‘’Kör göze parmak!’’ Tüm dünyanın gözü önünde millet iradesini yok sayan, seçimleri işlevsiz kılan, teklif-tehdit her türlü zorlamayla seçilmişleri transfer veya tutuklama ikilemine sokan sürece… Bu kadar aleni, bu kadar hoyrat, bu kadar kaba biçimde yapılanlara rağmen yaşananların ‘’siyasi’’ olmadığını düşünmek, yaşananları görmemeyi veya analiz yeteneğinden yoksun olmayı gerektirebilir; ama kendisini alternatif siyasetçi olarak tanımlayanların buna ‘’siyasi değil’’ diyebilmesi iyi niyetten yoksun olmayı gerektirir!
"Geride bırakalım." diyoruz da o her defasında ‘’Buradayım be buradayım!’’ diye kendini hatırlatıyor, ama kötü hatırlatıyor! Başta kendisi ve ekibi, iktidarın bahşettiği koltukların diyetini ödemek için sürekli olarak İmamoğlu ve Yeni Parti’ye suçlayıcı bir dille saldırıyor…
İktidarın siyasi stratejisinin gereği koltuğuna kavuşan Kılıçdaroğlu, Euronews’te sorulan soru üzerine Ekrem İmamoğlu’na yapılanların siyasi olmadığını söyleyerek, muhalif tabanın tepkilerini alma pahasına iktidarın yaptıklarını meşrulaştırıyor.
Benim başından beri düşüncem; butlan kararı dâhil, iktidarın Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelere yaptığı operasyonları, seri tutuklamaları Kılıçdaroğlu’ndan güç alarak yaptığı yönündedir. Bu düşüncemi, Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’nu Silivri’de ziyaret ettiği günün ertesinde İmamoğlu’na, ‘’Bütün bu operasyonlar Kılıçdaroğlu’ndan güç alınarak yapıldı.’’ diyerek belirtmiştim!
Şimdi Bay Kemal’e soralım:
Ekrem İmamoğlu’nun siyaseten içeride olmadığı kanısına ne zaman vardınız? Eğer başından beri bu kanıda idiyseniz tutuklamanın sabahında Dilek İmamoğlu ve ailesini evinde ziyaret ederek neden ‘’Bu bir siyasi operasyon, sonuna kadar yanınızdayım.’’ dediniz? Eğer siyasi değil, yolsuzluk nedeniyle diyorsanız neden aylarca Silivri ziyaretleri yaptınız? Neden Silivri ziyaretlerinizi kestiniz ve butlan kararından sonra bir kez olsun ziyaret yapmadınız? "Hak, hukuk, adalet" diye Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdüğünüzde ‘’adalet’’ yoktu da şimdi ‘’adalet’’in olduğuna mı inanıyorsunuz? Neden bir kez olsun Silivri duruşmalarına katılmadınız? Hadi diyelim katılmıyorsunuz; süreci yakından takip eden herhangi bir ekip görevlendirdiniz mi?
Evet, Erdoğan "İstanbul’u kazandı, Türkiye’yi de kazanabilir, beni koltuğumdan edebilir" diye kızıp bu operasyonları yapıyor; sen de "Beni koltuğumdan etti" diye İmamoğlu’na kızıyorsun.
Çünkü İmamoğlu’nun 29 Mayıs sabahı ‘’CHP değişirse Türkiye değişir.’’ diye başlattığı değişim süreci sonunda koltuğunu kaybettin. İmamoğlu ve Özel iktidar düzeninizi bozduğu için ikisine de ‘’kin’’ besliyor olmalısınız ki tüm bu yaşananlara "siyasi değil" diyebiliyorsunuz.
İmamoğlu sürecinin siyasi olduğunu gösteren o kadar çok emare var ki…
İstanbul seçiminin iptali, ahmak davası, diploma iptali, 15 ceza davası, davalara bakan 23 hâkimin değişmesi, X hesabının kapatılması, Cumhurbaşkanı Aday Ofisi hesabının kapatılması, YouTube kanalına erişim engeli getirilmesi, afiş ve pankartlarının toplatılması-yasaklanması; metro, metrobüs, otobüs, vapur gibi toplu ulaşım araçlarında ses ve görüntülerinin yasaklanması… Savunma yaptırılmaması, savunmasını içeren kitabın daha basılmadan yasaklanması… Avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklaması; babası Hasan İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, eşinin kardeşleri ve yakın çevresinin tutuklanması ile yargılanmaları siyasi değilse nedir?
Siyasi olduğunu anlamak için çok şey söylenebilir…
Sıralı uygulamalar, suçlamalar, davalar, tutuklamalar ve tabii ki iddia edilenlerle iddianamede yer alanlar… İddianamenin giriş kısmı bile bu davanın siyasi olduğunu çok açık bir biçimde göstermektedir. Ne diyor? "Bu işi gençlik yıllarında planlamış, Beylikdüzü ilçe başkanı olmuş, Beylikdüzü belediye başkanı seçilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçilmiş, örgüt kurmuş, cumhurbaşkanlığını kazanmak istiyor." Sihirli cümle bu! Siz cumhurbaşkanlığını kazanmak istemiyor olabilirsiniz ama iddianame, ‘’Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanlığını kazanmak istiyor, onun için örgüt kurmuş.’’ diye suçluyor! İddianame seçim kazanma hedefini suç olarak tanımlıyorsa bu siyasi değilse nedir?
Ekrem İmamoğlu, tıpkı size karşı kurultayı kazanmış olduğu gibi, muhalefete razı olmadığı ve "Biz iktidar olmalıyız." dediği için iktidarın hedefindedir. İmamoğlu 4 kez seçim kazandığı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini de kazanma ihtimali olduğu için bu dava siyasidir.
Ekrem İmamoğlu ‘’Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Önce kendimizi sonra Türkiye’yi değiştireceğiz; CHP değişirse Türkiye değişir.’’ dediği için bu dava siyasidir.
Sadece İmamoğlu değil, her siyasetçi yolsuzluktan yargılanabilir. Ama bir siyasetçi mahkûm olmadan bu kadar uzun süre cezaevinde tutuluyor, savunma hakkı kısıtlanıyor, aile üyeleri dâhil tüm yakınları hapse atılıyor; mahkeme sonuçlanmadan sesi, görüntüsü ve dijital mecraları dâhil tüm kanallardan susturuluyorsa bu davaya "siyasi değildir" denilemez.
13 yıl boyunca CHP Genel Başkanlığı yapan Kılıçdaroğlu’nun, aralarında "baba-oğul ilişkisi" olduğunu söylediği kişiye karşı iktidarın bile bu kesinlikle kullanmadığı suçlayıcı bir dili tercih etmesi iyi niyetli olmadığı gibi, butlan diyetidir.