Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İçişleri Bakanlığı'nın geçen günlerde kendisi hakkında soruşturma izni vermesinin ardından açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına Kahramanmaraş'taki okul saldırısına değinerek başlayan Yavaş, şiddetin bu kadar kolay ortaya çıkabildiği bu ortamda herkesin dönüp kendisine 'neyi yanlış yaptık' diye sorması gerektiğini söyledi.
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyen Yavaş, gerekli politikaların yürütülmesi gerektiğini kaydederek "Çocuklarımızı korumak sadece okul kapısına görevli koymakla değil; onların ruh sağlığını güçlendirmekle, umutlarını büyütmekle mümkündür" dedi.
"HALKIN İRADESİ HİÇE SAYILIYOR"
Devamla partisine yönelik soruşturmalara değinerek başlayan Yavaş, yargılama süreçlerini eleştirdi. Yargılamaların adil bir şekilde yapılması gerektiğini kaydeden Yavaş, 10-15 yıl önceki soruşturmalar yeniden gündeme getirildiğini ve halkın iradesinin hiçe sayıldığını vurguladı. Yavaş, soruşturmaların usule uygun yapılması gerektiğini kaydetti.
"BİZ PARA YEMİYORUZ, HARAM YEMİYORUZ. BULAMAZSINIZ!"
Hakkında başlatılan soruşturma iznine değinen Yavaş, haklarında yapılan soruşturmaların sonuçlarının kendilerine bildirilmediğini söyledi. Yavaş, "Ne bulacaksınız, yok! Biz para yemiyoruz, haram yemiyoruz. Bulamazsınız!" ifadelerini kullandı.
"MELİH GÖKÇEK TEFTİŞ KURULU İLE GÖRÜŞMEKTEN ÇEKİNMİYOR"
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek dönemine ilişkin suç duyurularını anımsatan Yavaş, "Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor. Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil" ifadelerini kullandı.
"BİZ YARGILANMAKTAN KORKMUYORUZ Kİ"
Yavaş'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Bugün Türkiye'de her sabah kalktığımız zaman acaba bugün hangi muhalefet partisine özellikle hangi Cumhuriyet Halk Partili belediyeye operasyon yapıldı diye uyanmaya başladık. Tutukluluğun istisna olması gerekirken artık tutukluluk usul esas haline getirildi. 4483 sayılı Memurların Yargılanması Hakkındaki kanunlar kanundaki hükümler çok açıktır. Sayıştay veya Mülkiye Müfettişi gelir, belediyeyi, ilgili idareyi inceler.
Bir suç varsa savcılığa verir, iddianame hazırlanır, deliller toplanır, daha sonra yargılama yapılır. Oysa seçilmiş insanları önceden tutuklayarak hem onları seçen halkı cezalandırıyorsunuz, halka hizmet etmesini engelliyorsunuz, hem de uzun süre ailelerinden, çocuklarından ayrı bırakıyorsunuz. Beraat ettikleri zaman bunu telafi edecek hiçbir maddi ya da manevi değer bu dünyada bulunmamaktadır. Zaman zaman İstanbul'daki öğrencilerin olduğu gibi uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat eden bir sürü insanı görüyoruz.
Peki bunların zararını telafi etmek mümkün müdür? Niye acele acele bunları tutukluyoruz? Yargılayalım. Ben de her zaman şunu söylüyorum. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz ki. Ama usule uygun, adil bir şekilde herkese uygulanan hukukla yargılanmak istiyoruz, soruşturulmak istiyoruz.
İkinci olarak şunları izledik. Adana ya da Bursa Belediye Başkanımız da olduğu gibi, Ankara İl Başkanımız da olduğu gibi 10-15 yıl önceki soruşturmalar yeni gündeme getirilerek seçilmiş belediye başkanlarımızın, seçimle gelen yöneticilerimizin tutuklanması yoluna gidilmekte ve oradaki halkın iradesi boşa gidip bir başka partiye yönetim teslim edilmektedir. Seçimi kazandık..."
"SEÇİLMİŞ İRADENİN TUTUKLANMASI..."
"Oysa bu tahkikat zamanında tamamlansaydı belki bu insanlar aday olmayacaklardı. Bu süre zarfında görevini ihmal eden kim varsa yani soruşturmayı zamanında yapmayan kim varsa onlar hakkında soruşturulması açılması gerekiyor. Bekleyip bekleyip siz seçimi kazandıktan sonra eğer bu belediye başkanlarını tutuklarsanız bunun arkasında aynen şu sonuç çıkar. Seçilmiş iradenin tutuklanması anlamına gelecek uygulamalarla ülkeyi zora sokacak işler yaparsınız.
Dolayısıyla bu uygulamalar artık sona ermelidir. Usulüne uygun soruşturmalar yapılmalıdır. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Ancak bunu sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve yöneticileri yaparsanız burada hukuktan bahsetmek mümkün değildir.
