Koltuk hırsı, Kılıçdaroğlu, mutlak butlan

Ergün Aydoğan

                                

Hadi diyelim ki beraber yürüdüğünü düşündüklerinizin ‘’hançer darbesi’’yle kaybetmeyi düşünmediğiniz koltuğunuzu kaybetmenin duygusuyla yıllarca karşı mücadele verdiğiniz düşünülen iktidar tarafından CHP’li belediyelere yapılan operasyonların nezdinizde bir önemi yok… Millet iradesinin gaspı olarak da görmüyorsunuz!

Birçoğuyla geçmişte yol yürüdüğünüz onlarca belediye başkanlarının aylardır tutuklu kalması, birçoğu hakkında iddianame bile olmaması, Silivri duruşmalarında ‘’acı, yürek burkan’’ insan manzaraları, etkin pişmanlıkçıların itiraflarını geri çekmesi, Ankara’dan İstanbul’a yürüdüğünüz ‘’hak hukuk adalet’’ taleplerinize ne oldu!

Ne koltuk hırsıymış arkadaş ne milletin çektiği çile, ne üreticinin perişanlığı, ne sanayicinin hali, ne emeklinin ezilmişliği, ne okul baskınları; eğitimin geldiği nokta, ne gençlerin umutsuzluğu; ülkeyi terk etme hali ezcümle; ülkenin hızla çöküşe gitmesi, yönetilemiyor olmasının da bir önemi yok! Önemli olan sadece kaybedilen konforlu koltuklar mı!

Öyleymiş ama koltuk hırsı yok denmişti!

Anımsayalım tarihi 2023 Mayıs seçimleri sürecinde muhalefetin cumhurbaşkanı adayı ile ilgili birçok isim gündeme geldiğinde. İsimler üzerinde değerlendirmeler yapılırken Kılıçdaroğlu’nu savunanların en güçlü argümanı Kemal beyin ‘’koltuk hırsı yok, zaten belli bir yaşta, iki yıl görev yapar, parlamenter sisteme geçer bırakır’’ iddiasıydı.

Koltuk hırsı var mıymış yok muymuş mutlak butlan beklentisiyle yanıp tutuşuyor olmasıyla kamuoyu kararını verecektir.

Mutlak butlan ‘’en başından itibaren geçersiz sayılan ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaması durumudur. ‘Ölü doğmuş’ bir işlem olarak nitelendirilerek; tarafların iradesiyle düzeltilemez ve hakim tarafından resen (kendiliğinden) dikkate alınması.

Yani…

İktidarın milletin özgür iradesiyle CHP’li belediye başkanlarını seçiyor olmasını tanımayıp ‘’seçimleri iptal’’ etmesi veya yargı yoluyla görevden uzaklaştırarak el değiştirmesinde olduğu gibi…

Mutlak butlan beklentisi içinde olanlar da önce Kılıçdaroğlu’nun kendi oluşturduğu delegelerin iradelerini sonra yenilenen kongrelerle yeni oluşan delegelerin iradelerinin de yok sayılarak yaşananların yaşanmamış sayılması en başa dönülmesi delegenin vermediği görevi mahkemelerin vermesini beklemek millet-delege iradesine değil mahkemelere güvenmektir.

AKP iktidarı ile CHP’de iktidarını kaybedenlerin hedef birlikteliği!

İktidar CHP tartışılsın, halkta güven erozyonu yaşasın, halk CHP’ye olan güvenini kaybetsin ben iktidarımı sürdüreyim planlarını yürütürken en çok güç aldığı yer CHP’de iktidarını kaybedenler!

Yok sayılmasını istedikleri yönetimden adaylık talebi yapanlar, belediye başkan adayı olup kaybeden, kazansaydı sesi çıkmayacak olan Hatay Belediye Başkan adayı Lütfi Savaş’ın şikayeti. Eski CHP’li sıfatıyla iktidar medyasında buldukları alanlarda her gün CHP yönetimi ve CHP’li belediyelere saldıranların beklentisi de kaybedilen makamların iktidar eliyle kendilerine verilmesi.

Mutlak Butlancılar…

İktidara o kadar çok güveniyorlar ki birkaç vakte kadar CHP’nin kendilerine verileceğine inanıyorlar.

İktidara yakın kamuoyu araştırma kuruluşları araştırmalar yapıyor ‘’Mahkeme mutlak butlan kararı verir ve Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan olursa, Cumhuriyet Halk Partisine oy verme eğiliminiz ne yönde olur?’’ ve ‘’Mahkeme mutlak butlan kararı verir ve Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan olursa, size göre Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ne yapmalı?’’ soruları soruluyor.

Bu siyasete açık müdahale, operasyon değil de nedir. Siz mi karar vereceksiniz bir partinin başına kimin gelip gelmeyeceğine; size ne!

Bu araştırmada da görüldüğü gibi murat edilen öyle sizin sandığınız gibi Kılıçdaroğlu’na kamuoyunca bir tepki yok, Bay Kemal partinin başına gelse de CHP seçmeni partisinden ayrılmaz algısı; operasyon yapılabilir!

Yine öyle zannettiğiniz gibi CHP seçmeninin Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel bağlılığı yok Bay Kemal’in gelmesi CHP seçmenini rahatsız etmez algısı oluşturulmaya çalışıldığı çok açık.

İktidara yakın gazeteci Fatih Atik sürekli Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edip onun sesi gibi haberler yapıyor. Fatih Atik ‘’Kılıçdaroğlu geri dönüyor. Soruşturmalarda adı geçen belediye başkanı ve vekilleri partiden ihraç edecek. CHP’yi CHP’lilerin temizlemesi lazım. İstinaftan tedbir çıktığında PM’deki dengeler değişiyor.’’

Bay Kemal tarafından bu iddialara bir yalanlama gelmiyor. İktidarın yapmak istediği bu; mesnetsiz, ispatlanmamış iddialara muhatap olanlar partiden ihraç edilsin, CHP bölünsün, kendi içinde tartışılır hale gelsin. CHP kirli değil ki temizlensin.

Kimsede demiyor, ya bırakın siyaset kendi mecrasında yürüsün.

‘’Dezenformasyon’’ kavramı; doğru bilgileri yanıltıcı olarak sunarak kafa karıştırıp, algı çalışması.

‘’Deep Snow’’ ifadesi vardır; gizli ve derinlemesine kamuflaj anlamına gelir; ‘’gerçek kimlik’’ saklanır.

Bütün bu süreçler; Hukuki değil siyasi, arınma değil siyasi alan temizliği, iktidarda kalmak isteyen AKP iktidarının CHP içindeki iktidarını kaybedenlere CHP’yi verme vaadiyle CHP’yi etkisiz kılmaya dönük operasyonlardır. Yıllardır süren kontrollü seçim, kontrollü muhalefet, kontrollü yönetim anlaşmasıdır.