CHP'nin 39. Olağan Kurultayı'nın ikinci gün maratonu saat 10.00'da başladı.
Bugün "genel başkanlık" seçimi yapılacak. CHP içinde bir yılda üçüncü kez genel başkan seçilmiş olacak.
CHP lideri Özgür Özel, saat 10.15'te Ankara Spor Salonu'na geldi. Özel, kurultay salonunda eşi Didem Özel, ve CHP eski genel başkanlarından Murat Karayalçın ile yan yana oturuyor.
CHP liderinin yanında Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ve Muharrem İnce gibi isimler de yer alıyor.
ÖZEL KÜRSÜDE
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayda konuşma yapıyor:
"Birlikte türküler söyledik. Birlikte göğüsledik zoru biz. Güzeli birlikte düşledik. Sesimiz kısık çıktı bazen. Yine de türküler söyledik. Sendeledik yolda ilerlerken ama hiç geriye dönmedik. Kim demiş sustuk? Kim demiş sustuk? Kim demiş direnmeyip teslim olduk? İşte teslim olmayanlar burada. İşte teslim olmayanlar burada. İşte direnenler burada. Merhaba dostlarım. Merhaba. İki yıl sonra yine omuz omuza, yürek yüreğe aynı salondayız.
İki yılda kara kışlardan dar yollardan geçtik. Bize ömür biçenler oldu. Dayanamazlar dağılırlar dediler. Vazgeçerler dediler. Teslim olacaklar dediler. Ama yine buradayız. Ayaktayız. Bin kere budadılar körpe dallarımızı. Bin kere kırdılar. Yine çiçekteyiz işte. Yine meyvedeyiz. Bin kere korkuya boğdular zamanı. Bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte. Yine sevinçteyiz. Hepiniz, hepiniz Cumhuriyet Halk Partisi'nin muhalefetteki son kurultayına hoş geldiniz, şeref verdiniz. 81 ilde 973 ilçede Baba ocağının Baba ocağının bacasını tüttürenler burada.
"ATATÜRK'ÜN ASKERLERİ BURADA"
Sabahın seherinde kapıyı açanlar, çayı koyanlar o kapıyı gün boyu açık tutanlar burada. Atatürk'ün askerleri, Cumhuriyetin muhafızları burada. Tribünlerde yurdun dört bir yanından büyük bir coşkuyu ortak olmak için gelenlere hoş geldiniz diyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz.
Ayrıca kurultayımızı onurlandıran Türkiye'deki siyasi partilerin değerli temsilcilerini, onların şahıslarında değerli genel başkanlarını, tüm üyelerini salonumuzu şereflendiren değerli büyükelçilerimizi, diplomatları, Sosyalist Enternasyonal'den, Avrupa Sosyalist Partisi'nden ve dünyadaki kardeş partilerimizden buraya gelen tüm yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.
Değerli yol arkadaşlarım. Bugün kim olduğumuzu hatırlama unutanlara hatırlatma günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri'nden yani Kuva-yi Milliye'den doğmuştur. İlk kurultayımız 4 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi'dir. İlk delegelerimiz Sivas Kongresi'nin kahraman 41 delegesidir. Cumhuriyet Halk Partisi önce kurtuluşu sonra kuruluşu örgütleyen Türkiye'ye eşit yurttaşlığı, temel insan haklarını getiren, ülkemizi çok partili demokratik sisteme taşıyan yani Türkiye'ye sandığı getiren partidir.
70'lerde sosyal demokrasiyi iktidar yapan partidir. Bu parti yıllarca iktidar olmasa bile milletin gücünden başka bir güç tanımayan, başka bir güce inanmayan, demokrasi fikrinden bir milim sapmayan partidir. Gün olmuş, partimiz ağır bedeller ödemiştir. 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılmıştır. Mallarına el konmuştur. Genel başkanlarımız hapse atılmıştır. Ama bir Anka kuşu gibi küllerinden doğmayı başarmıştır.
"ATATÜRK'ÜN YAKTIĞI ATEŞİ SÖNDÜRMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEMİŞTİR"
Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı ateşi söndürmeye kimsenin gücü yetmemiştir. Bundan sonra da yetmeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'ye yön veren Türkiye'nin kurucu iradesini temsil eden partidir. Bizde kurultay varsa ülkenin gündemi o kurultaydır. Her kurultay öncesi ülkeye bir seçim ruhu, seçim havası hakim olur. Kurultaylarımız hem partiyi hem ülkeyi değiştirme görevi ve sorumluluğu taşır. Sizler Sivas Kongresi'ndeki 41 delegenin bugünkü temsilcilerisiniz. Birileri ülkede sandığı kaldırmaya çalışırken mahallelerden başlayarak mahallelerimize koyduğumuz sandıklardan ilçeye, ilçe kongrelerinden ile il kongrelerinden bu salona görevlendirilen ve omuz başlarında 2 milyon üyemizin hem de 86 milyon vatandaşımızın yüklerini, sorumluluğunu taşıyorsunuz.
Bu kurultayda vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz. Bunun için bu önemli günde buraya bu görevi yapmaya büyük bir disiplinle kararlılıkla gelen tüm delegelerimizin şahsında Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün ve tüm üyelerinin karşısında saygıyla eğiliyorum. Hoş geldiniz. İyi ki sizlerle yol arkadaşıyız. İyi ki birlikteyiz.
