Butlan kararı iktidardan gitmek istemeyen AKP iktidarının arkaladığı küresel güç odakları ve araçsallaştırdığı yargı eliyle Türkiye’nin kurucu birinci partisine yaptığı postmodern yargı darbesidir. Bu darbeyle siyasi partilerin seçimlerine geriye dönük müdahaleler yapılabilir, kongrenin seçtiği genel başkan ve yönetimler görevden alınarak kontrol edilebilir istenilen kişi partinin başına getirilebilir. Bu yöntem tahkim edilmek istenen monolitik rejimin seçilmişler yerine atanmışlarla yönetme anlayışıyla örtüşmektedir.
Bundan böyle iktidar gücünü elinde bulunduran siyasi yapı kiminle yarışacağına, rakibinin kim olacağına, muhalefetin başına kimin geleceğine karar verebilir demektir.
Şimdi lafı evirip çevirmeden soralım, siyasi iktidarın butlan kararıyla CHP’nin başına getirdikleri iktidara karşı siyaset yapabilir, iktidarın eksiklerini, yanlışlarını cesaretle söyleyebilir, onu değiştirme iradesi gösterebilir mi… ve iktidarın açtığı yolla CHP’ye çöken anlayışın iktidar olma gibi bir niyeti, çabası, amacı, hedefi olduğu söylenebilir mi…
Bu tablo bir dönem AKP karşıtı gibi görünen MHP’nin ‘’Erdoğan anayasaya uymuyorsa, anayasayı Erdoğan’a uyduralım’’ diyerek iktidara eklemlenen Devlet Bahçeli’nin izlediği sürece benzemekte. Butlancı CHP 24 yıllık AKP iktidarı ile ilgili tüm yolsuzluk iddialarını bir tarafa bırakarak kendi belediye başkanları üzerinden sözde ‘’arınma’’ iddiasıyla AKP’yi aklarken CHP’yi yolsuzlukla suçlayarak, iktidar ortaklığına giden sürecin altyapısını oluşturduğu izlenimine yol açmaktadır.
CHP GERİ ALINABİLİR Mİ…
Siyasetin pratiğini bilenler butlancıların elinden CHP’nin alınmasının kolay olmadığını bilir. Butlancılar tüzük, kural tanımıyor. Kurultay için toplanan delege imzalarını yok sayıyor. PM’den istifaları kabul etmiyor, PM olmadan partiyi yönetiyor; milletvekillerini ihraç ediyor, Grup başkanvekillerini görevden alıyor, 45’in üzerinde il yönetimini görevden alıp, ihraç işlemi başlatıyor. Görevden almalar kontrol edilebilir örgüt yapısı oluşturuncaya kadar devam edecek. Görevden alınanların yerine atananların çoğu 47 yıl sonra birinci olma sürecinde CHP’ye karşı başka partilerden aday olan, CHP’nin kaybetmesi için aleyhine çalışanlardan oluşuyor. Her biri 24 yıldır ülkeyi yöneten AKP’den daha çok partiyi birinci yapan CHP’lilere kızıyor.
Bu tabloda CHP içinde iki görüş ortaya çıkıyor. Birincisi parti içinde kalıp mücadele ederek partiyi geri alalım görüşü…
Atama yöntemiyle oluşturulan örgütlerle yapılacak delege oyunları, ihraç ve disiplin mekanizmasını acımasızca kullanan anlayış karşısında hiçte kolay değil; demokratik bir kongre süreci olmayacağı için. İkincisi birlik ve dayanışma zamanı! Butlancıların böyle bir arayışı yok. Kurultay kaybetmenin hırsıyla yanıp tutuşan anlayış kendisiyle birlikte hareket etmeyen belediye başkanlarının nerdeyse tümünü ‘’hırsızlık’’ ve ‘’yolsuzluk’’ yapmakla suçluyor. Bu anlayışın parti içi barış, birlik beraberlik gibi bir kaygısı yok; iktidar olma gibi bir kaygıları olmadığı gibi, tek dertleri parti içi iktidarlarını korumak.
HALKIN BEKLENTİLERİ…
Her gün toplumun değişik kesimlerine operasyonların düzenlendiği, gözaltı ve tutuklamaların olağanlaştığı, ekonomik şartların ağırlaştığı bir süreçte halk bir umut, bir çare, seçenek arıyor. Siyasetin aynılaştığı bir dönemde yeni bir seçenek-çıkış var mı diye bakıyor. Halk yapacağını yapıyor seçtiği belediye başkanları görevden alınıyor, tutuklanıyor. Belirlediği cumhurbaşkanı adayı Silivri’ye hapsediliyor. Dört kez seçtiği genel başkan butlanla görevden düşürülüyor.
Halk bunların olağanlaştığını, ne yapılırsa yapılsın siyasi otoritenin engelleyeceğini görürse çaresizlik içine düşebilir. Halkı seçimler olmaz, seçilse de görev verilmez çaresizlik duygusuna sürüklememek, her koşulda mücadelenin olacağını göstermek lazım…
ÖZGÜR ÖZEL BUNU YAPIYOR…
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ile çıktığı yolda tam da bunu yapıyor. 19 Mart darbesinden bu yana aralıksız meydanlarda mücadele ediyor. Butlan kararı sonrası düştüğü Anadolu yollarında gittiği her kentte ağır hava koşulları ve imkansızlıklara rağmen yoğun halk desteğiyle karşılanıyor. Halk bir anlamda yürü biz yanındayız, arkandayız diyor. Halk saraylarda ve parti binalarında siyaset mühendislikleri yapanlardan umudunu çoktan kesmiş.
YENİ OPERASYONLAR…
İktidar güçleri siyasete korku salmaya İstanbul’da başlayan operasyonlardan sonra Ankara’yla devam ediyor. CHP için çok büyük anlam ifade eden Çankaya belediyesine yapılan operasyona butlancı CHP’nin diğer belediyelerde olduğu gibi hiç sesi çıkmadı. Bundan güç alanlar operasyonlara devam edecek demektir. Her an Mansur Yavaş’a da operasyon yapılabilir…
Sadece o mu?
Kamuoyu günlerdir Özgür Özel ve bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak tutuklanacağını konuşuyor. Belediye başkanlarından sonra seçilmiş CHP genel başkanı ve milletvekillerine operasyonların konuşulması, siyasetin her türlü müdahaleye açık hale geldiğini göstermektedir. Yani iktidar için tehdit oluşturan bütün aktörler pasifize edilecek…
Bu tablo yeni bir doğum, dönüşüm sancısıdır. Türkiye bu dönüşüm sürecini ya başarıyla tamamlayacak ya da organik siyaset tamamen askıya alınacak!