CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, bilirkişi S.B'ye yönelik açıklamaları nedeniyle "yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması bugün Silivri'deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda yapılıyor.
BİR GÜNDE İKİ DAVA
Davada bugün savcının mütalaasını açıklaması ve bir karar çıkabileceği belirtilirken İmamoğlu'nun ilk olarak saat 10.00'da Silivri Cezaevi 2 numaralı duruşma salonunda görülecek "bilirkişi" davasına katılması, daha sonra 1 numaralı salonda dördüncü haftası bugün başlayacak İBB Davası'na getirilmesi bekleniyor.
İşte "bilirkişi" davasında anbean yaşananlar...
12:20 | "KİME SALDIRACAKLARINI ŞAŞIRDILAR"
İmamoğlu, savunmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Tapu listesi çıkınca kime saldıracaklarını şaşırdılar. Antalya, İstanbul, Kuşadası... Yetmedi, Çağlayan Adliyesi'nin koridorlarında kadınlar, ünlüler, iş insanları...
Bize yapılan haksızlıkları anlattıktan sonra birileri çıkıyor, 'benim babam üzülüyor' diyor. Vah benim mini minnacığıma. Efendim onun babasına kimse bir şey demesin ama diğer aileler sinir krizi geçirsin, anneler feryat etsin. Anayasal düzenle oynamanın bedelini adil yargıda herkes görecek, hesap verecekler."
11:50 | “BİR DAVA İÇİN SALON YAPILIR MI?”
Ekrem İmamoğlu savunmasının devamında İBB davası için Silivri'de yapılmakta olan duruşma salonuna değinerek, "Bir dava için duruşma salonu yaptırılır mı? Yukarıda üç haftadır yargılanıyoruz işte. Bir buçuk milyar lira, bir duruşma salonu için harcanır mı? Bu ancak inşaatçılığa, gayrimenkule meraklı bir yargı mensubunun aklı olabilir. Artık mesele sadece bir kişi ya da bir dosya değildir. Mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin açıkça gösterilmesidir. Burada kurulan düzen; hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir" dedi.
Akın Gürlek’in bakan, birlikte çalıştığı isimlerin de bakan yardımcılığı gibi görevlere atandığını belirten İmamoğlu, "Bu millet de bunu yiyecek, ha? Yemez. Geçici bir bahar… Hani derler ya, 'yalancı bahar.’" dedi.
Tutuklanmadan önce bir savcının kendisine "Ekrem Başkan, cumhurbaşkanı olup bu tarafa geçince de siz bizi yargılarsınız" dediğini anlatırken savcıya "Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç işlediğinizi mi düşünüyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz" diye yanıt verdiğini aktaran İmamoğlu, "Bu düşünce de bir sorun. İşte o ifademden sonra tutuklandım” dedi.
11:00 | İMAMOĞLU SAVUNMASINA BAŞLADI
Savunmasının başında, “Mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım” diyen Ekrem İmamoğlu, söz konusu davada üç kez hâkim değiştirildiğini hatırlattı:
Diğer salonda 4 bin sayfalık bir iddianame var; benim tabirimle çöptür. Burada Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Her salonda bir kumpas var. Bu kumpasa karşı verilen mücadele, tarihimizin en büyük demokrasi mücadelelerinden biridir.
Milletin önünde bize kasıtlı iftiralar atılırken kendimizi savunmayıp ‘Yarabbi şükür’ diyecek hâlimiz yok. Milletin, dünyanın en güzel ve en iyi yönetileceğine inanan bir aklı ve mantığı ortaya koyarak, daha önce görülmemiş şekilde 15 milyon 500 bin insanın ön seçimde oy kullanmasıyla bize bir yetki verilmiştir. Dolayısıyla ben yalnızca kendi hakkımı değil, millete ait olan hak ve hukuku savunuyorum. Aynı dosyada ya da farklı dosyalarda benim gibi mücadele eden binlerce insan var."
Bu bilirkişi yalnızca rapor yazmıyor; insanların hayatını da etkiliyor. Örneğin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, onun raporu nedeniyle 1 yıl 10 gün tutuklu kaldı. Bu haince raporlarla insanlar tutuklandı, itibarları zedelendi. Yargı, bilirkişi ve medya iş birliğiyle ailelere haysiyet cellatlığı, itibar suikastları yapıldı. Ne kadar basit değil mi? Meseleye sadece 'bilirkişi' diye bakmak ne kadar basit kalıyor. Bu ülkenin saygın bürokratları, siyasetçileri ve emekçileri kelepçelerle sıraya dizildi. Biz ne yapacağız? ‘Yarabbi şükür’ deyip izlemeye devam mı edeceğiz? Bizim milletimizin karakterinde bu yok. Söz konusu bilirkişi, AK Partili belediyelere ilişkin dosyalarda ise ‘aklayıcı’ raporlara imza atıyor. Ne kadar enteresan, değil mi? Bugün bu davanın, diğer salonda görülen ve 100 bin kişilik İBB kurumunun suç örgütü ilan edildiği dava ile ya da hakkımda açılan diğer davalarla ilgisi yok diye düşünmeyin.
“Sayın yargıç, adil yargılamanın nasıl etkilendiğine dair örnekleri size göstereceğim” diyen İmamoğlu, kendi davalarına atanan hâkim ve mahkeme heyetlerinin HSK kararnamesiyle başka illere gönderilmesine ilişkin örnekler sıraladı.
NE OLMUŞTU?
İmamoğlu, kendisi için iki yıldan dört yıla kadar hapis ve siyasi yasak istenen söz konusu davada, Saraçhane'de düzenlediği "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısında sürekli kendi davaları ve CHP'nin davalarına atandığını belirttiği S.B. adlı bir bilirkişi hakkındaki sözleri nedeniyle yargılanıyor.
Davanın görüldüğü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, aralık ayında açıklanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Kararnamesi ile başka bir mahkemeye atanmış ve 12 Aralık'ta yapılan son duruşma, dosyanın yeni hakiminin izne ayrılması nedeniyle geçici hakim tarafından yönetilmişti. Geçici hakim, esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar vererek davayı 108 gün sonraya ertelemişti.