Hukukun üstünlüğü mü, üstünlerin hukuku mu?
Yasalar önünde herkes eşit mi yoksa birileri biraz daha mı eşit?
Hukukun temel iddiası tarafsızlık olmalı. Yasa, toplumdaki herkese aynı mesafeden bakmalı ve aynı ölçülerle hüküm vermeli. Hukukun meşruiyeti önemli ölçüde bu eşitlik ilkesinden doğar. O nedenle sıkça Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu, tarafsız ve bağımsız olduğu iddia edilir. Toplum, hukukun kişilere göre değişmediğine, gücü elinde bulunduranlarla-muhalifler arasında ayrım yapılmadığına inanmak ister.
Bu genel girizgahtan sonra yaklaşık bir yıl sonra başlayan Ekrem İmamoğlu/İBB davasına ve dördüncü günün sonundaki gözlemlerimize.
Aşırı güvenlik önlemleri, görevlilerin tutuklu yakınlarına karşı sert, hoyrat, baskıcı, mobinge varan tavırları…
Mahkeme heyetinin başta tutuklulara karşı nezaketten uzak ‘’sanık Ekrem’’ ve ön ismiyle hitabı, savcının azarlayan hitap şekli, basın mensuplarına karşı tutum.
Salon içinde çok fazla jandarma var. Tutuklular ve avukatlar arasında jandarma koridoru oluşturuluyor. Jandarmaların tüm dikkati ve gözü tutuklu aileler ve izleyicilerin üzerinde. Kendi aralarında fotoğraf çekimine bile müsaade edilmiyor. Tutanak tutuluyor, telefonlar alınıyor. Tutuklular salona alınırken yakınlarına el sallaması, selam vermesi, göz göze gelmesi sorun olarak görülüyor; sürekli olarak müdahale ediliyor, bu da haklı olarak gerginliklere yol açıyor.
Yaklaşık bir yıldır tutuklu olanlar arasında çocuğunun doğumunu göremeyen, baba dediğini duyamayan, çocuğunun yeni okuma yazmayı öğrendiğini bilmeyenler var!
Tutuklular salona alınmaya başladığında herkes ayakta yaklaşık bir yıldır göremediği yakınlarının ismini bağırıyor, karşılıklı el sallıyor, sevgi, hasret sözcükleri haykırıyor, moral cümleleri kuruyor! En son Ekrem İmamoğlu salona girerken eller havaya kalkıyor, selamlar, öpücükler, ‘’Cumhurbaşkanı İmamoğlu’’ sloganları atılıyor. Tutuksuz yargılanan baba Hasan İmamoğlu çıkış tünelinin başında oğluna ‘’selam’’ verebilmek için ayakta bekliyor. İmamoğlu geldiğinde tutuklular ayağa kalkıyor. Avukatların olduğu tarafa el sallayan İmamoğlu, yakınındaki tutuklularla tokalaşıp, sarılıyor.
Çıkış anında, tutuklu olan İBB İmar Daire Başkanı Ramazan Gülten’in kızı Maya, babası cezaevindeyken dünyaya geldi. Gülten’in eşi ‘’kızın Maya ilk kez baba’’ dedi diyerek haykırdı. Gülten, el sallayıp, yumruğunu kaldırarak gülümsedi…
ETKİN PİŞMANLIKTAN FAYDALANMAK İSTEYEN…
Duruşma, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen Ağaç A. Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunmasıyla 10:40 gibi başladı.
Aylardır onun üzerinden, onun beyanlarına dayalı köpürtülen iddiaların sahibi Ümit Polat, suçlamalarla sözlerine başladı. Bazı şüpheli işlemlerin dikkatini çektiği, üstlerine aktarmak istediğini ama ulaşamadığını. Dolaylı yoldan Özgür Özel’e ve İstanbul Valisi’ne kuzeni Ağaç Aş personeli üzerinden kendisine, 19 Mart operasyonundan önce ‘’Ses çıkarmasın, beklesin, zaten bir şeyler olacak yakında’’ dediğini dile dile getirdi; İstanbul Valisi Davut Gül anında Polat’ı yalanladı.
