Lütfen, KAMPANYAYI ADAYLARA BIRAKIN

Erol Çevikçe

Eğer CHP ve YEŞİL SOL Parti ve İYİ Partinin temel ilke ve amaçları eşitlikçi ve özgürlükçü laik demokratik cumhuriyet ise, kuruluş ve asıl hedefi İslami cumhuriyet olan bir AK Parti iktidarını sandıkta engellemekten önce ve önemli başka bir hedefleri olamaz, olmamalıdır.

Bu anlayışta oldukları için özellikle CHP ve İYİ Parti Genel Başkanları gerçekçi olmayan bireysel yanlışlarına karşın, 14 ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinde hedef birlikteliği gösterdiler. Yeşil Sol Parti aday göstermediği için Kürt kökenli yurttaşlarımızın oyu da büyük çoğunlukla CHP Genel Başkanına geldi.

Yine de o seçim öncesi ülke ve halk aş-iş derdi bakımından son yarım yüz yılın en çaresiz ve sahipsiz durumuna düştüğü halde AK Saray (Tek Adam) yüzde +1,5 ile de olsa sandıktan çıkmasını becerdi. Geniş kamuoyuna göre becermedi “becertildi”? 

Becertildi çünkü ekonomi batakta ve halk arayışta iken, yirmi yıl boyunca adım adım “yola devam” diyen bir iktidar için kamuoyundaki “bu kez gidiyor” beklentisi boşa çıktı.  Özellikle Ana Muhalefetin akıl dışı yanlışları yüzünden Partili Cumhurbaşkanlığı hükümet (Tek Adamlık) sistemi kalıcı hale geldi.

Artık, laik demokratik cumhuriyet yerine, İslami cumhuriyet kurmayı amaç ve hedef edinen bir iktidarı durdurabilmek için 31 Mart 2024 Belediye Seçimleri son ve yaşamsal fırsat ise, bu Üç Parti en azından İstanbul – Ankara – Adana – Mersin ve Antalya’da ortak aday konusunda uzlaşmak zorundadır.

Burada en kritik boğaz yani İYİ Partinin geçen seçimde HDP için gösterdiği önyargılı ve çelişkili çıkışlardan daha önemlisi, AK Sarayın geçen dönem başlarında kılıç salladığı “kayyum” uygulamasını koz olarak kullanmasıdır. Ona karşı önlem almak ve öneri geliştirmek için başta CHP olmak üzere her İKİ Partinin de Yönetimlerine çok büyük sorumluluk düşmektedir.

İstanbul’da geçen seçim E. İmamoğlu için gösterilen anlayışın gerekçeleri diğer illerde olduğu gibi genel bir R.T. Erdoğan karşıtlığında birleşmişti. 31 Mart 2024’te tam tersine salt Tek Adamın şahsında değil, Tarikat ve Vakıfların etkisindeki AK Sarayın gelecek vaatlerine odaklanan bir muhalefet stratejisi gereklidir.

Son seçimde kamuoyunun popülist merakına kapılarak İstanbul ve Ankara Belediye Başkanlarının “asıl görevlerinden koptukları” karşı propagandasının daha şimdiden Mart 2024 için kullanılmaya başlandığını görmek gerekir.

7 500 liraya mahkûm sabit gelirliler ve yoksulluk sınırının altındaki en geniş halk kesimi elbette pahalılık ve geçim derdinin hesabını sandıkta soracaklardır. Ancak geçmiş gösteriyor ki, belediye seçimlerinde bu gerçeğin yanında yerel hizmetlerden şikâyetlerin de seçmenin oyunda önemli ölçüde payı vardır. 

Özellikle yaşadığımız son deprem faciasından sonra İstanbul ve Adana’da konu çok daha acil durum almıştır. Bu gerçeği gören AK Saray en üst düzeyden yetkili makam ve olanakları başta İstanbul olmak üzere bu iller için tahsis etmiş durumda.

Bütün bu gerçekler karşısında üzülerek şu saptamayı yapmak durumundayım; “kaptan olarak gemiyi salimen sahile ulaştırmak görevimdir” derken CHP Genel Başkanı, “Belediye Başkanlıklarını kazanmak için Genel Başkan kalacağım!” diyorsa, 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinin sonucundan ders almamıştır demektir.

Özellikle beş büyük ilde CHP Genel Başkanı yukarıda işaret ettiğim koşullara göre ve parti kuralları içinde Adları belirleyip, KAMPANYAYI bir an önce ADAYLARA BIRAKMASI gerekir. Yeter ki, ülkenin geleceğini görüp, sorumlu ve özverili davranabilsin.