Darbelerden çok çektiğini söyleyen, yasaksız bir Türkiye ve demokrasi vaadiyle 23 yıldır iktidarda olan AKP iktidarının geçmişte neyi eleştirdiyse ona dönüştüğü, partiyle devletin bütünleşik hale geldiği, her geçen gün otoriter uygulamalarla kendisinden olmayan, kendisi gibi düşünmeyenlere yaşam alanlarını daraltan, onların sesini kesen, kurumlar eliyle baskı kuran, devlet olanak-imkanlarını rakipleri için erişilmez hala getiren bir dönem, AKP dönemi.
19 Mart’ta İBB davalar süreci aynı zamanda iktidar partisinin genel başkanı olan cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan ‘’asrın yolsuzluğu’’ suçlamalarıyla bir süreç başlatıldı. Seri tutuklamalar, gözaltılar halen devam ediyor. Daha iddianame çıkmadan cumhurbaşkanı tarafından ‘’turpun büyüğü heybede, birbirlerinin yüzlerine bakamayacaklar’’ sözleri, ‘’peşin suçlu’’ ilan eden aylar süren medya yayınları… iktidar basınında aynı başlıkla çıkan manşetlerle; iddianameye, yargılamaya gerek kalmadan kesin suçlu ilan edilerek CHP’li belediyeleri mahkum ettiler.
Sadece iktidara yakın yazılı ve görsel konvansiyonel medyada değil, 86 milyon yurttaşın vergileriyle varlığını sürdüren devletin TRT’si de iktidar yanlısı suçlayıcı yayınlarını sürdürdü. Oysa TRT AKP iktidarından önce iktidar muhalefet ayrımı gözetmeksizin tarafsız-eşit yayın yapan halkın-milletin TRT’siydi.
Aylar sonra iddianame çıktı, aylarca süren 560 milyar liralık yolsuzluk, parke altındaki milyon dolarlar, delegelere dağıtılan cep telefonları, KİPTAŞ’tan verildiği iddia edilen evler gibi suç isnatlarının hiçbiri iddianamede yer almadığı, tutarsızlıklar olduğu ortaya çıktı, iddianamenin tutarsızlıkları CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından sıklıkla dile getiriliyor.
Ağır saldırılara muhatap olan CHP duruşmaların TRT’den ve isteyen kanallardan canlı yayınlanmasını, iddia makamının iddialarının ve savunmaların 86 milyonun huzurunda canlı yayınlanması, aylardır yönlendirilmeye çalışılan kamuoyunun da doğru kanaat sahibi olmasına katkı sunması için sayısız kez CHP’li yetkililerce dile getirildi. İktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de de canlı yayın konusunda olumlu açıklamalar yaptı. Erdoğan’ın olabilir yönündeki açıklamaları, kamuoyunu biran umutlandırdı. Bununla ilgili yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğu söylendi, CHP yasal düzenleme için yasa teklifini verdi. Şimdi gözler canlı yayına olumlu bakan iktidar ortağı MHP ve yargı makamlarından önce peşin suçlu olduğunu iddia eden iktidar partisi AKP’de.
Eğer AKP’nin iddia ettiği gibi CHP’liler birbirlerinin yüzlerine bakamayacak kadar ağır suç işlemişler, turpların büyüğü de ortaya çıkmışsa bırakın canlı yayınlasın, herkeste neyin ne olduğunu görsün.
Şu ana kadarki gelişmelere bakılacak olursa AKP buna izin vermeyecekmiş gibi gözüküyor. Bizimde sıkça katıldığımız ve tanık olduğumuz daha birkaç gün önceki diploma davasında Silivri’de yaşananlar ortada. Hep yapılageldiği gibi boş büyük salonlar dururken duruşmanın en küçük salona verilmesi, izlemek için gelenlere karşı güvenlik güçlerinin uygulamaları, bırakın izleyicileri milletvekillerinin bile güç bela salona girdiği bir tablo.
Bu duruşmalar için, dünyanın en büyük duruşma salonu yapılıyormuş; yapılsa ne olur, salonlara insanlar alınmadıktan, insanca muamele yapmadıktan sonra!
YASSIADA DURUŞMALARI CANLI YAYIMLANDI
Bu sıcak gündem arasında bir dostumuz arayıp ‘’biliyor musun ben babamla birlikte Yassıada mahkemelerini canlı olarak izledim’’ deyince şaşırmadığımı söyleyemem. Ve dedi ki sadece duruşmaya gidenler değil, duruşmalar filme alınıyor daha sonra il ve ilçelerde sinemalarda halka gösteriliyordu deyince şaşkınlığım bir o kadar daha arttı.
Düşünebiliyor musunuz askeri darbe olmuş, yargılamalar askeri mahkemelerde yapılmış, halkın izlemesi için Kabataş’ta kurulan irtibat bürosuna gitmek için başvuranlar Yassıada’ya götürülmüş. Duruşmalar TV olmadığı için TRT radyodan canlı yayımlanmış, duruşmalar filme alınıp Yassıada’ya gidemeyenler için sinemalarda izleme olanağı sağlanmış.
65 yıl sonra darbelerden çok çektiğini iddia eden, yasaksız bir Türkiye ve demokrasi vaadiyle iktidar olanların döneminde duruşmalar canlı olur mu, olmaz mı, izleyiciler salonlara alınsın mı alınmasın mı konuşuluyor.
Denilebilir ki, darbeciler Menderes ve diğer yargılananları halkın gözünde itibarsızlaştırmak için duruşmaları halka açık yaptılar, TRT radyoda canlı yayınladılar, filmlere çekip sinemalara götürdüler; demokrat oldukları için değil diyebilirler!
Tamam, aylardır suçlamalar yönelten, suçlu olduğunu ilan eden, peşin suçlu ilan edenlerde iddialarına güveniyorlarsa halkında öğrenmesinin önünü açsınlar, halkın olan biteni görmesini sağlasınlar.
Halk iddia sahiplerini de, suçlamaya maruz kalanları da dinlesin, izlesin neyin ne olduğunu görsün ona göre karar versin.
Herhalde demokrasimiz darbe dönemlerinden daha ileri, yargımız Yassıada mahkemelerinden daha adil, daha hakkaniyetlidir…
Kendini vazgeçilmez gören, eleştirilere tahammülü olmayan, partiyle devletin iç içe geçtiği, devlet kurumlarıyla parti örgütü ayrımının ortadan kalktığı, devlet gücünün iktidar partisinden olmayan belediyeleri ‘’hasım-rakip’’ olarak gördüğü, kurumların halkın acı-çile çekmesine yol açan uygulamaları çekinmeden yapması veya yerel yönetimlerin çalışmalarına engel olması; demokrasinin önündeki en büyük engeldir!