"İKİ YILIN HESABINI VERME GÜNÜDÜR"
2 yıldır her günümüz birlikte mücadeleyle geçti geçiyor. Bugün benim için de geçtiğimiz 2 yılın hesabını sizlere, kurultayımıza verme günüdür. Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım. Tarihin o dönüm noktasında o dönüm noktasındaki kurultayımızda mertçe yarıştık, mertçe rekabet ettik. Kurultayımızın ardından 4 ayda ilk seçimlerimize hazırlandık. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek yola çıktık. Dar vakte tam 106 yerel seçim mitingi sığdırdık. Örgütümüze güvendik. Özgüvenli siyaset yaptık. Ve söz verdiğimiz gibi ilk seçimde partimizi 47 yıl sonra Türkiye'nin 1. partisi yaptık. %25 olan oyumuzu 10 ay sonra ittifak olmadan %38'e çıkardık. Milletimizin desteğiyle alınamaz denilen yerleri, mucize gibi düşünülen ilçeleri, şehirleri kazandık. Kilis'i, Adıyaman'ı, Kütahya'yı, Afyon'u, Uşak'ı, Kastamonu'yu, canım Manisa'mı, Denizli'yi, Bursa'yı, Balıkesir'i kazandık. O gece 411 belediye başkanlığı ile nüfusun %85'ine hizmet etme imkanını yakaladık. Bunu tek başımıza biz değil. Her biri birbirinden kıymetli adaylarımızla evet ama tek başımıza değil. Örgütümüzle ve milletimizle birlikte başardık. Yerel seçimlerden sonra da durmadık. İllerimizi dolaştık. 21 Halk buluşması gerçekleştirdik. Yetmedi. Partimizi yeniden sokağa, meydanlara ısındırdık.
Atanmayan öğretmenlerden işçilere, emeklilerden çiftçi buluşmalarına kadar 9 ayrı tematik miting yaptık. Partimizin yurt dışındaki bağlarını güçlendirmek için çok çalıştık. Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcılığı görevini üstlendik. 11 ülkeye toplamda 20 ziyaret gerçekleştirdik. 19 Mart'tan sonra darbeye karşı direniş evresine geçtik. 255 günde 72 eylemde toplamda 11 milyon yurttaşımızla meydanlarda buluştuk. Ve 2 yılda 62 ilde 208 kez meydanları doldurduk. Meydanlara dolmadık, meydanlardan hep birlikte taştık. Ankara'da oturmadık. Ankara merkezli siyaset yapmadık. Bize istikamet çizenlere de teslim olmadık. Millet merkezli siyaset yaptık. Milleti de bu siyasete kattık, bu siyaseti ortak ettik. Baba ocağına katılımları arttıracağımızın sözünü vermiştim. 2 sene önce 1.2 milyon olan üye sayımızı tam 2 milyona ulaştırdık. Yeni döneme uygun bir tüzük ihtiyacını dile getirmiştik. Aylar süren çalışmalar sonucunda 81 il başkanımızın sahiplenmesiyle ve büyük emekleriyle büyük bir mutabakatla yeni tüzüğümüzü yaptık. Neredeyse oy birliği ile oy birliği ile kabul ederek yürürlüğe koyduk. Gençlerin ve kadınların önünü daha da açtık. Örgütümüzün ve üyelerimizin adaylıklardaki söz hakkını güçlendirdik. Küçük kurultayımızı yeniden şekillendireceğimizi söylemiştik.
Örgüt Temsilcileri Meclisimizi oluşturduk, katılımcılığı arttırdık. Yeni bir programın sözünü vermiştik. Bir yıl boyunca emek emek dokuduğumuz programımızı hazırladık. Önce 81 ilde sonra 923 ilçede sonra tekrar 81 ilde il danışma kurullarıyla yerelde ilçeden ilden başlayarak sivil toplumla, sendikalarla, meslek örgütleriyle, kanaat önderleriyle çalışarak olgunlaşan raporları Ankara'ya yolladık. Dünyaya doğru zeminden, doğru perspektiften bakan harika bir ekibin çalışmasıyla başarılı sosyal demokrat programları sosyal demokratları iktidara taşımış programları inceledik. Onların bize uygun kısımlarından yararlandık. 600 akademisyenle 600 örgüt temsilcisi ile gençlik ve kadın kollarımızın dışında 250 genç arkadaşımızla hep birlikte çalışarak gençlik kollarının, kadın kollarının içine sinen, parti dışındaki gençleri, kadınları da duyan, gören ve hepsini birden aynı metnin içinde buluşturabilen bir çalışmayı tamamladık. 4-9 Eylül'ü genel başkanlarımızın Allah gani gani rahmet eylesin. Altan abi oradan hepimize gurur duyan, özlem duyan gözlerle bakıyor.
Bir önceki kurultayda birlikteydik. Saraçhane'de otobüsün üstünde birlikteydik. Bu tüzüğü yaparken örneğin delegelerden imza toplamak imza toplandı, toplanmadı tartışmaları alıp başını gidecek. Başkası aday olabilecek mi? Genel Merkez ne kadar hakim tartışmalarının partiyi boşu boşuna, mevcut genel başkanı da partiyi de boşu boşuna yıprattığı tespitiyle Altan abimizin önerisiyle Hikmet Başkanımızın biraz önce telefonda konuştuk. Çok yakında otobüsün üzerinde olacağının sözünü, müjdesini buradan vererek sevgili Hikmet Çetin'i selamlıyorum Genel Başkanımızı. Hiçbir zaman bizi yalnız bırakmayan Sayın Murat Karayalçın'la birlikte örneğin tüzüğün mevcut genel başkan imza toplamaz. Talebi halinde adaydır. 70 imza toplamıyorsa zaten aday olmaz.
