Her kesimin kendisine göre ‘Derin Devlet’ tarifi yanı sıra, özellikle AKP yanlılarının ‘vesayet sistemi’ eleştirileri ve ona yönelik siyasi iddiaları uzun süre gündemdeydi. Halen süren ‘Derin Devlet’in varlığı veya yokluğu bir tarafa iktidara yakın adeta iktidarın sözcüsü gibi davranan Zafer Şahin’in iddiasıyla ‘Derin Ankara’ olduğu kamuoyu öğrenmiş oldu. Vesayet sistemi eleştirilerine gelince artık itiraz edenler kendi vesayet sistemlerini oluşturdukları için, şikayet edenlerin şikayet ettiği manada bir vesayet sistemi yok ama AKP’nin ‘’FETÖ ve ABD’’ ile birlikte inşa ettikleri AKP vesayet sisteminden kolaylıkla söz edilebilir.
Sözü edilen ‘derin Ankara, Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in barışması ve İmamoğlu’nun tasfiyesini istiyor. Bunun için partinin akil insanları devreye girecek iktidarın istediği şartları oluşturacakmış! Özel’den istenen ‘’Ekrem İmamoğlu’nu ihraç et, Silivri’yi unut Ankara merkezli siyaset yap, Mansur Yavaş’ı aday yapma; biz seninle güllük gülistanlık bir ilişki kuralım.’’
Özgür Özel buna yanaşmıyor, yol arkadaşlarını yarı yolda bırakmıyor. Özgür Özel buna yanaşmadıkça operasyonlar devam ediyor; davalar Özgür Özel’e yöneliyor!
Sopa havuç politikası…
Hem operasyonlarla seni boğarız hem de; ana muhalefet partisiyle görüşebiliriz, neden görüşmeyelim diyerek seni hepten yok saymıyor, gözden çıkarmadık mesajı veriliyor.
Neymiş Zafer Şahin’in ‘Derin Ankara’ sı?
İktidarın çizdiği alanda, iktidarın belirlediği konular etrafında iktidar için tehdit oluşturmayacak şekilde ‘uysal’ muhalefet yöntemiyle yüzde 20’lere razı bir biçimde konforlu siyasetinizi sürdürebilirsiniz. Yok biz muhalefete razı değiliz artan, çözülemeyen sorunlar karşısında değişimle birlikte iktidar olmaya kararlıyız derseniz operasyonlara razı olursunuz.
Zafer’in dediğine göre derin siyasetin yapılış biçimini, alanını, yönünü önde gelen ‘akil insanlar’ belirliyor, derin Ankara YSK alanına girerek kurultay seçimlerini tartıştırıyor, geriye dönük kararlarla seçim güvenliğini yok sayıyor, hakimlere talimat veriyor, siyaset yargı kararlarıyla şekillendiriyor.
E bunlar bugüne kadar şikayet edilen ‘vesayet sistemi’ siyaseti kendi mecrası dışında belli güç odaklarının belirlemesi, siyasete müdahale, millet iradesini yok sayma diyorsanız haklısınız ama artık o vesayetçi yapı biz olduğumuz için sorun yok!
Sorun kendi vesayetini oluşturan iktidar gücüne karşı tehdit oluşturacak siyaset yapar, iktidar seçeneği haline gelirseniz ‘sistem’ gereğini yapar!
ERDOĞAN ADAY OLUR MU?
Sorusu kadar manasız bir soru olamaz. Çok uzun süredir Erdoğan aday olur mu, yerini oğlu Bilal Erdoğan, damat Berat Albayrak, Hakan Fidan veya başka birine bırakır mı; Erdoğan, yerini hiç kimseye bırakmaz kendi deyişiyle ‘emri hak vaki’ oluncaya kadar görev yapmak ister. Erdoğan, kendisinden sonra olası bir hesap sorulma ihtimaline karşı kendisinden başka hiçbir kimseye güvenmez; hesap sorulmasını da istemez.
ADAY OLABİLİR Mİ OLAMAZ MI?
Sorusu da bir o kadar anlamsız. Neden mi?
Anayasa değişikliğinde ilgili aday olma 101. maddesi değiştirilmediğine göre Erdoğan’ın üçüncü kez aday olma hakkı yoktu. Muhalefet biz adaylığına karşı çıkmayacağız, Erdoğan’ı sandıkta yenmek istiyoruz dedi. Seçimler öne alındı, süresini tamamlamamış sayılınca Erdoğan tekrar aday oldu. Şimdi yine olacağı bu. Seçimlerin normal zamanı 2028/Mayıs. Meclis seçimleri birkaç ay öne aldığında Erdoğan dördüncü kez aday olmasının önü açılmış olur.
Cumhur İttifakının seçimlerin öne alınabilmesi için yeterli sayı olan 360 üyesi yok, seçimlerin öne alınması için mutlaka CHP-DEM-İYİP desteğine ihtiyaç var muhalefet bu karara destek vermez. Vermez mi dersiniz?
Meclis üye dağılımı Cumhur İttifakı AKP 275, MHP 46, HÜDAPAR 4, DSP 1, toplam 326. 360’la seçimlerin öne alınabilmesi için 34 milletvekiline ihtiyaç var.
CHP 138, DEM 56, İYİP 30, Yeni Yol 20, YRP 4, Tip 3, DBP 2, EMEP 2, DP 1, Saadet 1, Bağımsız 9, toplam 266.
Diyelim ki CHP ve İYİP vermedi, Yeni Yol ve bağımsızlar, DEM ne yapar. Bunun için DEM siyasetçileri ile Erdoğan ilişkisine ve terörsüz Türkiye sürecine bakmak aydınlatıcı olur. Neden sizce ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ağır aksak gidiyor! Bir süre sonra kurucu önder payesi verilen Abdullah Öcalan’dan gelecek baskı-mesajlar, DEM siyasetinin taleplerine yönelik olumlu gelişmeler olduğunda DEM’in seçimlerin öne alınmasına karşı çıkması için gerekçeler ortadan kalktığında ne yaparlar?
Bütün bu tablo karşısında Erdoğan yerini bir başkasına bırakır mı, dördüncü kez aday olabilir mi tartışmalarının siyaseten bir anlamı yoktur. Muhalefete yönelik operasyonların, tartışmaların tek bir sebebi Erdoğan’ın bir kez daha seçilebilmesinin önünü açmak, kazanmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır.
Bütün bu siyasi mühendislik ‘palan’ları karşısında ‘halk’ ne der önemli olan bu; halkın nabzı planların tutmayacağı yönünde…