Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davası için "mutlak butlan" kararı verdi.
Karara göre, CHP'nin 47 yıl sonra birinci parti olmasını sağlayan Özgür Özel ile yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimi yeniden göreve gelecek.
Türk Ceza Kanunu'nun güncel yapısının oluşturulmasında aktif rol alan Prof. Dr. Adem Sözüer, mutlak butlan kararıyla Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi kararına itiraz etti. Sözüer “Kılıçdaroğlu’nun CHP'ye atanması hukuk dışı” dedi.
Prof. Dr. Adem Sözüer’in açıklaması şöyle:
Mutlak butlan ve KK'nın CHP'ye atanması hukuk dışı çünkü:
1.Siyasi partilerin kurultay, il, ilçe kongrelerinde seçim yapılması durumunda, seçimle ilgili uyuşmazlıklar bakımından Siyasi Partiler Kanunu (SPK),m.21’in uygulanması ve uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisinin ilgili seçim kuruluna ait olduğu, YSK’nın 5 Eylül 2025’te İstanbul ilçe kongrelerinin durdurulmasına ilişkin kararının da bunu teyit ettiği,
2.Kurultayda gerçekleşen, genel başkan ve diğer organların seçimi ile bu seçimlere yönelik SPK’da özel düzenleme bulunduğundan bu seçimlerin iptali ile ilgili Dernekler Kanunu yahut Medeni Kanun’daki genel düzenlemelerin uygulanmasının mümkün olmadığı,
3.İtiraz şekli SPK’da düzenlenmeyen kurultay kararları ile ilgili olarak Dernekler kanunu yahut Medeni Kanun’daki genel kurul kararlarının iptaline ilişkin düzenlemelerin uygulama alanı bulabileceği,
4.SPK,m.21’in uygulama alanı bulmadığı, merkez organları seçimleri dışındaki uyuşmazlık konusu kurultay kararları bakımından ortada mutlak butlan veya yokluk sebebi bulunmadığından Medeni Kanun,m. 83/3’ün mütalaa konusu uyuşmazlık bakımından uygulanma kabiliyeti bulunmadığı,
5.SPK,m.21’de belirtilen süre geçse dahi Yüksek Seçim Kurulunun tam kanunsuzluk içtihadı ile seçimleri iptal edebildiği ancak mütalaa konusu uyuşmazlık bakımından seçilme yeterliliğine ilişkin yahut tam kanunsuzluk içtihadının uygulanmasını gerektirecek bir itiraz yahut bulgunun söz konusu olmadığı, zira olağanüstü kurultayın iptali talebiyle yapılan başvurunun YSK tarafından ilçe seçim kurulu kararının kesin olması ve ortada “tam kanunsuzluk halinin”de bulunmamasına dayanılarak reddedildiği, Kasım 2023’te gerçekleştirilen kurultay bakımından ise Yüksek Seçim Kuruluna bu yönde bir başvuru da yapılmadığı,
6.Ceza mahkemesindeki davada delegelere menfaat sağlamak yönündeki iddialar doğru olsa dahi delegelerin kamu görevlisi olmaması nedeniyle menfaat temininin rüşvet suçu olarak nitelendirilemeyeceği,
7.Birkaç delegeye yönelik örneğin tehdit veya hürriyetten yoksun bırakma gibi suçlar işlenmiş olsa bile seçim sonucunu değiştirmeyecek bu tür fiiller nedeniyle sadece suç işleyen kişilerin ceza sorumluluğunun gündeme geleceği, böyle münferit hallerin kurultay seçimlerini etkilemeyeceği,
8.Yine bir varsayım olarak örneğin görev sürelerinin dolması dışında gelinen aşama itibariyle merkez organlarına seçilmiş olan kişilerin kazandıkları sıfatları kaybetmelerinin ancak merkez organlarında yer alma yeterliliklerini kaybetmeleri halinde söz konusu olabileceği; bu bakımdan söz konusu yeterliliklerin kaybının kısıtlanma, ceza mahkumiyeti alma gibi durumlarda gündeme gelebileceği, bu durumun dahi, kurultayda kesinleşmiş seçimlerin geçmişe yönelik olarak iptali sonucuna yol açmayacağı,
9.Tüm bu değerlendirmeler ışığında, CHP merkez organlarının seçimleri bakımından hukuk mahkemeleri görevsiz olduğu gibi kurultay iptalinin gerekçeleri olarak sunulan iddialarla ilgili ceza soruşturması ve kovuşturması sürecinin de merkez organlarının seçimleri üzerinde herhangi bir etkiye yol açmayacağı, kurultayda seçilmiş bir kişiyle ilgili kesinleşmiş bir yargı kararı ile bir hak yoksunluğu hükmü söz konusu olması varsayımında ise bu kesinleşmiş hükmün sadece ilgili kişiler için sonuç doğuracağı ve bu gibi hallerin de kurultayda yapılan seçimlerin geçersizliğine yol açmasının hukuken mümkün olmadığı,
10.Asliye Hukuk Mahkemelerinin Siyasi Partiler Kanunu’ndaki açık hükümlere rağmen kendilerini görevli sayıp siyasi partilerin kurultaylardaki seçimlerle ilgili kendilerini görevli sayıp davalara bakmalarının Anayasa ve siyasi partiler mevzuatında öngörülen seçim yargısını ortadan kaldıracak nitelikte bir sonuç doğuracağı, bu nedenle görevsizlik kararının verilmesi gerektiği, buna rağmen somut uyuşmazlıkta hukuk mahkemesi kendini görevli saysa dahi mutlak butlan veya yokluk kararının verilmesinin hiçbir dayanağının söz konusu olmadığı, mevcut dava veya ilgili kovuşturmalarda verilecek kayyım, tedbir v.b kararların hukuka aykırı olacağı,