Dolayısıyla dünyadaki hukuk ve adalet sıralaması en sonlara düşüyoruz. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Türkiye'yi bu kadar kadim bir ülkeyi devleti yönetimi tecrübesi olan bir ülkeyi Afrika'daki bazı ülkelerin arka sıralarına gösterecek şekilde uygulamalar yapmak maalesef hiçbir şekilde kabul edilemez.
Gelelim bugünkü basın toplantımızın amacına. Ben hem şeffaf bir biçimde hakkımızda ne tür soruşturmalar yapılıyor. Bunu Ankara halkını ve Türk milletini bilgilendirmek, hem de Sayın Bakan yeni atanmış olduğu için kendisine hayırlı olsun diliyorum öncelikle. Hem de önceki dönem Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından yapılan bazı uygulamalardan kendisini haberdar etmek istiyorum. Müfettişler belediyeye geliyor. Yani yakın zamana kadar hiçbir şikayetimiz yoktu. Geliyor, şikayet konusunu bildiriyor ve incelemelerini yapıyor."
"DANIŞTAY'A DİLEKÇE VERİYORUZ SONUÇLAR BİLDİRİLMİYOR"
"Şikayet ediliyoruz. Güzelce incelemesini yapıyor. Ancak son zamanlarda bu incelemelerin sonucu bize bildirilmiyor. Bekliyoruz. 45 gün içerisinde soruşturma bittikten sonra bize bir şey gelmiyorsa diyoruz ki herhalde biz temiz çıktık. Oysa bu raporu elimize alıp belediye meclisine bizi itham edenlere biz bunu göstermek istiyoruz. Ayrıca bizim yaptığımız şikayetler var. Şikayet ettiğimiz konularda da sonucu bilmiyoruz. Şikayet ettiğimiz bir görevli, eski belediye başkanı eğer bunun hakkında gelen Mülkiye Müfettişi soruşturmaya gerek görmediğini gösteriyorsa ne yapmamız lazım?
Bizim Danıştay'a itiraz edip onun cezalandırılmasını talep etme hakkımız var. Şimdi bu talep maalesef yapamıyoruz. Ortadan kalkıyor. Biz istiyoruz İçişleri Bakanlığı'ndan bu yaptığımız soruşturmaların sonuçlarını bize bildirin ki Danıştay'a itiraz edelim. Bunlar bize 3-4 defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor. Biz de itiraz hakkımızı kullanmayınca eski döneme ait bütün suçlar zaman aşımına uğruyor. Dolayısıyla bize bunu vermeyen görevlilerde suç işliyorlar. Bu nedenle itirazı esas olmak üzere hatta en son soruşturmayla ilgili avukatımız gidip soruşturma evraklarını istediği zaman oradaki hukuk müşavirliğindeki arkadaşların bir kısmı vermiyoruz.
Git nereden alırsan oradan al diyor. Oysa sonuç bize bildirilse biz ilgili yargı yoluna başvurup Danıştay'dan soruşturma izninin ortadan kaldırılmasını isteyip soruşturulmama emrini ortadan kaldırmasını isteyip cezalandırılmasını isteyeceğiz."
"BİZ PARA YEMİYORUZ HARAM YEMİYORUZ, BULAMAZSINIZ"
"O da olmuyor. Son zamanlarda gelen müfettişlerin de bazı uygulamalarından da bahsetmek istiyorum. Herhangi bir konuda belediye incelemeye geliyor. Bakıyor hiçbir şey yok. Raporunu tanzim edip süresinde bakanlığa götürüyor. Soruşturma evrakını veriyoruz. Bakıyoruz bu müfettiş tekrar geri gelmiş. Anlıyoruz ki diyorlar ki ya bir şey bulamadın mı? İllaki senin bir şey bulman lazım. Git tekrar iyi bir incele bakalım ne bulabilirsin. Ne bulacaksınız ki? Yok. Biz para yemiyoruz. Haram yemiyoruz. Bulamazsınız."
"GÖKÇEK TEFTİŞ KURULU İLE GÖRÜŞMEKTEN ÇEKİNMİYOR"
"Bir diğer konu da hakkında onlarca şikayetimiz bulunan Melih Gökçek.... Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor. Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil.
Herkes kamu yöneticiliği yapıyor. Maaşımızı alıyoruz. Bu halka hizmet etmek için çalışıyoruz. Sonuçta bizi denetleyecek varsa cezamızı verecek. Bu konuda son sözü söyleyecek insan bizim seçmenlerimizdir. Milletin iradesidir. Bu da sandığa mutlaka yansımaktadır. Kalkıp da zorla bir suç ortaya çıkarmak, isnat etmek, bunlar doğru davranışlar değildir.