Ama imzaları mevcut genel başkan hiç toplamaz. Aday olanlar da %5'i ile aday olabilirler diyerek o bu sefer kullandığımızda ne kadar işe yarayan, tartışmaların önünü kesen gerçek konuşulacak gündem yerine gündeme sis etkisi yapacak uygulamayı genel başkanlarımızın önerisiyle örneğin tüzüğümüze derç ettik. Ve o 4-9 Eylül Kuruluş Haftası fikriyle delegelerimizin bunu tüzüğe koymasıyla bu sene de 4-9 Eylül'ü 4 Eylül Sivas Kongresi'nden 9 Eylül hem ülkenin düşman işgalinden kurtulduğu sembol güne, hem partimizin kurulduğu güne, kapatılan partimizin yeniden kurulduğu güne atfen 4-9 Eylül Kurtuluş Haftamızı bu sene yine coşkuyla kutladık.
"HER TÜRLÜ PROVOKASYONA İNAT"
Ve içinde bir yıllık emeğin sonunda ortaya çıkan programımızı hep birlikte konuştuk tartıştık. Varsın olsun. Ekranı ortadan ikiye böldüler. Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul'daki Baba ocağına kayyım atadılar, 5.000 polisle saldırdılar. Bunu tam da bu bunu tam da programımızı hep birlikte bu kurultaya yollayacak son halini verdiğimiz 8 Eylül gününde yaptılar.
Bize yapılan her provokasyona her türlü saldırıya bizi pozitif gündemden başka gündemlere çekmeye çalışanlara inat sesi yükselttiğimiz gün de oldu ama sözü yükseltmenin içeriye önem vermenin ve bu ülkeyi yönetecek kadrolarında bu ülkeyi yönetecek programında hazır olduğuna inancımızla milletimizin hep karşısında kararlılıkla, hem cesaretle hem metanetle durduk.
Dün hep birlikte sizlerden gelen talepleri de görerek son metne, son gün, son komisyonda dahi doğru önerileri derç ederek, haklı eleştirilere uyum yaparak metni buraya getirdik. Burada yapılan tartışmalardan sonra oy birliğiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin 81 ilden gelen seçilmiş 1.200 delegesinin ve tüm doğal delegelerinin oy birliğiyle programımızı hazırladık. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi bu salondan şimdi iktidar zamanı diyerek ayrılmaya hazırdır, iktidara yürümeye hazırdır. Biz verdiğimiz değişim sözünün altını tüm bu adımları atarak doldurduk. Ve şimdi kadroları, tüzüğü, parti programı yenilenmiş, kendine güvenen bir parti olarak hep birlikte geleceğe yürüyoruz. Biz ilk seçimlerini kazanan, yenilgiyle tanışmayan bir kadroyuz.
ÖZEL'İN SÖZÜ SALONU AYAĞA KALDIRDI
Ve size bu kurultaydan, geçen kurultayda olduğu gibi bir söz vererek ayrılmayı ve bu sözü tutmayı kendim için hayatımın onur meselesi sayıyorum. Geçen kurultay bu salonda, bu kürsüde 1970'lerde rahmetli Ecevit'in yaptığı gibi girdiği ikisi yerel, ikisi genel tüm seçimlerden partisini birinci çıkardığını, bizim de bunu başaracağımızı, eğer bunu başaramazsak, eğer bunu başaramazsak bu görevde kalmayacağımızı söylemiştim. Bu sözü verdikten 4 ay, 5 ay sonra bu sözün ilk adımını atmak, bu sözü ilk sınavda verdiğimiz sözü tutmak nasip oldu. Şimdi buradan, bu kurultaydan, 40. kurultayımızdan tarih önünde söz veriyorum: Bu kurultay partimizin muhalefetteki son kurultayıdır. 40. kurultay iktidardaki ilk kurultayımız olacak. Artık iktidar zamanıdır, şimdi iktidar zamanıdır.
İktidar zamanıdır. Şimdi iktidar zamanıdır. İktidara hazır mıyız? Şimdi iktidar zamanı gençlerin dediği gibi iktidar iktidar iktidar. Değerli yol arkadaşlarım. Bugün karşımızda milletin iradesine direnenler vardır. Vakti gelmiş bir değişime engel olacaklarını sananlar vardır. 2 yılda bu ülkede açılan derin yaraları hatırlamamız gerekir. Yerel seçimlerden sonra bir yandan partimizde politika üretirken diğer yandan belediyelerimizde hizmetler ürettik. Kısa sürede belediyelerimizden memnuniyet oranları yerel seçimde alınan oyların da çok daha üzerine çıktı. Partimiz de yapılan tüm anketlerde 1. parti olmaya devam etti.
