Vadisindeki teknolojik “gay erkek mafyası”

Bunları okurken dijital dünyanın en önemli dergilerinden “Wired’ın” bu ayki kapağı da önümdeydi.

O da ilginç bir kapak.

“Sadece üyeler” yazıyor.

Altında ise şu yazılı:

“Teknolojik gay mafyasının kapalı kapıları ardında…”

O da silikon teknoloji vadisindeki “Erkek erkeğe” ilişkileri anlatıyor.

Neyse bu karmaşık meselelerden daha basitine geleyim.

Kancık: “Milli ve yerli” bir soyunma odası kavramı

Hasan abinin yıllar sonra bize hatırlattığı “Futbol kancıktır…” deyişi nereden geliyor.

Bu laf aslında tipik bir “Soyunma odası argosudur…”

Kökeni de Fatih Terim’e bağlanır.

1990’lardan itibaren basın toplantılarında dinlerdik.

Bu soyunma odası argosu zamanla tribünlere de yayıldı.

Fatih Terim bunu, biraz masumlaştırarak telaffuz ederdi:

“Futbol nankördür…”

Bu arada şu ayrıntıyı da aktarayım.

Divanu Lugati't Türk’de bile var

Ben uzun yıllar “Kancık” kelimesinin Farsçadan geldiğini zannederdim.

Oysa tamamen, yüzde yüz “Milli ve yerli bir Türkçe kökenden geliyormuş.

Divanu Lugati Türk’de de “Dişi köpek” anlamında kullanılmış.

Bugün ise biraz “Kaosu romantikleştirme” amacıyla kullanılıyor.

O zaman gelelim başlıktaki soruya:

“Futbol kancık, ama dünyanın en vurdulu kırdılı sporu buz hokeyi erkek mi…”

Futbol onun yayında romantik bir “Erkek sporu” olarak kalmıyor mu…

Erkek romantizmi kitaplarını hep niye kadınlar yazıyor?

Geliyorum bu psikolojinin temelindeki asıl ilginç noktaya.

Bu “BL”, yani “Erkek erkeğe romantizmini” yazan insanlar.

Bu kitapların yazarlarının neredeyse tamamı kadınlar. Nitekim bugün en ciddi dergilerin kapaklarına kadar giren “Heated Rivalry” dizisi de Kanadalı kadın yazar Rachel Reid’in kitap serisinden uyarlama.

O serini adı da “Game Changer…”

Yani “Oyun değiştirici”

Masumiyet Müzesi’nden uzun bir “günahkar” kadın kuyruğu

Popülist liderlerin “LGBTİ aleyhtarı” iklimi yaymaya çalıştığı bir dünyada gerçekten “Oyun değiştirici” bir dizi değil mi…

Dün New York Times’da okudum.

Dizinin o ünlü sahnesinin çekildiği, her tarafı camla kaplı ev yakında ziyarete açılacakmış.

Önünde “Masumiyet Müzesi’inkinden daha uzun bir “Günahkar kadın”  kuyruğunun oluşacağına eminim.

Türkiye’de boşanma sayısı evlenmenin yüzde 35’ine ulaştı

Dünya psikolojisi, popülist liderlerin sahip olduğu siyasi güçle bize sunmaya kalktıkları kadar homojen değil.

Onların sahip oldukları bir siyasi gücü, insan duygusu ve psikolojisini “tektipleştirme” konusundaki ihtiraslarının çarptığı duvarlar var.

Geçen gün açıklandı.

Türkiye’de boşanmalar evlilik sayılarının yüzde 35’ine ulaştı.

Büyük şehirlerde “Kadın kadına yemek ve toplanma” alışkanlıkları giderek yayılıyor.

Aile bakanlığı olayı dine bağlayıp çözmek istedikçe, insanlar dinden uzaklaşıyor.

Hasan abi sen en iyisi başka bir kavram bul

Sonuç olarak diyeceğim ki…

Hasan abi 81 yaşında acayip bir futbol enerjin var.

Ama “Futbol kancıktır” cümlesi artık 90 yaşında…

O futbolu ise çok genç insanlar oynuyor.

Onların piskolojileri Lefter-Can-Metin Oktay dünyasındakinden çok farklı.

Bence iyi bir Galatasaraylı olarak daha “Zamana uygun” bir kavram bulmanın zamanı ve yaşı geldi…

Çünkü en vurdulu kırdılı sporu seven kadınlar, futbolu da çok sevmeye başlayacak.