İktidara yakın Yeni Şafak gazetesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştiren başlıklar atıyor. İktidarın en büyük destekçisi Yeni Şafak gazetesinin Şimşek’i eleştiren bu tavrı sanki iktidarı eleştiriyor gibi gözükse de aslında bu eleştiriler iktidara değil Mehmet Şimşek’e eleştiridir.
Mehmet Şimşek, Nebati ve ondan önceki bakanların bir türlü rayına sokamadığı ekonomiyi rayına sokmak için ‘’zorla’’ göreve getirilmiştir. Nebati, Berat Albayrak ve diğerlerinin ‘’bir sonraki ay, bir önceki ay dan daha iyi olacak’’ hayal pazarlamaları sonuçsuz kaldığı için getirildi. Geldikten sonra da ‘’rasyonel ekonomi politikaları’’ uygulayacağız söylemiyle ‘’irrasyonel politikalar’’ uygulandığını kabullenmiş oldu.
Amma velakin Şimşek veya bir başkası kimin bakan olduğunun bir önemi yoktur. Bakan kim olursa olsun ekonominin-piyasanın gerektirdiği rasyonel politikalar uygulama hakkı olmadığı, uygulanacak politikalara ‘’Ben ekonomistim, ekonominin sorumlusu benim, ben’’ diyen Erdoğan olduğuna göre bakanın kim olduğunun… Merkez Bankası başkanının kim olduğunun bir önemi yoktur.
Ortodoks veya heteredoks her türlü politika denendiği halde istenen sonuç alınamamışsa sorun uygulayıcılarda, uygulayıcılar da 24 yıldır aynı olduğuna; verin yetkiyi, görün etkiyi dendiği halde verilen tam yetkiyle de düzeltilememişse, aynı akıl ve aynı yöntemle sonucun değişmesini beklemek gerçekçi değildir.
Faiz sebep enflasyon sonuç tezi doğru değilmiş!
Faiz sebep enflasyon sonuç tezi, talimatla düşürülen faiz sonucu enflasyonun patlaması, ağır bedeller ödenmesine ve bütün acı reçetelere rağmen düşürülememesiyle bu tez çökmüştür.
Dünyada hem faiz hem yüksek enflasyonda ilk beş ülke arasındayız.
Faiz oranında Venezuela’nın ardından TCMB, politika-gösterge faizi yüzde 37 ile ikinci sıradayız. Mevduat faizleri yüzde 47, ticari kredi faizleri aylık yaklaşık yüzde 3,49-5,00 seviyelerinde seyretmektedir. TÜİK’e göre nisan ayı enflasyonu yüzde 32,37 ile beşinci sıradayız. Denildiği bir sonraki ay bir önceki ay dan iyi olmanın ötesinde, Mart ayında enflasyon aylık %1,94 ve yıllık %30,87 olarak gerçeklemişti. Bizden önce yine Venezuela, Güney Sudan, İran ve Arjantin var. Yakın zamanda devlet başkanları Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılan Venezuela’da yıllık enflasyon yüzde 172, faiz oranı ise yüzde 58.59 seviyesinde.
Savaşın olduğu Ukrayna’da aylık 1.40, yıllık enflasyon 8.60. Rusya aylık 0.60, yıllık enflasyon 5.90. İran aylık 3.80, yıllık 50.00, ülkeler bile Türkiye’den iyi durumdadır.
Faizde Venezuela’yı takip eden, enflasyonda dünyada ilk beşte yer alan Türkiye’deki ekonomik tablo her kesimi oldukça zorluyor. Türkiye’deki enflasyon oranları Avrupa (Türkiye’yi kıskanan) ülkelerinin pek çoğunun yıllık enflasyonuna tekabül ediyor. Bu durum Türkiye’de ekonomik anlamda geçinebilmeyi de, üretim yapmayı da neredeyse imkansız kılıyor.
Finansa erişim ciddi anlamda zorlaşırken, erişilen finansman maliyetleriyle yatırım, üretim yapmak zorlaşırken, maliyet artışları rekabet şartlarını zorlamakta aynı zamanda tüketicinin ürüne erişimi her geçen gün zorlaşmaktadır.
Çiftçi, üretici, sanayici, KOBİ’ler zordadır; kepenk kapatmalar artmakta buda işsizliği artırmaktadır. Geniş tanımlı işsizlik oranı (atıl işgücü) % 29,9 seviyelerine yükselmiştir.
Yüksek borçlanma maliyetleri nedeniyle 2026 bütçesinde faiz ödeneklerinin 2 trilyon 742 milyar liraya ulaştığı görülmektedir. 2026 yılı bütçe kanunu teklifine göre, bütçenin % 31’i faiz giderlerine ayrılmış. 2026 yılı Ocak ayında bütçe giderleri içinde faiz giderlerinin payı % 27,9 olarak gerçekleşmiştir. Toplanan vergilerin önemli bir kısmı faiz ödemelerine gitmekte olup, yapılan analizlere göre her 5 liralık verginin 1 lirasının faize gittiğini göstermektedir. Faiz giderlerinin bütçedeki payı 2017’de % 8,4 seviyesine kadar düşmüşken, son yıllarda artmıştır.
Sözde faize karşı iktidarın faiz sarmalına dönen bu ekonomi politikaları vatandaş yararına olmadığı gibi sürdürülebilir değildir.
Varsılın daha varsıllaştığı servet transferidir.
Orta vadeli program şimdiden çökmüştür. 2026 yılı için yüzde 9,7 olan enflasyon beklentisi yüzde 16’ya yükseltilirken, 2027 ve 2028 yılları için sırasıyla yüzde 9 ve yüzde 8 olarak açıklanan hedeflerin tutması imkânsızdır; hedefler yüzde yüz şaşmıştır.
Aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek aptallıktır…