Öne Alınmış Seçimler; Muhalefet Dikkat!

Ergün Aydoğan

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in aylar öncesinden yaptığı, "Erdoğan bir kez daha (dördüncü kez) aday olmak istiyorsa görev süresinin yarısında, görevinin 2,5. yılında (Kasım 2025) seçimleri yenileyelim" teklifi iktidar cenahında karşılık bulmadı. Çünkü o günlerde gündemi muhalefet belirliyor; moral üstünlüğü ve psikolojik üstünlük muhalefette bulunuyordu. Kamuoyu araştırmalarında açık ara önde gösteriliyor, birden fazla cumhurbaşkanı adayıyla seçimlerin kazanılabileceği iddiaları sıkça dile getiriliyordu. Tıpkı 2023 seçimlerinde "kazanacak aday" iddialarının öneminin olmadığı, "Kola kutusunu koysak kazanıyoruz" söylemlerinin havada uçuştuğu günler gibi!

Erdoğan’ın iktidarını aralıksız sürdürmesinin en büyük özelliği, iktidar partnerlerini sürekli olarak yenilemesi olduğu kadar; muhalefetin dağınıklığı, bir araya gelememesi ve bir şekilde operasyonlarla güçsüzleştirilmesidir.

İktidar en iyi bildiği taktikle, "Bizim muhalefeti dizayn etmek gibi bir görevimiz var" diyerek yerel seçimlerden sonra güçlenen muhalefeti sıralı operasyonlarla etkisizleştirme, halkın nezdinde umut olmaktan çıkarma stratejisini hayata geçirdi.

Önce "Belediyeleri silkeleyin" talimatıyla muhalif belediyeler üzerinde ekonomik baskı oluşturdu. Özellikle CHP’li belediyeleri operasyonlarla, soruşturma baskısı altına aldı. Muhalefetin öne çıkan en önemli ismi ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal etti, Silivri Cezaevine attı. Sayısız belediye başkanı tutuklandı. Siyasi transfer borsasını açtı; onlarca belediye meclis üyesi, belediye başkanı ve milletvekilini "teklif" ve "tehdit" yoluyla transfer etti. Bu transfer borsası hâlâ açık…

İktidar bu transferlerle muhalefetin umut olmaktan uzaklaştığı, kendisinin ise hâlâ bir çekim ve güç merkezi olduğu mesajını kitlelere yaymak istedi. "Terörsüz Türkiye" projesiyle, 2023 seçimlerinde terörist olmakla suçladığı DEM Partiyi yanına çekerek muhalif olmaktan çıkarıp iktidar partneri hâline getirdi.

CHP’li belediyelere yapılan operasyonları yeterli görmedi; Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal yapısını "belgesiz, kanıtsız, ispatsız" iddialarla, mutlak butlan kararıyla 3 yıl sonra Kılıçdaroğlu ve ekibine teslim ederek CHP’nin bölünmesini sağladı.

Bitti mi? Bitmedi…

Muhalefetin öne çıkan cumhurbaşkanı adaylarından Mansur Yavaş’a yönelik çevresini boşaltma operasyonlarının ardından, hakkındaki bazı soruşturma iddiaları gündem yapıldı. Cumhurbaşkanından aylar öncesinden istenen randevu, tam da Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül gününe verildi. Ankara’nın sorunlarını konuşmak için yapılan görüşme, butlancı CHP yönetimi tarafından ağır eleştirilerin yapılmasına yol açtı. Randevuyu o güne veren Erdoğan tarafından bunun öngörülmediği, planlanmadığı düşünülemez. Butlancı CHP yönetimi, Mansur Yavaş’a yönelik eleştirileriyle Erdoğan’ın planlarını boşa düşürmedi!

Butlancı CHP yönetiminin Mansur Yavaş ve belediye başkanları üzerinden meşruiyet arayışı ile zorlaması, kaybolan toplumsal desteği sağlamaz.

Büyük halk desteğiyle kurulan Yeni Parti adı üzerinden yeni bir tartışma başlatıldı; her şey bitti, sıra isim tartışmasına kaldı. Neymiş? "Yenilik Partisi" diye bir parti varmış, "Yeni" ile "Yenilik" karıştırılabilirmiş. Bu asla masum bir isim tartışması değildir.

Erdoğan’ın 2023’te zayıf da olsa "aday olamaz" tartışmaları, aynı zayıflıkta bu seçim sürecinde de devam etmektedir. İktidar "böl, parçala, yut" stratejisiyle muhalefete yönelik operasyonlarına devam edecek; iktidar gücüyle muhalefeti etkisizleştirdikten sonra Meclisten 360 milletvekili kararıyla istediği tarihte seçim kararı alacaktır. Transfer, teklif ve tehdit yöntemi sonuç almak için kullanılacaktır.

Ekrem İmamoğlu’nu adaylık denkleminden çıkarmak isteyen iradenin, muhalefetin öne çıkan diğer isimleriyle ilgili boş duracağı düşünülmesin. Her an başka operasyonların yapılacağı göz ardı edilmemeli. Sistem gereği bir partinin tek başına kazanma ihtimali kolay olmadığına göre muhalefet bu kararlılıkla birleşik muhalefet hareketini tahkim etmeli, iktidar olacağı güvenini kitlelere yaymalıdır.

Evet, Erdoğan değiştirilen anayasaya göre dördüncü kez aday olamaz ama buna "dur" diyecek bir mekanizma yok! 2023’te olduğu gibi "Nasıl olsa kazanıyoruz" kolaycılığına girmeden, kazanacak aday etrafında birleşilmelidir.

İktidarla ilişkiler zorunlu hâller dışında askıya alınmalı, butlancı CHP yönetimiyle iş birliği görüntüsünden kaçınılmalıdır.

Sadece iktidarın olumsuzluklarını dile getirerek değil, "Yeni Türkiye" hayali kurdurularak hareket edilmelidir. Umutsuzluk değil; her alanda umutlu gelecek planları anlatılmalıdır.