1. parti olmanın sorumluluğuyla siyasetin yönünü milletin sorunlarına çevirmek için çabaladık. Biz normali bu dedik. Adı normalleşme kaldı. Daha önce bayramda seyran da bizi aramayanları seçmenlerine hürmeten biz aradık. Şehit cenazesinde selam vermeyenlere selam verdik. Anıtkabir'de yüzümüze bakmayanlara misafir olduk, misafir ettik. Bu ülkede kavgayı kutuplaşmayı bitirmek istedik. Millet bizden kavga değil hizmet bekliyor.
Milletin sesini duyun. Milletin sandıkta yazdığı mektubu okuyun dedik. Bu tutumumuz vatandaşlardan büyük bir destek gördü. Ne olduysa olanlarda bundan sonra oldu. Anketlerde geriye düştüğünü, CHP'nin oylarının emanet olduğunu, seçimden sonra hemen döneceğini düşünüp de Cumhuriyet Halk Partisi'ni her ay biraz daha iyi bir noktada görenlere bu süreç CHP'ye yarıyor. Bu süreci bitirin. Hatta bitirmeyin, onlara bitirtin dediler. Bu süreç CHP'ye yarıyor korkusuyla normalleşme havasını bozmayı tercih ettiler. Yeniden kavgaya, kutuplaşmaya döndüler. Düşman olmadan siyaset yapamayacaklarını o günden belli ettiler. Sosyal Güvenlik Kurumu borçları üzerinden belediyelerimizin gelirlerini kesmek istediler. Bakanlarına canlı yayında CHP'li belediyeleri silkeleyin talimatı verdiler.
"ERDOĞAN'IN BİZİMLE SİYASİ REKABET EDECEK TAKATİ YOKTUR"
Daha sonra tarihimizde görülmemiş bir yola tenezzül ettiler. Tayyip Bey bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kendisine de, partisine de artık güvenmiyordu. Ana kademesine, kadın kollarına, gençlik kollarına güvenmiyor, inanmıyordu. İşte o yüzden hiçbir partide olmayan 4. bir kolu kurdu. Ve AK Parti yargı kollarının başına anayasaya aykırı olarak bir bakan yardımcısını, bir siyasi kişiliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla atadı. Çünkü onun artık bizimle siyasi rekabet edecek takati yoktur.
AK Parti'nin bu örgütle mücadele etmeye cesareti yoktur. Tayyip Bey'in tek güvendiği AK Parti'nin yargı kollarıdır. AK Parti yargı kolları kurulduktan sonra saldırılar başladı. İlk kez 30 Ekim 2024'te Esenyurt Belediye Başkanımız sevgili Ahmet Özer'i tutukladılar. Türkiye'nin en büyük ilçesine Esenyurt'a kayyum atadılar. Erken seçim istediğimiz için ve artık bu yapılanların yani Esenyurt'ta başlayan, Beşiktaş'la devam eden ve adım adım bir darbe pratiğinin işlediğini gördüğümüz süreçte bunu bir savaş ilanı kabul ettik. Bundan sonra ne yapacaksınız diye değerli basın mensupları sorduğunda savaş ilan ettiler. Biz masada oturuyorduk, masanın altından balta çektiler. Savaş ilan edilen, saldırıya uğrayan kimse, yapı, parti ne yaparsa bundan sonra yapacağız, mücadele edeceğiz dedik.
Erken seçim istedik. Erken seçimin adayı erken belirlenir diyerek yola çıktık. 23 Mart'ta ön seçimle adayımızı belirleyemeyeceğimizi ilan ettik. İşte o zaman, o zaman daha da paniklediler. Millet erken seçim isterken onlar darbe hazırlığını erkene çektiler. Ekrem Başkanımızın ön seçim başvurusu yaptığı günden bir gün sonra 22 Şubat'ta 31 yıllık diplomasına soruşturma açtılar. 19 Mart günü fakültenin yönetim kurulu toplanacaktı. Fakülte yönetimini bu hukuksuz bu akıl almaz karara ikna edememişlerdi. Bu yüzden işi üniversitede çöp toplatmak, ring seferlerini düzenlemek olan üniversite yönetim kurulunu yetkisiz olduğu halde topladılar ve diplomayı siyasi atamalarla kendilerinden yaptıkları üniversite yönetim kuruluna diploma iptali yaptılar.
Ön seçime 5 gün kala bir iftar zamanında bu yetkisiz kurul diplomayı iptal etti. O kadar korkuyorlardı ki diplomayı iptal etmekle yetinmediler. İptalden saatler sonra bir sahur vaktinde Ekrem Başkanımızın evine yüzlerce polisle baskın yaptılar. Tepedeki bir kişi 3 savcı, 3 hakim, 3 gizli tanıkla bu milletin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek bir darbeye kalkıştılar.
Darbeciler bu kez postalla, tankla değil üzerlerindeki cübbeleriyle geldiler. Sonra herkes sussun, kimse tepki göstermesin istediler. Gösterileri yasakladılar. Meydanları ablukaya aldılar. Otobüsleri durdurdular, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Her şeyi hesap ettiler ama milleti hesap edemediler. Cumhuriyet Halk Partililer, Vatan Emniyetin önünde öğrenciler, Beyazıt Meydanı'nda toplandı. İki tarafta, iki tarafta seçtiğine sahip çıkmak için sandığa sahip çıkmak için, iradesine ve geleceğine sahip çıkmak için önlerine konulan barikatları aştılar ve Saraçhane'de buluştular.