Adil değildir, adalete uygun değildir. Böyle olunca da bu durum nedeniyle Türkiye'de bir sürü revanş hukuku asla sona ermiyor. Ama artık herkesin sonuna kadar güvendiği, herhangi bir soruşturmada ya da yargılama olduğu zaman asla ve asla taraflı bir tutum sergilenmediğinden emin olduğu bir yargılama ve soruşturma düzeninin mutlaka tesis edilmesi lazım."
"BU DA ANCAK İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ İLE OLACAK"
"Bu da ancak görünüyor ki iktidar değişikliği ile olacak. Yoksa bugün bana, yarın sana zihniyetiyle maalesef ülkemiz bir türlü bu uygulamalardan kurtulamamaktadır. Evet, İçişleri Bakanlığı'nın hakkımızdaki açıklamasına göre 2019'dan bu yana 49 araştırma ön inceleme onayı verilmiştir. 4483 sayılı kanuna göre 2019'dan bu yana sadece 6 iddia konusuyla ilgili olarak soruşturma izin kararı verilmiştir. Bunları ben halkla paylaşmak istiyor ki görsünler. Mansur Yavaş hangi suçu işlemiş ya da işlememiş?
Hangi suçlamalara maruz kalmış? Bu konuda bilgi vermek için bugün burada bulunuyoruz. Ve burada ikisi Danıştay tarafından bozulan, iki tanesi halen Danıştay'a itiraz ettiğimiz biraz sonra açıklayacağım iki konuda en son bildirilen konu olarak bunları vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Evet, başlıyoruz.
Birinci madde, ben seçildim. Belediye meclisinde çoğunluğumuz yoktu biliyorsunuz. Kanunsuz bir önerge verdiler. Ben bu önerge kanunsuz deyip işleme almadım. Hem savcılığa şikayet edildim, hem de İçişleri Bakanlığı geldi hemen soruşturma izni verdi. Birinci gün. İlk belediye meclisine çıktığımız gün. Ancak Danıştay 1. Dairesi bu soruşturma iznini ortadan kaldırdı."
"SAYIN SOYLU BUNA RAĞMEN BU RAPOR VARKEN BİLE..."
"İkinciye gelelim. İkincisinde de usulsüz konu satışına engel. Hani Gökçek kendi talimatıyla meclisten karar alıp daha sonra da lojman adı altında oradaki daireleri eşinin adına almıştı ya. Biz bunu soruşturma konusu ettik. Mülkiye müfettişi geldi. Siz bunu nasıl soruşturursunuz? Bunu niye lojman gibi değerlendirmediniz? Aslında olay şöyleydi. Mülkiye müfettişi belediye başkanı görevini yapmıştır diye raporunu tamamlamasına rağmen Sayın Soylu buna rağmen bu rapor varken bile bunu lojman olarak değerlendirmen gerekir deyip soruşturma izni verdi.
Tabii ki Danıştay bunu kaldırdı. Sonuç itibariyle lojman satışının lojman adı altında yapılan satışının da kanunsuz olduğunu biz dosyayı kazanarak, davayı kazanarak belediyeye tekrar kazandırdık ama hala lojman adı altında oturduğu daireyi boşaltmasına rağmen hala belediyeye de teslim etmedi. Bununla ilgili de çabalarımız devam ediyor. Dolayısıyla şöyle bakıyorlardı. Siz eski dönemi soruşturmayın. Evet, devam edelim."
"GÖKÇEK'LE YAPILAN ANKARA BELEDİYESİ'NDEKİ BÜTÜN İHALELERLE İLGİLİ..."
"3. soruşturmaya geliyoruz. Konser iddiaları. Konser iddiaları ile ilgili buraya müfettiş geldi. İnceledi, raporunu verdi. Raporunda Mansur Yavaş'la ilgili hiçbir şey yok. Tekrar savcının talebi üzerine bir daha geldi. Bakın onda da ne diyor? Müfettişleri görevlendirdi. Yapılan denetimler sonucunda herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespit edilmediği zararı tespiti yapılmadığı anlaşılmakla birlikte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmesine. Yani madem bir şey yok ne soruşturması veriyorsunuz?
Dolayısıyla biz bu karara da itiraz ettik. Çünkü özellikle Danıştay 1. Dairesinde Gökçek dönemine ait, Gökçek'le yapılan Ankara Belediyesi'ndeki bütün ihalelerle ilgili yapılan şikayetlerle ilgili tamamında Melih Gökçek'in aktif olarak bu ihalelere katılmadığı gerekçesiyle tamamında soruşturma izninin verilmemesi kararını vermişlerdi.
Oysa daha önceki basın toplantısında gösterdim. Kendisinin hafriyatın özellikle Osmanlıspor'a verilmesi için, Anfa'ya verilmesi konusunda talimatı olmasına rağmen savcılık Gökçek'in talimatı görülmemiştir diyerek takipsizlik verdiği gibi birçok kararda geçen dönemde imzası oldu. Hatta teleferik ihalesi olan bugün 2,5-3 milyar belediyeye zararı sokan ihalede yine ben belediye başkanının emriyle süre uzatımı verdim demesine rağmen hakkında hiçbir işlem yapılmadığını da hatırlatmak isterim."
