Kabul edin veya etmeyin CHP bu ülkenin kurucu partisidir. CHP saltanattan Parlamentoyu esas alan Cumhuriyet rejimine geçmiş; ‘’Hakimiyet kayıtsız, şartsız millete ait’’ 1921 Anayasası, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu; Medeni Kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu, seçme, seçilme hakkından serbest seçimlere, çok partili geçişe kadar birçok yenilikle ‘modern çağdaş bir Cumhuriyetin’ temellerini atmış. İmparatorluklar çağının kapanışıyla, çok kimlikli, çok kültürlü, çok hukuklu bir dönemin ardından uluslaşma sürecini başlatmıştır.
Savaşlı, buhranlı dönemler ve birçok kesintiler, saldırılar, tüm engellemelere rağmen…
Aradan bunca yıl geçmiş, ekonomik ve sosyal alanda bir takım gelişmeler yaşanmakla birlikte öteden beri gelen bazı sorunlar çözülmemiş, çözmesi gereken siyaset ya geçmişe fatura etmiş ya da çözmek yerine sorunların etrafında dolaşarak siyasi istismarın konusu haline getirerek buradan beslenmiştir. Mevcut CHP’nin kurucu iradeyi temsil etmediğini iddia edilse de CHP kendisini o anlayışın devamı olarak görüyorsa; hayır siz o değilsiniz demek anlaşılır değildir.
Sorunları kronikleştiren, siyasi istismar konusu haline getirenlerin karşısına…
CHP bu ülkede yaşayan herkese inançlarından, kimliklerinden, cinsiyetinden bağımsız olarak onuru ve hakkıyla eşit olarak yaşayacağı bir ülke vadediyor. Adalette, eğitimde, gelirde, idari uygulamalarda eşitlik sözü veriyor. Açıkça yenide kuruluş ruhuyla biz olmayı, bir toplum-millet olmayı, barış ve huzur içinde hiç kimse ötekileştirilmeden onurlu bir yaşam vaadinde bulunuyor.
Kimliklerinden, inançlarından, dilinden, renginden bağımsız ortak geleceği tesis edecek yolu birlikte bulacak bir ortam yaratma çabası içine giriyor ama işin özü bırakılıp, sanki Cumhuriyet eşitliğe karşıymış gibi bir ön kabulle CHP’yi, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu saldırılarla parça pinçik edilmek isteniyor.
Tamam iktidar ve iktidar savunucuları neyse onlara ne desek boş. Onlar iktidar CHP’yi Kandil’le işbirliği yapmakla suçladığında, Öcalan’ı serbest bırakacaklar dediğinde alkışlıyor ‘’CHP’yi terörle işbirliği yapmakla suçluyor’’ aynı iktidar Öcalan’ın mektubunu okurken, Öcalan ve PKK ile görüşürken de alkışlıyor, Öcalan’a ‘’kurucu önder’’ Meclis’e gel konuş derken de alkışlıyor!
Elbette sözümüz bizi bir toplum olmaktan çıkarmak isteyenlere değil, iktidarın her konuda ülkeyi sürüklediği derin adaletsizlik, yoksulluk ve yoksunluğa mahkum edilmiş, onun acısıyla kıvrananlara. Biraz olsun vicdanınıza kulak verin, her birimiz haklarımızla insan onuruna yaraşır bir şekilde bu topraklarda bugüne kadar yaşasaydık, bugün yaşanan acıların birçoğunu yağamayacak, gelecek kaygısı içinde debelenmeyecek, geleceğe güvenle bakacaktık. Ama şimdi öyle mi?
Herkeste derin bir endişe, derin bir gelecek kaygısı, geçim derdi, yaşam derdi. Ve işin garibi Cumhuriyet tarihinin en uzun iktidarına sahip olanların ve ona destek olanların yaşanan tüm sorunları hala ye geçmişte aramaları ya da sorunu bunca yıl çözmemiş veya çözememiş sorunun yaratıcılarından sorunu çözmesini beklemelerini, hala aynı anlayışa umut bağlamaları anlaşılır değildir.
Bırakın Türkiye’nin en yakıcı sorununda, popülizm tuzağına düşmeden ortak bir yol arayışına giren CHP’ye bir şans verin; önyargı ve ön kabullerden kurtulun.
HALA İKTİDARA GÜVENİYOR OLMAK
Her durumda CHP’ye güven duymayanlar; hala sayısız kez yanıltan iktidara mı güveneceksiniz?
Her defasında Cumhuriyete ‘’saldıran’’ kimlikler ve inançları önceleyen siyaseti öne çıkaran ‘’Kürdistan, Lazistan…’’ atıf yapan. Bir kez olsun ‘’Türk Milleti’’ demeyen ‘’Ümmet’’ anlayışını benimseyen. Oslo’da, Dolmabahçe’de görüşmeler yapan. Kandil’le sürekli temas halinde olan. Diyarbakır Meydanı’nda, TRT’de Öcalan’ın mektubunu okutup, İmralı’yı siyasetin ‘’kutbu’’ haline getiren. Kendileri her türlü ilişkiyi kurarken; CHP’yi, Kandil’den talimat almakla suçlayıp, iktidar olduklarında Öcalan’ı affedecekler deyip ‘’kurucu önder’’ payesiyle Meclis’e davet eden iktidara güven duymaya devam edeceksiniz…
Ama konu CHP olunca her hareketinden kuşku duyacaksınız!
Bunu yaparken de ‘’CHP’li’’ veya muhalifim ben bu iktidarın değişmesini istiyorum diyeceksiniz; galiba siz iktidarın değişmesini istemiyorsunuz!
Yaşam alanlarının daraltıldığını ‘’nefes’’ alamaz olduğunuzu, temel hak ve özgürlüklerinizin ortadan kalktığını, iktidar baskısından şikayet edeceksiniz…
Geçim derdinden, üretim, tüketim, eğitim, sağlık; yaşam kaygınızın dayanılmaz hale gelmiş olmasından şikayet edeceksiniz…
Peki bunca şikayetiniz var, gidişattan memnun değilseniz çeyrek asırdır her türlü denemenin karşısında var olduğuna inandığınız sorunları çözemeyenlerin çözeceğine inanacak!
Ama yeni gelecek öneren siyasi anlayışlara kulaklarınızı kapatıp; sorunun parçası haline gelmiş, çeyrek asırdır iktidarda olanlara umut bağlamaya devam edeceksiniz…
Yok yok galiba siz sözde iktidara karşı gibi gözükerek, iktidara söyleyemediklerinizi CHP’ye söyleyerek, iktidarın devamını arzu ediyorsunuz!