Bence asıl mesele, toplumda farklı kimliklerin olması değil. Zaten Türkiye’nin gerçeği bu; farklı kimliklerimiz, inançlarımız, yaşam biçimlerimiz, kültürlerimiz var. Asıl mesele, siyasetin bütün bu farklılıkları ortak bir toplumsal amaç etrafında buluşturup buluşturamadığıdır.
Mikrofonu eline alan siyasetçi başlıyor saymaya ,Milliyetçiye ayrı, muhafazakâra ayrı, Kürt’e, Laz’a, Çerkez’e ,Gürcü’ye ,Roman’a ,Alevi’ye ayrı; kadına, işçiye, emekliye ayrı ayrı sesleniyor. sözüm ona bu dil ile kapsayıcılık düşünüyor, ilk bakışta kapsayıcı bir siyaset gibi de görünebilir.
Ama asıl soru şu:
Bütün bu insanları hangi ortak değerlerde buluşturacağız?
Yurttaşların eşitliğinde mi?
Sosyal adalette mi?
Emekte ve üretimde mi?
Üretilen zenginliğin adil bölüşümünde mi?
Laiklikte, demokraside ve hukuk devletinde mi?
Eğer bunları ortak bir zeminde buluşturamıyorsanız, ortaya gerçek anlamda bir toplumsal birlik çıkmaz. Sadece yan yana duran, kendisini farklı kimliklerle tanımlayan topluluklar ortaya çıkar.
Oysa siyasetin görevi yalnızca farklılıkları görmek ve temsil etmek değildir. Farklılıkları koruyarak ortak bir “biz” duygusu yaratmaktır.
İnsanlara sadece “Sen Kürt’sün, sen Laz’sın, sen Alevisin, sen muhafazakârsın, sen işçisin, sen kadınsın; ben seni temsil ediyorum” demek yetmez. Onların sorunları iş yaşamında ,maaşında ,mutfakta ,pazarda ,okulda ,hastanede ,mahkemesinde farklı değil ki .
Aynı zamanda şunu söyleyebilmek gerekir:
Hepimiz eşit yurttaşlarız. Hepimizin adalete, özgürlüğe, insanca yaşamaya, emeğinin karşılığını almaya ve çocuklarımız için daha güzel bir gelecek kurmaya ihtiyacı var.
Ortak toplumsal birlik tam da burada başlar.
Çünkü insanları sürekli kimliklerine göre ayrı ayrı tanımlayan bir siyaset, onları bir süre sonra ortak gelecek düşüncesinden uzaklaştırabilir. Oysa bizim ihtiyacımız ayrışmayı büyütmek değil, farklılıklarımızı koruyarak ortaklaşabileceğimiz alanları büyütmektir.
Sosyal demokrat siyasetin önündeki temel mesele de budur.
Kimlikleri inkâr etmeden sınıfsal gerçekliği görmek; farklılıkları yok saymadan ortaklaştırmak; emeği, üretimi, sosyal adaleti ve adil bölüşümü yeniden siyasetin merkezine koymak gerekir.
İnsanları nereden geldiklerine, hangi kimliğe veya inanca mensup olduklarına göre değil; eşit yurttaşlık, demokrasi, laiklik, hukuk devleti, sosyal adalet ve ortak gelecek etrafında buluşturmalıyız.
Çünkü güçlü bir toplum, herkesin birbirine benzediği toplum değildir.
Farklı insanların, eşit yurttaşlar olarak aynı geleceğe inanabildiği toplumdur.
25.08.2026
Namık Havutça 24&26.Dnm Balıkesir Milletvekili