11 Eylül 2001 ikiz kule saldırıları ABD’nin dünyaya yeni şekil verme kararının altyapısını oluşturdu. Devlet Bahçeli’nin Başbakan Yardımcısı olduğu DSP-MHP-ANAP Hükümetinin Başbakanı Bülent Ecevit 16 Ocak 2002’de ABD Başkanı George W. Bush ile bir araya geldi. Görüşmede Bush, Irak, İran ve Suriye’ye gerekirse askeri müdahalede bulunacaklarını söyledi. Ecevit, bu ülkelerin Türkiye’nin komşusu ve Müslüman ülkeler olduğunu vurgulayarak askeri harekata sıcak bakmadığını ifade etti.
A protokolle karşılanan ve çok sıcak başlayan görüşme Ecevit’in bu sözlerinden sonra Bush’un hiç konuşmadığı ve toplantının sona erdiği anlaşıldı. Sıcak karşılamanın yerini soğuk uğurlama aldı; Bush ve heyeti, Ecevit’i kapıdan uğurlamadan gönderdi (gezide bulananların ifadesine göre; geriye apar topar nasıl döndüğümüzü anlamadık).
Dikkat çeken gelişme ise 11 gün sonra, milletvekili bile olmayan R. T. Erdoğan’ın 27 Ocak 2002’de George W. Bush ile iki saat süren bir görüşme gerçekleştirmesiydi. Milletvekili bile olmayan birinin, ABD Başkanı ile görüşebilmesinin cevabı var-yok! İddia o ki, bu görüşmede Irak müdahalesine destek sözü verildiği.
Çok geçmeden Abdullah Gül Başbakanlığındaki hükümet TBMM’ye ‘’komşu ülke Irak’ı işgal etmek isteyen Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) istemiyle parlamentoya 65 bin kişiden oluşan ABD Ordusunun Anadolu topraklarına yerleşmesini isteyen’’ bir tezkere sundu. Bu tezkereyle ABD, ağır silahlarla Doğu Akdeniz’deki gemilerden kalkacak 160 uçak dışında, 255 uçak ve 65 helikopter için Türk hava sahasını kullanma isteği vardı.
Tezkerenin kabulü halinde Türkiye’nin savaşın cephesi, karargahı ve işgal edilme riski olmadığı söylenemez. Her ne kadar daha sonra AKP başka bir tezkere geçirdiyse de ABD sadece Türkiye hava sahasını kullandı.
Deniz Baykal liderliğindeki CHP ve milli duyarlılığı yüksek 100 AKP milletvekilinin hayır demesi sonucu 1 Mart Tezkeresinin kabul edilmemesiyle ABD emperyalizmine geçit verilmedi. 22. Dönem CHP Milletvekilleri her yıl olduğu gibi bu yıldönümünde de bir araya gelerek bu önemli tarihsel olayla ile ilgili etkinlikler düzenledi.
ABD KÜRESEL EMPERYALİZMİ DURMAK BİLMİYOR
Irak’ın işgali Saddam Hüseyin’in devrilmesi ve Irak’ın parçalanmasının ardından başlayan Arap Baharı 18 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta başlayıp Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün’e sıçradı. Ayaklanmalar Tunus ve Mısır’da başarı gösterdi 23 yıldır yönetimde olan Zeynel Abidin Bin Ali ile 30 yıllık yönetici Hüsnü Mübarek’in görevlerini bırakmasıyla sonuçlandı. Mart 2011’de Suriye devlet başkanı Beşşar Esad’ın Baas rejimine karşı başlayan direniş Esad’ın ülkeyi terk etmesiyle sonuçlandı. Arap Baharı, Libya halkının Muammer el-Kaddafi’nin koltuğunu terk etmesini istemesi ile başlayıp Muammer el-Kaddafi koltuğu bırakmaması sonucu 2011 Libya ayaklanması, Libya bombardımanı ile süreç başladı Muammer el-Kaddafi devrildi, Libya bölündü.
George W. Bush’un ikinci seçimi kazanmasından sonra Dışişleri Bakanlığı’na atanan Bush’un danışmanı Condoleezza Rice, BOP’u dünya kamuoyuna FAS’tan ÇİN sınırına kadar 22 ülkenin siyasi ve ekonomik coğrafyasının değiştirilmesi olarak sundu. Eylül 2010 tarihinden itibaren ARAP BAHARI adıyla dış destekli halk ayaklanmaları ile diktatör-liderler devrildi.
ABD’nin BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)-GOP (Geniş Ortadoğu Projesi)-KAP (Kuzey Afrika Projesi) adıyla başlattığı küresel savaş projesi çok uzun süredir sıranın geleceği iddia edilen İran’la devam etmektedir. İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği iddialarını bir zamanlar övünç duyulan ‘’BOP Eşbaşkanlığı’’ önler mi emin değiliz!
Kontrolsüz güç güç değildir ‘’güç, kontrol olmadan hiçbir şeydir.’’
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez seçilmesiyle birlikte Bush’un ikinci dönemi gibi kontrol edilmez haldedir. Trump önüne gelen ülkeyi tehdit etmekte, Göranland ABD’nin olacak demekte, egemen bir ülke Venezuela başkanı ve eşini geceyarısı yatağından alıp götürmektedir.
Trump’ın Netanyahu ile başlattığı İran operasyonları sonrası insanlığı üçüncü dünya savaşı endişesi sarmıştır. Saldırılar sonrası İran dini lideri Ali Hamaney ve ailesi, okula yapılan saldırıda 175 genç kız öldürüldü. BM ve AB’nin önemli ülkeleri ya sessiz kalmakta ya da savaşa destek vermektedir. Üslerinin kullanımına izin vermek istemediğini söyleyen İspanya Başbakanı Pedro Sanchez olmuştur.
Pedro Sanchez ‘’23 yıl önce, başka bir ABD yönetimi bizi Orta Doğu’da bir savaşa sürükledi. Bu savaşın Saddam Hüseyin’in kitle İmha silahlarını ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmişlerdi ve demokrasiyi getirmek için saldırı yapıldığı söyleniyordu. İspanya bu savaşa karşıdır ve pozisyonunu kimse değiştiremeyecektir; diyen tek ülke.
Pedro Sanchez’in üsleri kullandırmama kararına karşı kontrolsüz ABD Başkanı Trump ‘’İspanya üslerini kullanamayacağımızı söyledi, bu doğru değil. İstersek üslerini kullanabiliriz. Kimse bize üsleri kullanmamamızı söyleyemez.’’
Bu zorba tavır karşısında uluslararası hukuk, BM Güvenlik Konseyi dahil herkes sessiz, dünya suskun… 57 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) saldırılar karşısında tavırsız, sessiz… Modern dünya; ülkelerin işgaline, kadınların, çocukların ölümüne, hastanelerin, ibadethanelerin yıkımını gözü açık sessizce izliyor…