"Türkiye Yüzyılı" diye hedef koyanların geldiği yer, yüzyılın finansal soygunu oldu. Fon veya borsada yatırımı olsun olmasın, vatandaşın gündemi, her şeyiyle iktidarın içinde olduğu yüzyılın soygunudur. Sıcağı sıcağına yapılan kamuoyu araştırmalarında vatandaş, birinci öncelikli sorun olarak fon vurgununu görmektedir.
Bu yaşananlar, sistemsel tek kişilik yürütme rejiminin ürettiği bir sistem krizidir. Bu sistemde denetim, hesap sorma ve hesap verme yoktur. Liyakat aranmaz; liyakat olsa bile göreve gelenin sorumlu olduğu kural, kurum ve hukuk değil, atayan siyasi iradenin tercihleridir. Göreve gelen de bilir ki atayanın tercihlerine aykırı hareket ettiği anda görevi sona erecektir. Görev süresinin yasal teminatı yoktur; görevde kalacağı süre, atayan iradenin inisiyatifine bağlıdır. Cumhurbaşkanı kararıyla olayların merkezindeki SPK Başkanlığına Muhsin Atcı, başkanvekilliğine Ersin Başar Ekmekçi, kurul üyeliğine Yasemin Girici atandı. Şimdi bu isimler yasal sorumluluklarına göre mi, atayanın iradesine göre mi görev yapacak?
SPK, Borsa İstanbul, Takasbank, MKK, BDDK, MASAK ve DDK üyelerinin tümü iktidarın tercihine göre görevdedirler. Fondan yüksek gelir elde ettiği iddia edilen Türkiye Sigorta genel müdürü, Diyanet Vakfı, çok sayıda vali, kaymakam, üst düzey kamu görevlileri ve bakanlar, yüzün üzerinde olduğu iddia edilen milletvekillerinin hepsi iktidar cenahındandır. En basitinden Tera’nın borsaya açılmasına olur vermeyip görevden alınan, görevden alınanların yerine gelenlerin olurlarıyla borsaya açılmasına olur vermeleriyle ilgili; görevden alınanlar neden görevden alındı, yenileri neden atandı, bunu soracak bir yapı, düzen, merci yoktur.
İktidar, sermayenin tabana yayılması adına vatandaşı fon ve borsaya yatırım yapmaya yönlendirmiştir. Vatandaş, düşürülemeyen yüksek enflasyondan korunmak, faizden kaçınmak adına yatırımlarını devletin kontrolündeki sermaye piyasasına güvenerek yapmış ve soyulmuştur. Bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey kamu görevlileri binlerce kat yüksek kazanç elde ederken birilerinin, yani insider trading (içerden bilgi alma) yapamayacak küçük yatırımcının soyulacağını bilmiyor olamazlar.
Yüzyılın fon soygununda iktidar, soygunun etkisini azaltarak, önemini düşürerek, hangi ölçü ve değerlendirmelere göre yapıldığı belli olmayan küçük ödemelerle; "ödeniyor" duygusu yaratıp zamana yayarak en az siyasi hasarla unutturmak istiyor, tıpkı daha öncekilerde olduğu gibi. Dış mihrakların işi, FETÖ, darbe veya benzeri suçlu aramalarının işe yaramadığı görülüyor. İktidarın kendi içinden yükselen sağduyulu sesler "oyuna gelmeyin" diye bastırılmaya çalışılıyor.
Muhalefete uygulanan acımasız yargı uygulamalarının aksine fon olayında iktidar olabildiğince hassas ve nazik davranıyor. Doğru düzgün gözaltı, tutuklama yok; olanlar da bilinmiyor, kamuoyuna yansımıyor. Şeffaflık yok. Gönüllülük veya tövbe hesabına kimin ne kadar para yatırdığı bilinmiyor. Resmen ikili hukuk düzeni işletiliyor…
Yeni Nesil Siyaset…
Yeni Parti, yeni nesil siyaset iddiasıyla iktidara alternatif olduğu bütün kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkıyor. İktidarın muhalefete yönelik "soygun, vurgun, para kuleleri…" suçlamaları fon vurgunu ve kayyım belediyelerde ortaya çıkan rüşvet suçlamalarıyla kendine döndü. Özellikle fon vurgunu, toplumda derin bir sorgulamaya yol açtı.
Muhalefete Düşen Büyük Görev:
Yüzyılın fon vurgununda her kafadan farklı rakamlar ve verilerle kamuoyunda rakam, isim ve sorumlu enflasyonu yaratmak yerine…
Oluşturulacak finans-ekonomi uzman heyetinin öncülüğünde, ilgili kurumlara yapılan siyasi atamalar; tek tek isimler, yapılmayan denetimler, kamu kaynaklarıyla büyütülen fonlar, haksız verilen bankacılık izinleri, çıkar karşılığı borsaya açılma izinleri… Fon soygunu önlenebilir miydi, ne yapılmalıydı, ne yapılmadı? Yapılmasına izin vermeyen irade! Siyasetin sorumluluğu! Fon krizi küresel piyasalardan kaynaklı global bir kriz değil, sistemsel sorundan kaynaklıysa sorumluları…
Ve doğrudan etkilenen yatırımcılar, dolaylı etkilenenler, ekonomiye doğrudan ve dolaylı rakamsal etkileri. İktidar çevrelerinin zenginleşmesine yol açan, iktidar kontrolündeki bu vurgun olmasaydı ekonomiye ve vatandaşa doğrudan katkısının boyutu…
Elbette muhalefet ciddi anlamda mücadele veriyor ama her kafadan farklı isimlerin ve rakamların dile getirilmesi zihinsel bulanıklığa yol açıyor; farklı rakam ve isimler gündeme getirildikçe soygunun büyüklüğü önemsiz hale geliyor, bir süre sonra ilgi odağı olmaktan çıkabiliyor.
Çok iddia, çok söylem, çok kişi yerine konu bütünlüğü ve anlam birlikteliği sonuç almakta daha etkili olacaktır. Ülkenin sorunlarını kim çözer sorusunun karşılık bulması adına bu süreç muhalefet için büyük bir fırsata dönüşebilir!