Kimin hain, kimin kahraman olduğu hükmünü millet-tarih verecektir o hükmü vermek işimiz, haddimiz değildir.
Ülkenin kurucu, son seçimlerin birinci partisi CHP’sine iktidar eliyle yapılan yargısal operasyonla tarihi günlerden geçiyoruz. İktidar değişikliğine umut bağlayan hayalleri-umutları yıkılan yığınların meydanlarda ‘’hain Kemal’’ feryatları yükselirken, iktidar yargısının verdiği görevi kabul ederek genel başkanlığa oturan Bay Kemalin CHP Genel Merkezi önünde halka açık bayramlaşmada Türkiye’nin dört bir tarafından getirilenler ‘’Kahraman Kemal’’ pankartları açtı.
Mahkemenin tedbir kararıyla koltuğundan alınan seçilmiş genel başkan Özgür Özel partilileriyle bayramlaşma programında Ankara İl Başkanlığı önünde Güvenpark’ta toplanan yüzbinler ‘’hain Kemal’’ diye feryat etti. O sesler Güvenpark’tan ülkenin ve CHP’nin kurucu liderinin huzuruna Anıtkabir yürüyüş yolunda da devam etti. Kitleleri susturmak, yükselen tepkileri dindirmek kolay değil.
Kuramsal ve kavramsal olarak kahraman ve hain!
Kahraman, kendi çıkarlarını veya canını hiçe sayarak bir topluluğun, değerin ya da ilkenin yücelmesi için hareket eder. Hain ise şahsi çıkarları, korkuları veya ideolojik sapmaları uğruna bağlı olduğu gruba veya değerlere zarar verir.
Taraf değiştiren bir figür, eski tarafı için ‘’hain’’ olurken, yeni taraf için bir ‘’kahraman’’ olarak görülebilir.
Kahramanlığın temelinde korumak, kurtarmak veya ileri taşımak vardır. Hainliğin temelinde ise yıkmak, teslim etmek veya zarar vermek yatar.
Kahramanlık ortak değerler uğruna kendinden vazgeçmek, hainlik ise kişisel çıkarlar uğruna değerlerden vazgeçmektir. Çizgi o kadar incedir ki, bir eylemin sonucunun ne getireceği ve toplumun onu nasıl yorumlayacağı bu ayrımı kesinleştirir.
KİMİN KAHRAMANI…
Cumhurbaşkanlığı seçim süresince TRT Bay Kemale toplamda 36 dakika ayırdı. Aynı TRT Bay Kemalin 28 dakikalık basın toplantısının tamamını canlı yayınladı. CHP Genel Merkezi önündeki bayramlaşma programını, evden çıkış ve program sonrası eve dönüşünü kesintisiz yayınladı. Geçmişte yer vermeyen ‘yandaş’lıkla suçlanan iktidar kanallarının tümü canlı yayın yaptı.
BAY KEMAL KİME NEDEN KIZIYOR
Kendisine Bay Kemal diyen Erdoğan’a kızmak yerine, kendisine her koşulda sahip çıkan partililere, yol arkadaşlarına kızıyor ve Bay Kemal hitabını kabul ederek Erdoğan’la aynı safta yer alıyor; belki de hep öyleydi!
BAY KEMAL KİTLELERİN UMUDUNU NASIL YIKTIN…
Gelişini sağlayan kaset operasyonunun sorumlularını hiç merak etmedin. Yargının FETÖ’ye teslim edilmesine yol açan 2010 anayasa referandumunda yeterince mücadele etmedin. Ergenekon, Balyoz davalarına sahip çıkmadın. Amiral bildirisine imza atanları sahipsiz bıraktın. 2011-2015-2018-2023 seçimlerinde CHP’lileri tasfiye ettin, CHP ile ilgisi olmayan o kadar çok ismi milletvekili yaptın ki hangi birini sayalım.
2014 yerel seçimlerinde birçok FETÖ iltisaklı ismi aday yaptın, FETÖ’den lojistik destek aldın. 2015’de seçim kaybeden AKP iktidarına ‘’istikşafi’’ görüşmelerle can suyu oldun. Bir tek CHP’linin bile bilmediği Ekmelettin İhsanoğlu diye birini MHP’nin önerisiyle ‘’ekmek için Ekmelettin’’ diyerek aday yapıp CHP’lilere ‘’tıpış tıpış oy vereceksiniz’’ (ben vermedim) diyerek Erdoğan’ın kazanmasını sağladın.
15 Temmuz FETÖ darbesini TV ekranlarından izledin, Yenikapı’da darbenin zeminini oluşturan iktidara destek verdin. Meclis’te FETÖ’ye meydan okuyan Özgür Özel’i ima ederek ‘’gizli FETÖ’cüleri geç gördüğüm için özür dilerim’’ diyerek iktidar operasyonlarının önünü açıyorsun.