7 gün, 7 gece aynı meydanda aynı otobüsün üstünde aynı mikrofondan yükselen sesimize güç verdiler. Darbecilere geçit vermediler. Onları Saraçhane'den püskürttüler. Saraçhane'deki 7 gün, 7 gece süren ve ilk gece ne olacaksa bu gece olacak dediğimiz ve 1.000 kişi bile toplanamaz dedikleri önlemlere rağmen 110.000 kişiyle toplanıp 23'ü akşamı Saraçhane'de 1.200.000 kişi olan ve darbeyi püskürten, o gün orada olmasa da kendi memleketinden, ilinden, ilçesinden bu mücadeleye yüreğini koyanlara selam olsun, helal olsun.
"Z PLANIMIZ DA İMAMOĞLU"
Dört günlük gözaltı süresini 23 Mart'ta ön seçime denk getirmişlerdi. Dediler ki: Aday gözaltındayken ön seçimi yapamazlar. Ama bu hesapları tutmadı. Sandığı koyduk. Sandığın yanına dayanışma sandıklarını da koyduk. Milletimizi davet ettik. Ve 2 milyon üyesi olan Cumhuriyet Halk Partisi yanına koyduğu dayanışma sandıklarıyla 15,5 milyon vatandaşımız koştu, geldi, oylarını kullandı. En genci 18, en yaşlısı 104 yaşındaydı. Elbette 6 yaşında çizdiği resmini sandığa atanlar da vardı. Karnında 3 aylık bebeğiyle gelen de oldu. 2 elinde 2 bastonuyla merdivenleri tırmanan da. Biz onlara "Gelin, seçin, tarihe geçin." demiştik. Geldiler, seçtiler, tarihe geçtiler. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum: Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da, B planımız da, Z planımız da budur. Onunla mücadelenin meşru yolu sandıkta yarışmaktır. Ekrem İmamoğlu milletin adayıdır. Saray'ın adayı kimse, kendisine güveniyorsa meydana çıkmalıdır. Ekrem İmamoğlu'nu alt edeceksen millete güveneceksin, karşısına çıkacaksın. Hodri meydan yargı kollarına değil teşkilatına güveneceksin. Ben örgütüme güveniyorum. Ben milletime güveniyorum. Adayım burada örgütüm burada sandık nerede? Hodri meydan getirin sandığı, millet versin kararını.
"YALANA İFTİRAYA DOYMADILAR"
Bugün 15 belediye başkanımız ve yol arkadaşımız tutukludur. Her birinin değerli aileleri, eşler, çocuklar, anneler babalar bu salondadır. Bize emanettir, millete emanettir. Yalanlar, iftiralar attılar. Yalana, iftiraya doymadılar. Tam 237 gün sonra iddianame yazabildiler ama attıkları 8 aydır tartıştırdıkları yalanların iddianamede arkasında duramadılar, iddianameye o yalanları yazamadılar, bizi yargılayacakları iddianamede bu aziz milletin vicdanında kendileri yargılanır oldular. Çünkü millet günün mağdurlarının nasıl zalim olduğunu gördü.
Sayın Erdoğan da bu gerçekleri görünce rahatsız oluyor ve anlatamıyorsunuz diyor. Gazetecilere, basın mensuplarına, yandaş basına yükleniyor zorluyor. Ama bir yalan bir doğrunun karşısında, bir iftira bir hakikatin karşısında ne kadar dayanabilir ki?
"ÇITINI ÇIKARANI SİLİVRİ'YE ATIYORLAR"
Tüm vatandaşlarımızın vicdanına sesleniyorum. Bu kadar yalan, bu kadar iftira, bu kadar kul hakkı olur mu? Rahmetli Erbakan'ın dediği gibi ömür boyu alınları secdeden kalkmasa bu vebali ödeyemezler. Bu ülke elbet çok kara kışlar çok zor zamanlar gördü ama hiçbir dönem bu dönemin gaddarlığıyla yarışamaz. Soruyorum. Kim inandığını özgürce dile getirebiliyor? Çıtını çıkaranı Silivri'ye atıyorlar. Kaşını oynatanın malına, mülküne çöküyorlar. Acaba diyenin kulağını çekiyorlar sonra ortalıkta bir daha görünmüyor.
"SUSMAYA NASIL ALIŞTINIZ?"
Gazeteciler tutuklanırken onların arkadaşları susuyor. Sanatçılar ip gibi sabahın köründe sıraya dizilip haysiyetleriyle oynanırken diğer meslektaşları konuşmuyor. Siyasetçilere, iş insanlarına, sivil toplum temsilcilerine kelepçe vurulurken diğerleri bana dokunmayan yılan 1000 yıl yaşasın diyor. Milyonlar direnirken bedel öderken susanları soruyorum. Bu suskunluğu bu çaresizliği kim öğretti size? Komşunuz zordayken fırlayıp gitmek yerine sessizce kapıyı çekip arkanızı dönmeye. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır değeriyle yoğrulan bu topraklarda yanı başınızda yaşananlara susmaya nasıl alıştınız? Ne zaman ne zaman unuttunuz bu ülkenin nasıl kurtulduğunu. Seyit Onbaşı'nın sırtında mermi değil milletin kaderini taşıdığını ne zamandan beri unuttunuz. Nene Hatun'un sadece yaralı askerlere değil milletin haysiyetini kurtarmaya koştuğunu ne zaman unuttunuz? Elinde kumandası üstünde pijaması oturanlara sesleniyorum.