"Evet bir diğeri... Evet biz bu şeyle ilgili olarak Gökçek ailesinin müfettişlerle yaptığı görüşmeleri ve adli soruşturmaları yaptığı müdahaleleri ki bir gün önce tweet atmıştı. Bir gece önce demek ki böyle bir baskın yapılacağından, operasyon yapılacağından nasılsa haberi olmuş ve vatandaşın biri de belediye çalışan, belediyenin mallarını usulsüz bir şekilde kendi adına kiraya veren birisinin de Osman Gökçek'e dilekçe verdiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. Bunları da savcılığa şikayet ettik.
Anında tabii ki takipsizlik kararı çıktı. Ranta izin verilmediği için verilen veto kararı. Arkadaşlar bu da çok ilginç bir karar. Neden de biliyor musunuz? Eskiden bizim mecliste çoğunluğumuz yoktu. Adeta topal ördek olarak adlandırıyorduk. 38 tane belediye meclisi üyemiz vardı. Bir iki tane bağımsız üye vardı. Geri kalanı AK Parti ve MHP meclis üyelerinden oluşuyordu. Rantı dayalı bir karar meclise geldiği zaman ben bunu veto ettim. Şimdi veto edince tekrar görüşülüyor. Tekrar görüşülürken burada özellikle AK Partili üyeler çekimser kaldı. Şöyle bir şey vardır hukukta."
"BEN UMUYORUM Kİ DANIŞTAY'DAN BU DÖNECEKTİR"
"Suç işlemek için iki yol vardır memur için. İcra olarak bir işlem yaparsınız, suç işlersiniz ya da yapmanız gereken görevi yapmayarak yani ihmali suretle icra edilir suç. Burada nasıl ihmali yaptı AK Partililer? Mecliste madem kanun emriyle bunun mahkeme kararıyla uygulanması gerekiyorsa ve ben veto ettiysem 20-38 tane üye olumlu oy kullandıysa halbuki AK Partili üyeler hayır mahkeme kararı doğrudur deseydi geçecekti. Dolayısıyla onlar çekimser kalarak burada büyük bir rant olduğunu gördükleri için büyük bir rant olduğunu gördükleri için çekimser kalıp bizim vetomuzun onaylanmasının yolunu açmışlardır. Ancak müfettiş onlarla ilgili bu ihmal suretiyle icra edilen kararla ilgili hiçbir soruşturma yapmamıştır. Daha ilginci üyelerden bir tanesi bağımsızdır.
Bağımsız kalan üye ile ilgili de verdiği şeye bir bakın Allah aşkına. Evet kendisi ne grup kararı olmadığı için ne oy kullandığını bilmiyoruz ama şüpheden sanık faydalanır gereğince çekimser oy kullandığını kabul ediyoruz. Yani kendi kendine niyeti okumuş ve onu da soruşturmadan kurtarmıştır. Ben umuyorum ki Danıştay'dan bu dönecektir. Çünkü bir kararın veto edilip edilmemesi herkesin hukuki bakışıyla ilgilidir. Bu kararlar sonuçta mahkeme kararına bağlanacak kararlardır. Ve 39 üye hakkında soruşturma var. Çekimser oyu veren 94 üye hakkında, yani bu karara çekimser oy vererek bizi desteklememelerine rağmen onlar hakkında soruşturma izni verilmemiştir."
"HAKKINDA İŞLEM YAPILMASI GEREKMEZ Mİ?"
"Evet. Bir örnek daha vereceğim. 2022 yılında belediyeler düzenli şekilde denetlenirler. 2022 yılında müfettişler geliyorlar ve geriye yönelik 10 yıllık bir teftiş yapıyorlar. Bu teftişte ön incelemeye alınan imar planı değişikliklerinin dört tanesinin 2017 yılına ait olduğunu tespit ediyor müfettişler. Geri kalanı 2019 sonrası diyorlar. Şimdi 2022 yılında 2017 ve öncesinde madem usulsüzlük yapılmış derhal işlem yapmıyorlar.
2024 yılında rapor hazırlanıyor. Şimdi yeni 2026 yılında da soruşturmaya gelip ve müfettiş merak etmeyin bak eski dönemi de soruşturuyoruz diye bizimle alay ediyor. Neden derseniz 8 yıllık zaman aşımını doldurdu bu arada. Yani eski eski yönetimi sorgulamadan, onun yargılanmasına imkan vermeden idare yoluyla onları zaman aşımıyla kurtardı.