AKP ile anayasa masasına oturdun, anayasanın ilk üç maddesi değiştirilebilir demen yetmezmiş gibi ‘’laiklik tehlikededir diyemem’’ o da yetmedi AKP’ye bakınca 1930’ların CHP’sini görüyorum diyerek Atatürk dönemi CHP’sini eleştirdin. Türbana geçit verdin, yasağı kaldırmakla övündün. Tekke ve zaviyeler açılabilir, tarikat ve cemaatleri sivil toplum örgütü olarak gördün. Özür dileyerek, helalleşerek geçmişin yükünü CHP’ye yıktın.
Anayasaya aykırı olmasına rağmen evet diyerek dokunulmazlıkların kaldırılmasını sağladın Selahattin Demirtaş, Can Atalay ve birçok ismin cezaevine atılmasına, milletvekillerini iktidar yargısının insafına terk ettin.
Bir tek yasayı reddetmeyen, hiçbir milli bayrama katılmayan Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı yapmak için büyük çaba harcadın. Mecburiyetten aday yaptığın Muharrem İnce’ye ‘’gel bakalım Muharrem’’ diyerek değersizleştirdin, kazanması için değil kazanmaması için çaba harcadın. 2018’de olağanüstü kurultay için toplanan imzaları ihraç baskısı ve belediye başkanlığı, milletvekilliği adaylık vaatleriyle imzaları geri aldırarak kurultayın olmasının önüne geçtin.
Kazanılacak 2023 seçimlerini sırf kendini adaylaştırmak için 6’lı masa kurdun, aylarca topladın en sonunda masada hiç aday konuşulmadı dedin. Kararlar oy birliğiyle alınacak kararına rağmen kazanacak aday olsun diyen Meral Akşener’e masadan kalk dedin. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın adaylığına mani oldun. İmamoğlu’nun ceza alacağı gün Almanya’ya gittin. İkinci turda kimsenin haberi olmadan Ümit Özdağ ile protokol yaptın.
CHP Genel Merkezi 14’üncü katını CHP ile ilgisi olmayan FETÖ, AKP ve MHP’li danışmanlarla doldurdun.
DEĞİŞİMİN ÖNÜNDE DURULMAZ
Kaybedilen seçimler sonrası seçmenin duygusal kopuşlarını göremedin ‘’buradayım be buradayım’’ dedin, delege yeter git dedi. Demokratik bir değişimi ‘’ihanet’’ olarak gördün. 2024 yerel seçimlerindeki birinciliği kurultay kaybında olduğu gibi içselleştiremedin. CHP’nin iktidara yürüyor olduğunu kabul edemedin. Geçmişte çok eleştirdiğin iktidar yargısının belediyelere yaptığı operasyonlara karşı çıkmak yerine arkadaşlarının ‘’yolsuzluk’ yaptığını ima ettin. Erdoğan’ın ‘’şaibe’’ suçlamalarına ‘’Kurultayda şaibe yoktur’’ diyemem diyerek sahip çıktın, CHP’nin suçlu olarak görülmesine yol açtın.
Hak hukuk adalet dedin ama bir gün olsun Silivri duruşmalarına gelip gizli tanıkların, iftiracıların iftiralarını geri çektiğine bakmadın.
CHP GENEL MERKEZİNİN TALAN EDİLMESİNE YOL AÇTIN
Cumhuriyet tarihinde ilk kez mahkeme kararıyla bir partinin kurultayının geçersiz sayılmasına, kayyım atanmasına, 103 yıllık CHP’sinin binasına polis zoruyla girilmesine, partililere biber gazı sıkılmasına, plastik mermi atılmasını sağladın. İktidara yürüyen partiyi genel merkez ve Güvenpark olarak ayrıştırdın; tam da Erdoğan’ın istediği gibi!
Küresel güçlerin desteğini arkasına alan iktidardan gitmek istemeyen Erdoğan’ın bir kez daha aday olması, referandumsuz anayasa değişikliği projelerinin hayata geçmesi ihtimalinin kuvvetlendiği fikrini bir kez daha güçlendirdin.
YAPMAYIN KEMAL BEY…
CHP Genel Merkezi önünde kürsüden elinize tutuşturulan yazılı kağıttan Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığında ‘’boynunda idam ferman, isminin üstün hain ilanı vardı’’ tarihi hatasını bir tarafa bırakarak diyorum ki, ben ne yapacağımı biliyorum dedikleriniz yapmayın! Bu milletin gönlünde nasıl yer etmişseniz bırakın öyle kalsın, kendinize daha fazla zarar vermeyin!
Arınma iddianız gerçekçi değildir. Gerçek ise önce döneminizden başlayın; söyleyecek çok şeyimiz olmasına rağmen partili sorumluluğumuzun gereği yutkunuyoruz.