ADİL ALİ CİNEL ve MURAT KUMBASAR

Erol Çevikçe

İkisi de siyasi yaşamımda çok özel yeri olan Karadenizli CHP’lilerdi. Adil ile iki dönem milletvekilliği yaptık. M. Kumbasar ise Rize İl Başkanı olmanın ötesinde partinin Karadeniz’de önderlerindendi.

İkisi de, Kemal Satır, Nihat Erim ve Turan Feyizoğlu gibi tutuculara karşı Bülent Ecevit’in 1972 kurultayında verilen mücadelesine öncü olan beş İl Başkanının arasında yer aldılar. Dolayısı ile kazanılan 5. Olağanüstü Kurultay’la Ecevit’in Genel Başkanlık kapısının açılmasında sonucu belirleyen örgüt lideriydiler.

ADİL A. CİNEL, 1973 seçiminde Milletvekili seçildi. Benim de ilk TBMM’ye girdiğim o seçim, CHP’nin tarihinde Başbakan olduğu iki dönemin övülen isimlerindendi. CHP’nin sola açılırken temel ilke ve hedeflerini korumak konusunda özverili ama ödünsüzdü. Sosyal Demokrat Milletvekili olarak Trabzon’un sorunları ile doğrudan ilgili olduğu kadar, MYK Üyesi olarak Türkiye’nin bütün illerinin sorunlarını avucunun içi kadar bilirdi. 

1976 kurultayı öncesi MYK’dan istifa ettiğimiz ve D. Baykal ile birlikte parti içi kadro açılımını başlattığımız beş Milletvekilinden ben E. Çevikçe, Prof. Haluk Ülman, Tankut Akalın ve diğeri de A. Cinel’di. Hareket içinde son derece sözü dinlenen ama asla Karadenizlilerde var olan benlik savını hiç göstermeyen bir karakteri vardı.

Yakın zamanda kaybettiğimiz gün benim için içten bir yeis olan A. Cinel’deki bu karakter adeta aynen MURAT KUMBASAR’da da vardı. Rize’nin en saygın bir ailesinden olan M. Kumbasar, üyelikten öte hiçbir gün partide kariyer peşinde olmadı. Ama her zaman Genel Başkanlar indinde, kurultaylarda fikri alınan, sözü geçer bir üyeydi.

Rize’nin köklü Kumbasar ailesinden olduğu kadar ailenin Karadeniz’e yayılan birçok politikacılarından farklı bir kişiliği vardı. Trabzon’un Akçaabat ilçesi doğum yeri olduğu için Trabzonspor’un ilk şampiyonluk yıllarındaki katkıları ve Uzun Göl’ün dışa açılımında ve Türkiye’nin ilk karayolu Maçka tünelinin temel atılışında her zaman yanımda idi.

Ayrıca bu konuda Babasının kamu görevlisi olduğu için Türkiye’nin en ücra ve yüksek sınır ilçesi Başkale’de geçirdiği gençlik yıllarına ek olarak Muğla’dan Artvin’e kadar Parti Görevi için ayağını basmadığı yer yoktu.

Tam bir Karadenizli yapısından dolayı yeri geldiğinde dik başlı ve aynı zamanda doğruyu arayan bir uysal yaratılıştaydı. Son zamanlarını hep parti konusundaki çabaları ile bilinen M. Kumbasar’ı da genç yaşta kaybettik. 

İkisi için de söylenecek tek söz, tam bir laik demokratik cumhuriyetçi parti kahramanıydılar. Unutulmamalarını diliyorum.