"GÜN SOKAKLARA ÇIKMA GÜNÜDÜR"
Gün sokaklara çıkma, meydanlara akma günüdür. Gün dayanışma direnme günüdür. Gün bu kara düzene itiraz etme günüdür. Ya o pijamayla evinde oturup sıranın sana gelmesini bekleyeceksin ya da meydanlara çıkıp bizimle birlikte bu darbeyi püskürteceksin. Evde evde elinde kumandasıyla oturan pijamalıya sesleniyorum. Ya meydanlara çıkacaksın bu darbe ile yüzleşeceksin nereye davet ediliyorsan oraya güç vereceksin, itiraz edeceksin, sandığı, Cumhuriyeti kurtaracaksın ya da sonra hiç hayıflanmayacaksın. Meydanlar bizimdir. Sokaklar bizimdir. Mücadele bizimdir. Türkiye hepimizindir. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. 19 Mart sürecinde bizleri önce Saraçhane'de sonra genel merkezimizde ziyaret eden, destek veren tüm genel başkanlara, siyasi partilere teşekkür ediyorum. Ve hangi partiden olursa olsun tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum. 19 Mart bir sivil darbedir. Görünen hedefi Atatürk'ün iki büyük eserinden biri olan CHP olsa da asıl hedefi Atatürk'ün diğer eseri olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Sandık olmazsa Cumhuriyet olmaz. Demokrasi olmazsa Cumhuriyet olmaz. Adalet olmazsa hukuk olmazsa Cumhuriyet olmaz.
"DÜN ELİNDEN ZOR KURTULDUĞUNUZ CELLADINIZA AŞIK OLMAMAYA DAVET EDİYORUM"
DEM Parti'nin eş genel başkanlarının hapse atılması da Zafer Partisi genel başkanının hapse atılması da 19 Mart darbesi de bir bütün olarak siyaset kurumunu halkın seçme, seçtikleri tarafından yönetilme hakkını hedef almaktır. İşte tam bu nedenle biz bir mevzi olarak partimizi değil bir cephe olarak demokratik siyaseti savunuyoruz. Herkesi de bizi değil kendi varlıklarını ve çok partili rekabeti savunmaya davet ediyoruz.
Herkesi canı istediğinde "şu parti kapatılsın, kapatılsın dedim kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın" diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm sendromuna kapılmamaya dün elinden zor kurtulduğunuz celladınıza aşık olmamaya davet ediyorum. Meydanların susmadan haykırdığı gibi kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.
İddianame diyor ki; Özgür gelecek pankartıyla bunu önceden planladıkları, salona girdiğinde güzel günler göreceğiz diyerek ülkenin yönetimini değiştireceklerini ve ülkeye örgütün belirlediği Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı yapmayı planladıkları anlaşılıyor. Buradan o iddianameyi yazana, yazdıranlara söylüyorum. Ne sandınız ya! Güzel günler gelecek.
"BİZİ ÇOK YILANLAR SOKMAYA ÇALIŞTI"
Bu kötü günler bitecek. Güzel günler gelecek. Güneşli günler hep birlikte o güzel günlere geleceğiz. Özgür gelecek dedik. Geldik işte buradayım. Seçim olacak bu millet görev verecek. Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. Buradayız. Karşınızdayız. Cesareti olan çıksın karşımıza.
Cumhuriyet Halk Partisini kapatmaya kalkanlar bilsin ki; Bizi çok yılanlar sokmaya çalıştı. 12 Eylül'de Kenan Evren bu partiyi kapatabileceğini sandı. Millet yine Gazinin emanetine sahip çıktı. Kapıdaki kilidi kırdı. Gücünü milletten alan 102 yıllık dev çınar dimdik ayaktadır. Bu çınar milletimizle var olmuştur. İlelebet de var olacaktır. Ve ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet olan bu çınara uzanan elleri biz değil millet kırar, millet kırar.
Peki Değerli yol arkadaşlarım. Peki bunca saldırıyı bunca haksızlığı neden yaşıyoruz? Bakın Türkiye'de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri, yeni kuşağı direnen siyasi milletlere dayatan bir düzenle karşı karşıyayız. Müesses nizam kendi siyaset kurgusu bozulmasını istiyor. Bu kurguda CHP'ye de bir yer tarif ediyor. Kimi derin devlet diyor, kimi devlet aklı diyerek bu düzeni savunuyor. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uyduruluyor. Bugünün müesses nizamı nedir diye sorarsanız; AK Parti iktidarının 23 yılda kurduğu kara düzenin ta kendisidir. Artık bu müesses nizamın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir.