Hakkında işlem yapılması gerekmez mi? Dolayısıyla burada ikili bir uygulamayı maalesef görüyoruz ve zaman aşımına devlet eliyle, idare eliyle işlenmiş varsa işlenmiş suçlar ortadan kaldırılıyor. Soruşturma izni 5 ve 6. Çankırı ve Karabük'e araç veya personel götürüldüğü iddiası. Burada da çok ilginç. Diyor ki sonuç itibariyle ilgili emir ve talimat verdiğine dair bilgi ve bulguya rastlanmamış olmakla birlikte. Hani şüpheden sanık yararlanırdı?"
"BUNLAR ZORAKİ UYGULAMALAR"
"Bunlar zoraki uygulamalar. Bakın Mansur Yavaş kimdir? Mansur Yavaş seçildiğinden beri gelir gelmez hiçbir fotoğrafının belediyeye asılmayacağı konusunda talimat çıkaran, herkesin serbestçe sendikasını seçebileceğine dair genelge uygulayan ve hiç kimsenin hiçbir mitinge, hiçbir toplantıya, siyasi toplantıya zorla götürülmeyeceğine dair genelge çıkaran Mansur Yavaş'tır.
2019'dan seçimler hariç bugüne kadar hiçbir ekranda ya da hiçbir billboard'da Mansur Yavaş'ın fotoğrafını hiç kimse görmemiştir. Biz bu şekilde davranarak bir örnek olmak istiyoruz. Şimdi gelecek. 2019 yılı, 2009 yılında ben belediye başkanı adayı oldum. 2019 yılında da Beypazarı Belediye Başkanı'na dilekçe verdim."
"DAHA VAHİM ŞEYLER VAR..."
"Ben Ankara'da aday oldum. Belediyeye gelemiyorum. Maaşımı belediye tahakkuk ettirin diye. Yine bu 2023 döneminde de 15 gün izinliyim. Üstelik bu mitinglerin olduğu günlerde de izinliyim. Yasal olarak olarak da sorunlu değilim. Orada da aynı şekilde maaşı almayacağıma, paranın belediyeye aktarılmasına dair dilekçe vermiş birisiyim. Ben bunları örnek olsun diye yapıyorum. Çünkü bu Karabük'teki olay televizyonda görünür görünmez bir bakın 15. Yani bir gün önce 9:5'te Beyaz TV yayın yapmış. 10:5'te Mansur Yavaş ne talimat vermiş? Bunların hiçbirisini bu Mülkiye Müfettişi görmemiş, göz ardı etmiş. Evet hiçbir bilgi yok ama gene de soruştu olsun demiş. Devam ediyoruz. Daha vahim şeyler var."
"Şimdi Mansur Yavaş yönetimindeki belediye kamu malını asla kullanmaz ama kim kullanır? 2019 yılında iş başına geldiğimiz zaman Anfa Şirketinin oraya kocaman tanker, mazot tankeri, benzin tankeri çekilmiş. 2019 yılındaki AK Parti adayının bütün seçim masraflarının mazotlarını oradan doldurmuşlar. Yiyecekleri oradan gitmiş. Yani merkez Anfa olmuş. Bunu biz tespit ettik. Yazışmalar var, WhatsApp yazışmaları var. 3 defa savcılığa şikayet ettik. Takipsizlik, takipsizlik, dördüncüsünde dava açıldı ve şu anda yargılanıyor."
"ONLAR YAPAR BİZ YAPMAYACAĞIZ"
"Yani kamuyu seçimlerde kimin kendi siyasi partisinin hizmetinde kullandığının örneğinin bir tanesi bu. Benim şu savunmam yok. Onu söyleyeyim. Yani ne var bunda? Bütün bakanlar da seçimlerde uçaklarıyla gidiyor, arabalarıyla gidiyor. Hayır. Benim öyle savunmam yok. Onlar yapar biz yapmayacağız. Aramızdaki fark budur. Evet. Geliyoruz. 2024 yılına aynısını Turgut Altınok yapmış. Şikayet edilmiş.
Mülkiye İçişleri Bakanlığı ona soruşturma izni vermemiş. Ne diyor? Suçu inkar etmiyor. Diyor ki zararın tamamını ödemiştir. Kamu zararı ortadan kalkmış. Soruşturmaya gerek yok diyorlar. Halbuki seçim suçlarının sonuçları itibariyle bir görevi ihmal ya da suiistimalden çok farkı vardır. Seçim suçu işleyen icabında aday olmasının önü kesilecektir.
Ve bu da Danıştay'a gönderildi. Bakın aynı şeyi de net suç sabit olmasına rağmen ne yapalım? Parayı ödemişler. Sadece akaryakıt parasını ödemek yetiyor mu? Belediyenin araçlarını kullanmış, bunların amortisasını falan neler neler var. Bunu yargılanıp kuruşu kuruşuna tahsil edilmesi ya da bunların cezalandırılması gerekmez miydi?"
