Sıra da Balıkesir-Ahmet Akın mı var?

Ergün Aydoğan

                               

Muhalefete yönelik soruşturmaların, yargısal operasyonların işaret fişeği iktidarın sesi halini alan medya organlarında yayınlanıyor, kamuoyunda tartıştırılıyor, algı oluşturuluyor ardından planlanan operasyon gerçekleşiyor. İktidarın sesi Sabah gazetesinde yayınlanan habere göre İçişleri Bakanlığı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın hakkında 2024’te yapılan ihaleye yönelik soruşturma izni verdi.

Soruşturmada Cumhuriyet Bayramı kutlamaları öncesi Milli Kuvvetler Caddesi’ne yapılan ve 28 Ekim’de tamamlanan dekoratif süsleme, tak kurulumu ve özel ışıklandırmaları kapsayan ihalenin 31 Aralık 2024’te, iş bittikten 2 ay sonra düzenlendiği, sözleşmenin 15 Ocak 2025’te imzalandığı öne sürüldü. Kamu zararı oluştuğu iddia edildi.

Sabah gazetesi, bakanlığın konuya ilişkin soruşturma izni verdiği bilgisini paylaştı.

Bu haber ve gelişmeler üzerine, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Başkan Ahmet Akın hakkında soruşturma izninin verildiği ‘’usulsüz ihale’’ iddialarını yalanladı. Açıklamada, iddialara konu ihaleyle ilgili belediye bütçesinden herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle kamu zararı oluşmadığı vurgulanarak, Ahmet Akın hakkında verilen soruşturma iznine Danıştay nezdinde itiraz edileceği bildirildi.

19. yüzyılın ilk yıllarında başlayan ıslahat ve yenileşme hareketlerinin en önemlilerinden biri 1868 yılında Şûra-yı Devlet adıyla kurulan Danıştay siyasi saiklerden bağımsız kuruluş felsefesinin gereğini yapacaktır.

BALIKESİR’İ GÖREN GÖZLER ERZURUM’U GÖRMEZ!

Ahmet Akın ile ilgili haberlerin çıktığı günlerde Erzurum Belediyesinin ‘hediyelik eşya’ işletmesine döndüğü haberleri çıktı tabi iktidar medyasında değil. Belediye başkanı Mehmet Sekmen ziyaretçileri için; kol saati, kemer, çanta, deri erkek cüzdanı, erkek kemeri, erkek kartlığı, 150 kg karışık çerez, 180 kg dökme çikolata, 925 ayar 160 adet gümüş takı seti ve daha milyonlarca harcama, tasarruf tedbirlerine rağmen harcama yapılmış!

Kim, niye yaptın, kamu zararı diyecek merci var mı, yok. Çünkü orası iktidar belediyesi!

DEVLETLEŞEN İKTİDAR GÜCÜYLE SİSTEMATİK OPERASYONLAR

19 Mart darbesiyle İBB-Ekrem İmamoğlu ile başlayan operasyonlar, partili cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlarına verdiği ‘’şu CHP’li belediyeleri silkeleyin’’ talimatıyla birlikte iktidar elindeki devlet gücüyle CHP’li belediyeler üzerinde kamusal, yargısal her türlü baskıyı artırdı. Soruşturma baskılarıyla ‘’ya bize katıl, ya hapse atıl’’ diye formüle edilen bir süreç halini aldı.

Birçok belediye başkanı ve çalışanı tutuklanırken hakkında soruşturma açılan veya açılacağı iddia edilen bazı belediye başkanları AKP’ye katıldı. Katılım kervanına son olarak Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu katıldı.

Hatırlayalım…

Aylar süren bir gündemle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Balıkesir Ahmet Akın, Afyon Burcu Köksal’ın AKP’ye geçeceği iddia edildi. Sayısız kez yalanlamalarına rağmen iktidara yakın basın organlarında geçiyorlar diye yazıldı, konuşulmaya devam edildi.

Ne olduysa biranda Mustafa Bozbey hakkında 2019 öncesi Nilüfer belediye başkanlığı dönemine ait iddialarla ilgili soruşturma başlatıldı ve tutuklandı. Şimdi akıllardaki soru şu Özlem Çerçioğlu ve Şehitkamil belediye başkanı hakkında açılan soruşturmaların AKP’ye geçince kapandığı gibi Mustafa Bozbey’de AKP’ye geçseydi 2019 öncesine ait soruşturma dosyası kapatılacak mıydı; geçmediği için mi tutuklandı?

Burcu Köksal hakkında eşi üzerinden yine Sabah gazetesinde çıkan ‘’yolsuzluk’’ iddiaları ile ilgili soruşturma süreci devam edecek mi yoksa AKP’ye geçişiyle birlikte iddiaların üzeri örtülecek mi?

Bu sorular kamuoyunda sıkça merak edilen haklı sorulardır. İdeolojisiz, siyasi temeli olmayan bu siyasi geçişler toplumun siyasete olan güven duygusunu zedelemektedir. Seçmen beğenmediğini değiştirme, beğendiğini seçmesinin bir anlamı kalmadığını, iktidardan hesap sormak için seçtiği muhalefet belediye başkanının hesap sorduğu iktidar partisine kendi iradesi dışında katılmasıyla, verdiği oyun, yaptığı tercihin bir anlamı olmadığı duygusuna kapılmaktadır.

Seçilmişler seçmenin iradesini başka bir partiye taşıma hakkına sahip midir; seçilirken seçmene partiye değil şahsıma oy veriyorsunuz, ihtiyaca göre veya canım istediğinde istediğim partiye geçebilirim diye mi seçmenden oy istedi. Seçilmişler bu hakkı nereden alıyor. Transfer yapanlar milli irade gaspı yapmış olmuyor mu?

PARTİ DEĞİŞTİRENLERİN SONU…

İktidar siyaset üretmekte, yeni projeler geliştirmekte zorlandığı, halkta heyecan uyandıramadığı için, muhalefeti zayıflatmak, psikolojik üstünlük kurmak için bir zamanlar karşı olduğu transferleri yapmakta bir sakınca görmüyor diyelim.

Peki bugün törenle alınanlar tekrar aday yapılır mı derseniz. Çünkü bu oportünist siyasetçilerin halkta bir karşılığı yok. Halk bunları siyasi çıkarlarının gereği her an parti değiştirebilir, güvenilmez olarak görüyor.