Özdemir, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e, “Öğretim elemanlarına ödenen ücretler arasında ciddi farklılıkların devam etmesinin nedeni nedir” diye sordu.
Sibel Özdemir, devlet üniversitelerinde görevli öğretim elemanlarına ödenen en düşük net ücret ile vakıf üniversitelerinde ödenen ücretler arasındaki farklılığın yasal düzenlemeye rağmen devam etmesine ilişkin Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. Özdemir, önergesinde şunları kaydetti:
“15 Nisan 2020 tarihinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklikle ‘Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez’ denilmiştir. 17 Nisan 2020 itibariyle vakıf yükseköğretim öğretim elemanlarına verilen maaşların devlet üniversitesinin aynı unvanda görevli öğretim elemanlarının aldıkları ücretten az olmaması gerektiği amaçlanmıştır. Ancak uygulamada bu amaca ulaşılamamıştır.
Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenler tarafından kurulan Vakıf Üniversiteleri Dayanışma Meclisi, net maaşlarda büyük farklar olduğunu savunmaktadır. Ocak 2022 itibarıyla devlet üniversitelerinde araştırma görevlilerinin net ücretleri 10 bin 785 liraya ulaşmışken bazı vakıf üniversitelerinde bu ücretin yarısı ya da yarısından biraz daha fazlasının ödendiği ileri sürülmektedir.
EN DÜŞÜK ÜCRET FARKLILIĞI YÖK’ÜN KENDİ RAPORUNDA
YÖK’ün ‘Vakıf Yükseköğretim Kurumları Raporu-2021’ incelendiğinde de her üniversitenin akademisyenlerinin farklı net ücretler aldığı görülmektedir. Örneğin Haziran 2021 tarihi itibariyle vakıf üniversitelerinde unvanı profesör olan öğretim elemanlarına ödenen net ücret 7 bin liraya kadar düşmektedir. Aynı dönemde devlet üniversitelerinde emsallerine ödenen en düşük net 10 bin liranın üzerindedir. Bu somut durum, uygulamada brüt ücretin esas alınmasının eşitliği sağlamadığını göstermektedir.
“AKADEMİSYENLER DÜŞÜK ÜCRET NEDENİYLE YIPRANMAKTA”
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek madde 8’in ikinci fıkrası yeterince açık olmasına rağmen bir düzenleyici kurum olarak YÖK’ün 5 Haziran 2020 oturum tarihli ve 2020.27 sayılı kararında, ‘Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin net veya brüt miktarından birisinin esas alınabileceği’ ifadesi uygulamada öğretim elemanlarının aleyhine olmuştur. Kanunun lafzının ve kanun teklifindeki ilgili maddenin gerekçesinin yeterince açık olmasına rağmen YÖK’ün tutumu ve vakıf üniversitelerinin uygulaması, kanunilik ilkesini zedelemiştir. Netice olarak, vakıf üniversitelerinde kaliteyi artırmaya dönük YÖK’ün beklentisi de karşılanmamıştır. Akademik çalışmalara, araştırmalarına ya da nitelikli öğrenciler yetiştirmeye odaklanması gereken akademisyenler, asgari ücret düzeyinde düşük ve eksik yatan ücretler nedeniyle yıpranmakta, temel ihtiyaçlarını karşılayamamakta, verimli olamamakta ve bilimsel bir bilgi üretme koşullarından yoksun bırakılmaktadırlar.”
Sibel Özdemir, Bakan Özer’e şu soruları yöneltti:
“2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek madde 8 ile yasal güvence altına alınan ‘Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez’ düzenlemesi yürürlükteyken vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına ödenen en düşük net ücret ile unvanlarına göre devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına ödenen ücretler arasında ciddi farklılıkların devam etmesinin nedeni nedir? Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarında yaşanan hukuksuz uygulamalar karşısında Bakanlığınızın tutumu nedir ve herhangi bir girişimde bulunacak mısınız?
YÖK’ün daha fazla denetim yapması veya farklı önlemler alması gündemde midir?
YÖK’ün 5 Haziran 2020 oturum tarihli ve 2020.27 sayılı kararının yeniden ele alınması ve hukukun gereğinin uygulanması gündeminizde midir?”