"İŞTE ÇİFTE STANDART"
"İşte burada çifte standardı göz önüne sermek için bakanlığın uygulamasını ve Mülkiye Müfettişi'nin uygulamasını göstermek için bu belgeyi gösteriyorum. Devam edelim. Bu biraz önce bahsettiğim hızlı geçelim. Belediyenin hafriyat gelirlerinin Gökçek'in imzası yoktu diyorsunuz. İmzayı görüyorsunuz. Yine evine Mobilya almış Gökçek. Ve diyor ki bilirkişi aynı değil diyorlar. Onlar sonradan bir mobilyayı bulmuşlar. İşte bu biz bunu almadık diyor. Şimdi gelin bir sonraki sayfaya. Allah aşkına. İşte şuraya bakın. Chester koltuk, bilmem ne koltuk işte. Bunların belediyede özel kalemde ne işi var? Özel kalem parasıyla alınmış.
Biz onları almadık diyorlar. İfade var. Hanımefendi sehpayı beğenmemiş değiştirin diye. İşte burada da aynı şekilde soruşturma yapılmadı. Devam edelim. Şimdi en son soruşturmaya geliyorum. Bakın bu seçim kanunu. Ne diyor? Memur ve hizmetleriyle her türlü araç ve gereç imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya herhangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır ve cezai hükümleri var."
"Bu seçim kanunu biliyorsunuz özel kanunlar genel kanunların önüne geçer. Sadece bu iş için yapılmıştır. Bu maddeyi hepimiz biliyoruz. Biraz önce de gördük. Bunu ben biraz önce söylediğim gibi savunmak için söylemiyoruz ama maalesef şu anda iktidarın sonuna kadar bütün kamunun mallarını kullandıklarını biliyoruz. Döndürdük. Peki su bu yapanlara ne oluyor? Seçim suçlarından doğan kamu davası seçimin bittiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmadığı takdirde kovuşturma yapılamaz diyor.
Sayın Müfettiş. Bu kanunu bilmiyor musunuz siz? Bu kanunu bilmiyor musunuz? Sayın Bakan. Kanun hükmü bu kadar açık. Bunu sizin önünüze nasıl getirdiler anlamıyorum. Ya sizi zor durumda bırakmak istiyorlar ya da beni itibarsızlaştırmaya çalışırken bu ülkenin en önemli kurumu olan İçişleri Bakanlığı'nı zor durumda bırakmayı amaçlıyorlar. Bunların hesabını bence sorun. Hatta imkanı varsa soruşturmayı geri alın. Danıştay'ı da bu işlerle boşu boşuna uğraştırmayın. Kanun hükmü açık. Soruşturma yapılamaz deniyor. Seçim 2023'te yapıldı. Bunların tespitleri 2023 yılında yapıldı. Şimdiye kadar neyi beklediniz? Eğer bir suç var idi ise? Dolayısıyla yapılan soruşturmanın tamamen kanunsuz, hukuksuz ve Mansur Yavaş'ı Cumhuriyet Halk Partili Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni itibarsızlaştırmak için yapıldığından başka hiçbir amaçları yok. Televizyonlarda yazdı. Mansur Yavaş hakkında da soruşturma başladı. Soruşturma başladı."
"HAKKIMDAKİ SORUŞTURMALAR DANDİK"
"Gördüğünüz hakkımdaki soruşturmaları. Dandik soruşturmalar. Bir tane para yediğime, yakınları zengin ettiğime dair, haram yediğime dair iddia var mıdır? Zaman zaman, kendi ekibimden suç işleyen varsa onları da şikayet ediyorum. Aynı zamanda bizim bu şikayet ettiğimiz Sayın Genel Başkanı'nın başka türlü tanımladığı şahıs bile savcılığa dilekçe verirken benimle ilgili kendine menfaat temin ettiği konusunda tek bir iddiası yok.
Denetlemedi diyor. Falan filan diyor. Bulunamazlar. Çünkü biz bir söz verdik. Bu kadar 2019 öncesi kirli bilinen bir belediyeyi ele aldıktan sonra bizler tertemiz bir şekilde Ankara'nın ve ülkenin yönetebileceğini göstermek için son derece titiz davranıyoruz ve davranmaya da devam edeceğiz. Sayın Bakan ne diyor? 591 AK Partili belediye soruşturma izni verildi... Güzel. Ama şunu hiç duymadık. Soruşturma izni verilen belediye başkanının evinin arandığını, basıldığını, koştur koştur adliyeye götürüldüğünü hiçbir şekilde duymadık. Evet, yapılmasın. Yapılmamalı zaten. Sayıştay ya da Mülkiye Müfettişleri incelesin. Savcılığa intikal ettirsin. Yargılama tutuksuz bir şekilde yargılansın. Elleri kolları bağlı olmadan kendini savunsun ve ceza alırsa işte ondan sonra suçlu olarak ilan edersiniz. Evrensel hukuk kuralıdır mahkeme sonuçlanıp kararı kesinleşinceye kadar herkes suçsuzdur ve bu bizim anayasamızın da bir gereğidir. Şimdi ben bir suç ihbarında bulunmak istiyorum. Devam edelim..."