‘’Hakim, 3 farklı ifade vermişsin. Hep Ali Sukas’la ilgili bilgi vermişsin, o aldı demişsin. Ben para almadım demişsin ama senin aldığını söyleyenler var. Ümit Polat, ‘’Onlar etkin pişmanlıktan yararlanmak için söylemiş olabilirler.’’ Hakim, ‘’ E sen de iki kez etkin pişmanlıktan yararlanmak istemişsin.’’
Ümit Polat, ‘’Milletin konuştuğunu söylüyorum. Duydum ben zaten. Hiçbir ifademde gördüm demedim ki.’’
Ümit Polat, ‘’Ali Sukas’a para verilirken hiç görmedim ama çantaların boş çıktığını gördüm.’’
Ali Sukas’ın avukatı ‘’Nasıl bir çantaydı?’’ Polat, ‘’Bilmiyorum’’ Hakim ‘’E o zaman içinde ne olduğunu nerden biliyorsun?’’ Polat, ‘’Öyle düşünüyorum.’’
Savcı ekrana, MASAK raporuna dayandırılan bazı aylarda 20 milyarlık para çıkışının olduğu bir grafik-tablo yansıttı.
Söz alan Ali Sukas ‘’Bizim bir ayda ya da bir yılda 20 milyarlık ödeme yapma ihtimalimiz var mı? Ağaç AŞ’nin hiç böyle bir bütçesi oldu mu?’’
Ümit Polat, ‘’2024 yılında 5 küsur milyar bütçe vardı diye hatırlıyorum. Öyle bir ödeme söz konusu olamaz.’’ Polat, ‘’Milletin konuştuğunu söylüyorum. Hiçbir ifademde gördüm demedim ki, duydum sadece. Ben para istendiğini görmedim’’ dedi.
Savcı, ‘’Ümit bunlar senin beyanın, sen bunları söyledin ya’’ deyince.
Ümit Polat, ‘’Para istenmedi, ben görmedim’’ diyerek yineledi.
İmamoğlu salondan ayrılırken ‘’Ayda 20 milyar ödemeye çıktı diye tablo yapmışlar. Bu kurumun yıllık bütçesi 5 milyar. Bu tabloyu yapan iddia makamı, savcılık. Bunu devletin bir kurumu yapamaz.’’ İmamoğlu ‘’Ben yüzde 65’i AK Parti döneminde bu kuruma hizmet edenlerle çalıştım o kişi bana bir satır yazsaydı yeter, ben kuruma denetim yollardım. Bu kurum bin 600 kez denetlendi, iç denetimler hariç. Bizden önceki 5 yılda 140 kez onun için bana bir not bile yollamadı’’ dedi.
İmamoğlu’nun ‘’iftira makamı!’’ diye çıkışması üzerine; savcı, salondan çıkarılmasını istedi, gereğini yapın!
Bu arada 1994 yılından beri İBB’de çalışan Ümit Polat, Ağaç AŞ ile iş yapan firmaların uçuş kartlarını kullanmış, yurtdışına ailecek tatillere gitmiş, şirket yetkilileriyle yemekler yemiş; iş yapılan şirketlere rutin ziyaretler yapmış.
Duruşmaya 13’te 14:30’da başlamak üzer ara verildi. Aradan sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu Ümit Polat’a soru yöneltecekti ama basının oturduğu yerden kaldırılması isteyen hakim, duruşmayı Pazartesi’ye erteledi. Mesele basının oturduğu yer değil, kısa da olsa Ekrem İmamoğlu ile diyaloğa girmesiydi; onun için salonun en arkasına atılmak istendi!
Ve duruşma pazartesiye kaldı…