Bu düzende birileri zengin, birileri fakirdir. Birileri güvende, birileri güvende değildir. Birileri eşit, birileri daha az eşittir. Çünkü müesses nizamın çarkı 86 milyon millet değil, kurdukları düzeni güvende tutmak için dönmektedir. İşte biz bu müesses nizamın çarkına somak soktuk arkadaşlar. Çomak soktuk. Biz birbirinin aynısı bu azınlığa baş kaldırdık. Ben devletim diyenlere milletin gücünü hatırlattık. Kurultayı kazanamaz dediler kazandık. Yerel seçimleri kazanamazlar dediler. Başardık. Bunlar ittifak kuramaz dediler. Türkiye ittifakını kurduk. Sokağa çıkmayın partinizde oturun dediler vallahi de oturmadık. Oraya gideceksin şuraya gitmeyeceksin. Oraya gideceksin şuraya geleceksin dediler doğru bildiğimizi yaptık. Doğru bildiğimizden şaşmadık. İşte CHP hedefteyse sebebi budur. Artık kimse Cumhuriyet Halk Partisine sınır ve istikamet çizemez. Siyaseti bildiğimiz gibi yaparız. Bir hesap vereceksek sadece hesabı milletimize veririz. Şunu hepinizin çok iyi anlamasını isterim. Zamanı gelmiş bir vedaya direnenlerin düzeni bozulmasın diye milletin huzuru ve refahı feda edilmeyecektir. Verdiğimiz mücadele yeninin eskiye karşı mücadelesidir. Türkiye'nin gelecek yürüyüşü AK Parti'nin kara düzeninin krizlerine, kaoslarına, kavgalarına sıkıştırılamaz. Bu mücadele veda edemeyenlerle geleceğe yürüyenler arasındadır. Yaşadığımız tüm sıkıntılar ve tüm zorluklar yeninin doğum sancısıdır. Türkiye bir doğum sancısı çekmektedir. Ancak hiçbir güç yeninin doğumuna eskinin gidişine mani olamayacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi'nde de özgüvensiz siyaset devri kapanmıştır.
Artık %25 değiliz %40'a uzanan bir seçmen kitlemiz var. Daha önce eli CHP'ye gitmeyenler artık bizimledir. Partimiz herkesin baba evidir. Bu sofrada herkese yer vardır. Bundan sonra da demokratları kapsayan aslan sosyal demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, muhafazakar demokratlarla, Kürt demokratlarla, liberal demokratlarla, sosyalist demokratlarla hep birlikte yürüyeceğiz. Müesses nizamın savcıları hakimler olabilir ama bizim yanımızda millet var millet. Yanımızda Yanımızda kirasını ödeyemediği için okulu bırakan öğrenciler var. Akşam sokakta yürümeye korkan kadınlar var. Pazardan filesi boş dönen emekliler var. Sendikalaşması engellenen örgütlülük hakkı engellenen sömürülen işçiler var. Artık hayat standardı bozulan yoksullaşan orta direkt var. Güzelim okullardan mezun olup yoksulluk sınırının altında maaşlara çalıştırılan her gün sırtındaki yük biraz daha artan üstüne üstlük işten atma tehdidiyle terbiye edilen, korkutulan beyaz yakalılar var. Hali vakti yerinde olsa da işinin, malının, mülkünün, geleceğinden endişe duyanlar, önünü göremeyenler var.
Biliyoruz ki milletimiz büyüktür. Biliyoruz ki bir gün devletle millet karşı karşıya gelsin istenmez. Bu millet devletini sever. Çağırır askere gider. İster vergisini verir ama büyük olan millettir. Siz bir gün eğer devleti milletin karşısına dikerseniz millet o zaman kendi tarafındadır. Devletle millet yarışırsa millet kazanır. Millet kazanacaktır.
"CHP ARINACAKSA BU ANLAYIŞTAN ARINACAK"
Müesses Nizamla mücadeleden dönüş yoktur. Dönüşü olmayan bu yolda korkanlara da yer yoktur. Müesses Nizama işbirlikçi olanlara kara düzenin sesi olanlara, bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur.
Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacak. Bizi yüzde 25'e hapsetmek isteyenlerin sokaklardan, meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacak.
Çünkü bu parti artık seçim gecesi ışıkları erkenden söndüren üyelerinin gözyaşı döktüğü bir parti olmayacak.
Bu parti Bu parti kadın kollarının seçim akşamı tülbenti sirkeye basıp başına bağladığı bir parti olmayacak. Bu parti gençlik kollarının ışığı sönmeden kendi evine giremediği, boynu bükük sokakta beklediği, babası ne oldu seçim deyince yere bakan gençlik kollarının partisi olmayacak.
CHP arınacaksa bizi eskiye döndürmek isteyenlerden arınacak. Artık Artık kimse bizi yenilgiye alıştırmayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da bu millet bizimle birlikte zincirlerinden kurtulacak.
Değerli yol arkadaşlarım. Bugün milletten korkanlar Kürt sorunu demekten de korkanlardır. Birileri bırakın Kürt sorununu Kürtlerin varlığını bile inkar ederken hala hala Kürtlerin seçtiği belediyelere kayyum atarken, siyasetçileri genel başkanları eş genel başkanları belediye başkanlarını hapislerde tutarken Cumhuriyet Halk Partisi kararlılıkla bu sorunun demokratik yöntemlerle çözümünü savunmuştur.
Biz DEM Parti ile görüştüğümüz için terörist ilan edilirken duruşundan milim sapmayan yeri geldiğinde de Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit yurttaşı olduğunuzu hissedeceksiniz diye vaatte bulunmaktan korkmayan bir partiyiz. Büyük bir Türkiye İttifakı bizim hayalimiz ve idealimizdir.