YAVAŞ'TAN ÇİFTÇİ'YE ÇAĞRI! "GÖKÇEK HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİN"
"Şimdi Gökçek'le ilgili FETÖ dönemine ait onlara verdiği rantlarla ilgili bir şikayet yaptık. Bakın bakanlık her zaman olduğu gibi işleme konulmaması kararını verdi. Biz Danıştay'a gittik. İtiraz ettik. Ya öyle imar planları değiştirilmiş ki imara açılmaması gereken yerler imara açılmış ve örgüte bu şekilde para aktarılmış, rant sağlamış dedik. Ve Danıştay'da bu kararı bozdu. Bu kararı İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma işleme konulmaması kararını ortadan kaldırdı.
Ne zaman kararı vermiş? 25.12.2025'te. Peki bu kararların mahkeme kararlarının ne zaman uygulanması lazım? En geç bir ayda. Sayın Bakanım, önünüze getirmemiş olabilirler. Gökçek hakkında derhal soruşturma izni verin. Müfettişler gelsin belediye. Onlara sunacağımız son derece yoğun ve büyük delillerimiz var. Yargılamasının önünü açın. Bir an evvel bu emri vermenizi bekliyoruz. Bugüne kadar bugüne kadar bu konuyla ilgili hiçbir müfettiş gelmedi.
Yani Danıştay'ın bozma kararı üzerine henüz gelen giden yok. 3628 sayılı mal bildiriminde bildiriminde bulunulması rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kanunu var. Kanuna veya genel ahlaka uygun olarak sağlandığı ispat edilemeyen mallar veya veya ilgilinin sosyal yaşantısı bakımından geliriyle uygun olduğu kabul edilemeyecek harcamalar şeklinde ortaya çıkan artışlar bu kanunun uygulanmasında haksız mal edinme sayılır.
Yine devlet memuru kanunda aynı madde var. Şöyle bir devlet memurunun maaşı 100.000 liraysa, kendisi birdenbire görevi esnasında 100 milyonluk ev sahibi olmuşsa veya kirası 2-300.000 olan bir villada oturmaya başlamış veya çok lüks arabaya binmeye başlamışsa hemen savcılığa verilecek ihbarla hemen işlem yapılır. Bu şahsın maaşı 100.000 lira ama harcamalarına baktığınız zaman son derece büyük harcamaları var. Ve hemen incelenmesi lazım."
"SUÇU TESPİT ETMEK ÇOK KOLAY"
"Şimdi biliyoruz ki Sayın Gökçek 23 yıl belediye başkanlığı yapmış. Daha önce de 5 yıl belediye başkanlığı var. Yani ömrü boyunca memur. Çoluğu çocuğu hiç çalışmamış. Hiç çalışmamış. Yani bir tane ticari faaliyeti görmemişiz. 5 kuruş geliri de yok. Şimdi 600 milyon liralık villa yaptığı ortaya çıktı. Hangi parayla yaptı bunu? Ve üstelik bu villayı yapanlar da inşaatın fiden yapanlar da bu yolsuzluğun en büyüğünün yapıldığı Anka Park'taki inşaatları yapan firmalar.
Onlar yapıyor inşaatı. Binko İnşaat ithalat bilmem ne şirketi diye. Ve batık Anka Park'ın müteahhidi burayı yapıyor. Yani görünen köy kılavuz istemez. 5 kuruş gelirin var mı senin? Kaç Şimdiye kadar kaç işçi çalıştırdın? Ne kadar vergi verdin? Bir diğer konu daha. Suçu tespit etmek çok kolay. Biliyorsunuz 30.000 liranın üzerindeki yapılacak bütün harcamalar bankadan yapılmak zorunda. Yani siz oraya fayans alıyorsunuz, çimento alıyorsunuz. Bankada hazır bir paranız olması gerekir. Nereden geldiyse o para. O parayı da sizin havale ediyor olmanız lazım. Maliye bakanları davet ediyorum. Bir incelesinler nasıl yapılmış?
Geldim bir diğer oğlanınkine. O da hayatı boyunca çalışmamış. Birine televizyon, birine kulüp verilmiş. Onlarla idare etmişler. Bu da İzmir'de eşinin adına 300 milyon liraya burayı sattılar duyduğum kadarıyla. Satışa 300 milyon lira olarak emlakçıya verdiler. Hadi 500'e indik. 500 300 daha 800 milyon. Bir memur maaşıyla bu paralar kazanılır mı arkadaşlar?
