Cumhuriyetten, Saltanata-Sultanizme...

Ergün Aydoğan

                                        

Hemen başlığa bakarak ‘Saltanat’ TBMM’nin kararıyla 1 Kasım 1922’de kaldırıldı denilmesin. Özellikle yeni ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği ‘kuvvetler birliği’ uygulaması, yetkilerin tek bir elde toplanmasıyla birlikte ‘saltanatvari’ uygulamaların değişik uygulamalarına tanıklık ediyoruz.

Konumuz en küçük birimdeki atamadan, en üst düzey atamaları bırakın, memur maaş zammından, asgari ücret artışları veya emeklilere verilecek olan ikramiyeye kadar 600 kişilik TBMM değil, bir kişi olur verince ancak olabildiği tek adam uygulamalarını anlatmak değil…

Bir daha tekrarı olmayacak olan, Cumhuriyet’imizin 100. yıldönümü kutlamalarını gördükten sonra, kalplerdeki saltanat özlemlerinin ne kadar büyük olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, Cumhuriyetin iktidar tarafından bir türlü kabul edilmediği bir kez daha görülmüştür.

Günler öncesinden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yalanlamasına rağmen Ankara’da, Saray’da 100. yıl kutlamaları çerçevesinde Cumhuriyet resepsiyonu yapılmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Anıtkabir resmi ziyaret ve Saray’daki kabul programının hemen sonrasında hızlıca İstanbul’a geçti.

Her alanda yaşanan bölünme bir ulusun en önemli bayramı olması gereken Cumhuriyet bayramında ayrışma-bölünme çok net olarak kutlamalara da yansımıştır. İktidara yakın çevreler Cumhuriyetsiz, Atatürksüz Cumhuriyet kutladılar. Mesajlarında kurucu lider Atatürk’e hiç yer vermediler; sanki cumhuriyeti babaları kurmuş veya cumhuriyet kendiliğinden olmuş gibi. CHP’li belediyeler ayrı görkemli-coşkulu kutlamalar yaparken Cumhurbaşkanı kendine özel kutlama programları uyguladı.

Yaptıkları her eylemle, örtülü falan değil çok açık mesajlar vermek istedikleri görülmektedir.

Cumhurbaşkanı 100’ncü yıl kutlamalarını Ankara yerine İstanbul’da olmasını tercih ediyor. İstanbul’da tercih ettiği mekan ise kurucu lider Atatürk’ün çalışma ofisi olarak kullandığı, halkın özel günlerde ziyaret için akın ettiği Dolmabahçe Sarayı değil. Ya neresi? İngiliz gemisine binerek ülkeyi terk eden son padişah Vahdettin köşkü!

Cumhuriyetin 100. yılı dolayısıyla Milli Savunma Bakanlığı İstanbul Boğazı’nda 100 gemi ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları için geçit töreni düzenledi.

‘’100’ncü Yılda 100 Gemi’’ adı verilen resmigeçitte, TCG Anadolu’nun rehberliğinde fırkateynler, ada sınıfı korvetler, mayın avlama gemileri, amfibi gemiler, karakol gemileri, lojistik gemileri, hücumbotlar ve denizaltılar katıldı.

Gemiler, Vahdettin Köşkü’nden töreni izleyen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çimariva selamında bulundu. Tören öncesinde Türk Yıldızları ve Solotürk gösterileri de gerçekleştirildi.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından da geçiş sırasında 101 pare top atışı yapıldı.

Coşkulu kutlamaya, Boğaz’daki havai fişek gösterilerini vatandaşlar da sahil kenarlarında ortak oldu.

Peki neden Ankara değil de İstanbul, neden Dolmabahçe Sarayı değil de Vahdettin Köşkü?

Çankaya’nın karşısına, Beştepe Sarayı konumlandığı gibi, Cumhuriyeti kuran, Saltanatı kaldıran Atatürk’ün karşısına son padişah Vahdettin mi konumlanmak isteniyor!

İngiliz zırhlısıyla ülkeye terk eden o Vahdettin, Osmanlı’nın son padişahı ve İngiliz Muhipler Cemiyeti (İngiliz Dostları Derneği) üyesi. Kurucusu Sait Molla olan, hararetli bir şekilde İngiliz Mandasını savunan, Türk Milli varlığına düşman cemiyet. 20 Mayıs 1919’da kuruldu. İngilizlerden para yardımız alan bu cemiyet, Anadolu’da karışıklıklar çıkarmayı ve Kurtuluş Savaşı’nı engellemeyi amaçlamıştır. Kurtuluş Savaşı’na karşı yapılan tüm yıkıcı eylemlerin ve örgütlenmelerin destekleyicisi olmuştur. Atatürk Nutuk/1. bölüm/İngiliz Muhipler Cemiyetinden geniş olarak bahsetmektedir.  

Her hareket, her eylem içinde bir mesaj barındırıyor. Saray rejimi tam bir yıldır ‘’Türkiye Yüzyılı’’ kampanyasıyla 100. yıl coşkusunu sönümlendirdi, bir anlamda içini boşalttı. Verilmek istenen mesaj Atatürk ve kurucu kadroların kurduğu Cumhuriyetin 100. yılı yerine, Saray rejiminin ‘’Türkiye Yüzyılı’’nı koydular.  

Mustafa Kemal’in ‘’Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’’ sözünün 100. yılında Gazze-Hamas’a destek mitingi yaparak ‘’bugünde Gazze için kıymadayız’’ demesinin zamanlaması tesadüf değildir. Buradan Filistin’e destek mitinglerinde ‘’Hilafet isteriz’’, ‘’Yaşasın şeriat’’ sloganları atanlar gereken mesajları almışlardır.

Uzun iktidar süresince önemsizleştirilmek istenen, yok sayılmaya çalışılan Milli Bayramlara halkın ilgisi, sahiplenmesi her geçen gün daha da artmaktadır. Tekrarı yaşanmayacak olan Cumhuriyetimizin 100. yıl kutlamalarında iktidarıyla, muhalefetiyle ‘siyaset’ sınıfta kalırken halk, Cumhuriyetine, kurucu lideri Atatürk’üne sahip çıkmıştır.