1960 ihtilalinden sonra demokratik yaşama geçeli yüce divana gitmiş ilk başbakan Mesut Yılmazdır. Neye karşın? Benim bildiğim gelmiş geçmiş Rize kökenli en varlık bir aileden gelen çok eğitimli ve yüksek karakterli, dürüst bir Karadenizli olmasına karşın. Yani boğazında bir kuruş kamu kaynağı olmadığını herkesin bildiği ve politik yaşamda kendisi gibi çok değerli akrabası olduğu halde.
Siyasal görüşlerimiz ayrıydı. Turgut Özal 1980‘den sonra Türkiye’yi küresel sermayenin rüzgarına kapılarak bütün sektörlerde aklına uygun genç bir kadro kurduğunda, en önde Mesut Yılmaz’ı yanına almıştı. Önce turizm sonra da dışişleri bakanı yaptı.
İlk yakın karşılaşmam bir politik toplantıda ben CHP’den, O’da ANAP’tan konuşmacı idik. Mağrur ve özgüvenli hali herkesin dikkatini çekmişti. Dediğim gibi Özal’a karşı diğer bütün kurucu ve bakanlara bakarak mesafeli ve saygılı da olsa asi bir hali vardı. Sanıyorum ailenin hem politik geçmişinden hem de ekonomik durumundan olmalı, hiç alttan almayan tutumu takdir toplamıştı.
Özal’dan sonra M. Yılmaz kongrede partinin genel Başkanı oldu. İşte ondan sonra O’nun için zor dönemler başladı. Çünkü Türk politik yaşamına uygun ne karakteri ne deneyimi vardı. Üstelik Milli Görüş siyasetinin palazlandığı evreler başlamıştı.
Karşısında merkez sağın Tansu Çiller’li Doğruyol(DYP) ve Refah’lı N. Erbakan vardı. 1995 seçimi sonrası önce Çiller ile koalisyon hükümetinin başbakanı oldu. Hakkında yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkan Çiller’den ayrıldı ve Refah ile koalisyon yapmak istedi. Ancak Genelkurmayın son anda dolaylı darbe tehdidine boyun eğdi ve vaz geçti. Ne var ki Mesut Yılmaz’ın boşluğunu, vakit geçirmeden T. Çiller doldurdu ve N. Erbakan’ı başbakan yaptı.
O olayın rüzgarı hala sürüyor. M. Yılmaz laik demokratik cumhuriyete bağlılığı dolaysıyla yaptığı o hareketin Türkiye’ye faturası aslında O’nun değildi. Ancak o tarihten sonra M. Yılmaz bir anlamda politikada yalnız kaldı. Yine de 1992 seçiminde Rize’li hemşerileri O’nu seçtiler ve Ecevet’in A. Öcalan’ı Türkiye’ye getirdiği koalisyon hükümetinde Başbakan yardımcısı oldu.
Tarih boyu çok tartışmalı olan Karadeniz Otoyolu, Mesut Yılmaz’ın sayesinde başlamıştır. 2002’den sonra o proje ve ticaret bankası dedikodusu dolaysı ile yüce divana gönderildi. Ne mecliste ne de anayasa mahkemesinde M. Yılmaz için en küçük bir suç inancı olmadığı için kısa sürede aklandı. Ne var ki o olay aile içinde bazı dramatik durumlara sebep oldu ve bence o yüzden yakalandığı melhuz hastalık yüzünden kaybettik. Onurlu ve kimlikli bir siyaset adamıydı, nurlar içinde yatsın.