Her istedikleri gün koştur koştur şeye çıkacaklar. Televizyona çıkacaklar. İnsanları karalama itibarsızlaştırma için televizyonu oyuncağı gibi kullanacaklar. Bir incelesinler Beyaz TV'ye nasıl kurulmuş? Bir lastikçi adı adına kurulmuş. Nasıl bunların eline geçmiş? Bunlar çok kolay soruşturulmalarla ortaya çıkar. İş aşağı yukarı 1,5-2 milyarlık aldıkları maaşın üstünde yaşantısı olan başkalarına girmiyorum. Mallar kimin üzerinde onlar da var da..."
"RÜŞVET ALMADIM. BOĞAZIMDAN HARAM LOKMA GEÇMEDİ"
"İnşallah soruşturma başlarsa onlarla ilgili de bize gelen ihbarları kendilerine iletmeye devam edeceğiz. Evet. Sevgili hemşehrilerim. Soruşturma konularını gördünüz. Zimmetime para veya mal geçirmedim. Kimseyi irtikap etmedim, ettirmedim. Rüşvet almadım. Boğazımdan haram lokma geçmedi. Herkes bilir ki benim bürokratlarım, çalışanlarım hakkında herhangi bir iddia ortaya atılırsa zaten herkesten önce kendim savcılığa başvuruyorum. Aklanmasını sağlıyorum. Bu konuda bu konuya kendi dönemimde ilgili 11 adet de savcılığa şikayetim oldu.
Sayın iktidar, siz neyin peşindesiniz? Uzun yıllardır belediye başkanlığı yapıyorum. Bugüne kadar hakkımda Beypazarı dahil tek bir yolsuzluk soruşturması dahi açılmamışken bu kadar zorlama, bu kadar temelsiz gerekçelerle başlatılan soruşturmalarla mı bizi hizmetten alıkoyacaksınız?
Bugüne kadar Ankaralıya nasıl hizmet ettiysek bundan sonra da aynı kararlılıkta devam edeceğiz. Bu tür girişimlerle ne bizi yolumuzdan döndürebilirsiniz ne de bu millete hizmet etmemizin önüne geçemeyeceksiniz. Zaman zaman şahit olmuşsunuzdur. İktidar partisinin Ankara'daki yöneticileri sosyal medyadan zaman zaman bizimle ilgili olarak imalı imalı mesaj atarlar. Açıkla başkan. Yoksa belgesini açıklayacağız. Açıkla. Hemen teftişini yapıyorum. Savcılığa veriyorum. Biz teftişi yaptık. Ancak işte iktidar partisinin il başkanı, şurasının ilçe başkanı bu konuda elinde bilgi, belge var diyor. Çağırın ifadeye. Ne varsa verin. Varsa suçlu ortaya çıksın. Hiçbiri savcılara dahi gidemiyor. İşte biz bu kadar özgüvene sahibiz.
Ve bugün cuma günü tekrar hatırlatıyorum. Geçen bir mitingde hatırlattım. Maide Suresi 8. ayette şöyle geçiyor. Bir topluluğa olan kininiz size adaletsizliğe sevk etmesin. 'Adaletli olun' emrediliyor. Adil olun. Herkese eşit hukuk uygulayın. Gerek idari gerekse cezai olarak. Yine bir diğer ayet... Şimdi hepimiz cumaya ineceğiz. Orada hocayı dinleyeceğiz. Şüphesiz Allah size emanetleri ehlinize vermenizi, yani 'uygun düzgün müfettişler seçin ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder' diyor.
Dolayısıyla Ben Sayın Bakana görevinde yeni olduğu için mülkiyet müfettişlerinin yaptıkları bu soruşturmalarda adaletli davranılmadıklarını anlatmak için bugün bu basın toplantısını yapıyorum. Sayın Bakanım, umuyorum ki Mülkiye müfettişlerine siyasi davranmamaları, adaletle davranmamaları hususunda uyaracağınızı ve ikaz edeceğinizi bekliyorum. Hukuki ve cezai idari anlamda yapılan soruşturmalarda kişiye göre uygulatılan ikili hukuk sistemini, ikili uygulamaları gördünüz. Son sözüm de şu olsun: Çalmadım, çaldırmadım. Çalanın da karşısında durdum, durmaya devam edeceğim. Gücüm yettiğince kamu malına el uzatan herkesle mücadele edeceğim."
NELER YAŞANDI?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında geçen günlerde yeni bir soruşturma başlatıldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 2023 yılında Karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla soruşturma izni verdi.
Kararın ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, dosyada Yavaş’ın doğrudan talimat verdiğine ilişkin bir tespit bulunmadığı vurgulandı. Buna rağmen varsayıma dayalı biçimde sorumluluk yüklenmeye çalışıldığı belirtildi.
YAVAŞ SAAT VERMİŞTİ
Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bugün saat 11.00'i işaret ederek, bir basın açıklaması düzenleyeceğini bildirmişti.
Yavaş, "Saat 11:00’de İçişleri Bakanlığı’nın hakkımda başlattığı soruşturmalarla ilgili açıklamalarda bulunacağım" demişti.