İktidar hesapları, iktidar CHP ilişkileri

Ergün Aydoğan

                              

CHP, AKP ile ilişkilerini gözden geçirmeli. Birinci olduğu yerel seçimlerden sonra birinci olmanın verdiği sorumluluk duygusuyla başlattığı ilişki kurma ve normalleşme çabalarına derhal son vermeli, ilişkileri en alt düzeyde zorunlu hallerle sınırlamalıdır.

AKP demokrasiye inanmayan, milli iradeyi sadece kendisinin seçilmesi olarak görüp, kendisi dışındakilerin seçilmesini ‘’hata’’ olarak gören, kontrol ettiği devlet gücüyle ve araçsallaştırdığı yargı eliyle bir şekilde seçilmişleri görevlerinden uzaklaştıran bir iktidardır.

Neden mi ilişkileri kesmeli CHP?

AKP iktidarı 2019 yerel seçimleri ve özellikle 2024 yerel seçimlerinden sonra normal yollardan iktidar olma şansının azaldığını görünce bakanlara verdiği ‘’CHP’li belediyeleri silkeleyin’’ talimatıyla belediyelerin düne kadar sorun oluşturmayan SGK ve vergi borçları biranda sorun görülerek CHP’li belediyelerin alacaklarına, varlıklarına el kondu. Projeleri onaylanmadı. Kredi kanalları kapatıldı. CHP’li belediyelere devlet eliyle taarruz başlatıldı! İktidar gücüyle CHP’ye savaş açtı!

Muhalefet üzerinde sopa gibi kullanılan yargı!

Ne diyor Erdoğan ‘’biz bir yargı devletiyiz!’’

Yargı devleti haline gelen yargı devleti ama nasıl?

İktidar işine geldiği gibi ‘’milat’’ oluşturuyor 17/25 Aralık’ta olduğu gibi 2019’u ‘’milat’’ olarak kabul edip CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde 2019 sonrası iş ve işlemler üzerinden soruşturmalar yürütüyor. 2019 öncesi doğru kabul edilenler 2019 sonrası aynı iş ve işlemler CHP’li belediyeler için suç unsuru haline geldi. Mesela AKP’li bir belediyenin ‘’çorba’’ dağıtması suç oluşturmazken, CHP’li bir belediyenin ‘’çorba’’ dağıtması suç. Aynı şekilde AKP’li bir belediyenin kreş açması, vakıflara yardım toplaması suç oluşturmazken, CHP’li bir belediyenin kreş açması, vakıf kurması, vakfa bağış alması suç haline geldi; Tanju Özcan örneğinde olduğu gibi.

Sanki kast sistemi var!

Çok nadir de olsa ayyuka çıkmış bazı olaylar karşısında AKP’li belediyeler soruşturmaya tabi olduğunda derhal iddianamesi hazırlanıyor, yargılama tutuksuz olarak sürüyor ve en kısa sürede sonuçlandırılıyor. İş CHP’li belediyelere gelince belediye başkanları önce tutuklanıyor, 9 ay gibi bir süre geçmesine rağmen iddianame hazırlanmıyor; bu tutuklamaların neye göre yapıldığı sorusunu akla getiriyor. Mesela Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı; hala iddianameleri yok.

İktidarın belediyeler üzerinden yürüttüğü yargısal süreçlerde ortada iddianame olmasa bile suçlamalar en ileri düzeyde yapılıyor, yargı süreci bitmiş gibi ‘’çıkar amaçlı suç örgütü lideri’’ veya ‘’üyesi’’ yaftaları atılıyor, günlerce yayınlar yapılıyor; yargılama yapılmadan hüküm veriliyor, suçlu ilan ediliyor. İktidara yakın bir isimle ilgili yolsuzluk gündeme geldiğinde derhal basın yasağı getirilip kamuoyu tarafından bilinmesinin önüne geçiliyor.

Bütün bunlar ağırlaşan sorunları çözmekte zorlanan iktidar muhalefetle çözüm önerilerinde yarışmak yerine, elindeki yargısal güçle, muhalefeti yolsuzluklar üzerinden itibarsızlaştırma stratejisi izliyor.

O halde, iktidar ele geçirdiği devlet gücüyle partinin kurumsal yapısı ve belediyeler üzerinden her gün operasyonlar düzenlerken, belediye başkanlarını tutuklayıp hapse atarken aman ‘’iç cephe’’yi sağlam tutalım, etrafımız ‘’ateş çemberi’’ birlik olalım veya ‘’terörsüz Türkiye’’ komisyonuna katkı sunalım anlayışının bir anlamı yoktur. Seni yok etmek isteyen bir anlayışla yürütülen her ilişki iktidarın hukuksuz işlerine meşruiyet sağlar. İktidarın sana karşı yaptığı hamlelerini normalleştirir.

Yolsuzlukla suçlanan, kapatılma tehdidiyle karşı karşıya kalan CHP, iktidarın iktidar gücüyle üzeri ‘örtülmüş’ belgeli, kanıtlı yolsuzluklarını bıkmadan usanmadan her mitingde görsellerle meydanlarda anlatmalıdır. Bütün siyasi davaların savcısı adalet bakanı ile ilgili ‘’tapu’’ ve ‘’mal varlığı’’  iddialarının üzerine gitmeli; aydınlığa kavuşması için zorlamalıdır!

CHP iktidarla ‘’zorunlu haller’’ dışında bütün ilişkilerini kesip ülkeyi teslim alma halini, siyasi hareket alanı yok etmesini, demokrasiyi askıya almasını; yeni bir çıkışın, daha iyi bir demokratik yaşımın olabileceğini halka anlatmalıdır!

‘’Adalet Tanrıça’’sının belirgin bir özelliği gözünün bağlı olmasıdır. Gözbağı sembolünün bir anlamı ‘’yargıcın karar verirken duygularının etkisinden arınması ve olayları aklın soğuk muhakemesinden geçirmesidir.’’

Siyasi saiklerle tutuklanan içerde unutuluyor!

Geciken adalet, adaletsizlik ise; tutuksuz yargılama esasken bir yılı bulan tutuklu yargılamalar, 9-10 aydır iddianamenin olmaması, adaletsizlik değilse nedir?