Bu anlayışla bu sorunun demokratik yollardan çözülmesi için Mecliste komisyon kurma önerisini de dile getiren partiyiz ve bunların hepsini son seçimleri kazanmış Türkiye'nin birinci partisi olmanın gücü ve sorumluluğu ile yapıyoruz. Türkiye'nin demokratik geleceğine cesaretle liderlik edeceğiz. Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satık bütün vatandır. Biz bu vatanın her köşesine barış, huzur ve refah sözü veriyoruz. Gelin aşamada komisyon 18 toplantı yapmıştır ama hala belediyelere millet iradesinin üstünde atadıkları kayyımlar bulunmaktadır. Hala Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan Kent İttifakı Kent Uzlaşısı adı altında utanç davalarından insanlar hapis yatmaktadır. Hala seçilmiş siyasetçiler hapistedir. Hala Anayasa Mahkemesi kararları, AİHM kararları uygulanmamaktadır.
"İMRALI'YA GİTMEME NOKTASINDA SIKIŞTIRILMAMIZ DOĞRU OLMAMIŞTIR"
Bunlar çözülmeden tüm meselenin olmazsa olmaz denilerek İmralı'ya gitmeme noktasına sıkıştırılması doğru olmamıştır. Siyaset dayatmalarla değil milletin rızasını alarak yapılır. O yüzden partimizin aldığı karar yıkıcı değil yapıcıdır. Çünkü menzil barışsa istikamet samimiyettir. Meclise sunduğumuz 29 maddelik çözüm önerilerimizin meydanlarda ve komisyonda savunmaya devam edeceğiz. Biz varlığını bir düşmana borçlu olan düşmanı olmadan var olamayan bir parti değiliz. Yurtta, bölgede, dünyada barışı, kardeşliği ve refahı savunuyoruz. Biz düşman aramıyoruz. Bizim liderliğimiz düşmanlığın değil barışın liderliğidir. İçinde bulunduğumuz Orta Doğu coğrafyası uzun yıllar çatışmaların, savaşın ve acının dinmediği bir coğrafyadır. Buna yüz çeviremeyiz.
Yok sayamayız. Körfez Savaşı bizi nasıl etkilediyse Suriye Savaşı da Türkiye'nin ekonomik ve sosyal iklimini derinden etkilemiştir. Gazze'deki soykırım hepimizi ağlatmıştır, ayağa kaldırmıştır. Türkiye'nin huzuru ve refahı bölgenin barış ve düzeni için kritiktir, olmazsa olmazdır. Türkiye huzurluysa bölgede huzurlu olur bölgede huzurun öncülüğünü yapar. Bölgede huzur ve barış olursa Türkiye'de de kardeşlik ve refah hızla büyür. Tam da bu nedenle Milli çıkarlarımızı, kardeşliğimizi ve birliğimizi merkeze alan bir bilinçle bölgesel bir güç olma sorumluluğumuz var. Altını çizerek söylüyorum. Altını çizerek Türkiye'nin demokrasi ve sosyal birikimi Orta Doğu'daki tüm kimlikler ve inançlar için huzur ve refah sağlayacak güce sahiptir."
KILIÇDAROĞLU 'ARINMA' DEMİŞTİ
CHP'nin önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün iktidara yakınlığı ile bilinen Sabah gazetesine verdiği röportajda, "Cumhuriyet Halk Partisi rüşvetlerle, yolsuzluklarla ve rüşvet çarkının müteahhitleri ile anılmaz, bunlarla bir araya gelemez. Üzerinde iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir" açıklamasını yapmıştı.
Özel'in bugün kürsüde yaptığı, "Müesses Nizamla mücadeleden dönüş yoktur. Dönüşü olmayan bu yolda korkanlara da yer yoktur. Müesses Nizama işbirlikçi olanlara kara düzenin sesi olanlara, bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacak. Bizi yüzde 25'e hapsetmek isteyenlerin sokaklardan, meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacak" konuşması akıllara Kılıçdaroğlu'nun röportajını getirdi.
NE OLMUŞTU?
CHP'nin “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla düzenlediği 39. Olağan Kurultay, 28 Kasım'da Ankara’da başladı.
Seyircisiz yapılan ilk günde salona “İmamoğlu’na özgürlük”, “Umut burada, iktidar yolunda”, “Özgür Türkiye, özgür kadınlar” gibi mesajlar içeren pankartlar asıldı.
Ayrıca hayatını kaybeden Altan Öymen ve Ferdi Zeyrek için anma pankartları, tutuklu başkanlarının fotoğrafları ve Saraçhane’deki “Önce adalet, önce hürriyet” pankartı da salonda yer aldı.
Kurultaya; Murat Karayalçın, Önder Sav, Muharrem İnce, Dilek İmamoğlu, Mansur Yavaş ve İBB Başkanvekili Nuri Arslan gibi isimler katıldı. Kemal Kılıçdaroğlu ise katılmadı.
Saat 10.00’da yeterli çoğunluk sağlandı ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açılış konuşmasıyla kurultay başladı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından divan başkanlığına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce oy birliğiyle seçildi. Ünlüce’nin önerdiği sekiz il başkanının yer aldığı divan heyeti de delegelerce onaylandı.
Gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. Selin Sayek Böke’nin başkanlık ettiği Program Komisyonu ile Gül Çiftci’nin yönettiği Tüzük ve Yönetmelik Komisyonu kuruldu.
Kurultayda Özel dönemini anlatan “İki Yılımız”, “Mücadele” ve “Kimsesizlerin kimsesi CHP” başlıklı videolar gösterildi.