Ekrem İmamoğlu: Zalimin zulmü varsa, bizim de Saraçhane’ye sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var

Yüz binler, özgürlükleri ellerinden alınan 19 Mart mağdurlarına destek için, tam 1 yıl sonra yeniden İBB’nin Saraçhane’deki tarihi binası önünde bir araya geldi.

Yüz binler, özgürlükleri ellerinden alınan 19 Mart mağdurlarına destek için, tam 1 yıl sonra yeniden İBB’nin Saraçhane’deki tarihi binası önünde bir araya geldi. Soğuk havaya rağmen alanı dolduran vatandaşlar, seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının haksız, hukuksuz biçimde özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına bir kez daha tepki gösterdi. İmamoğlu, CHP’nin 19 Mart’tan bu yana düzenlediği 99’uncu eylem olan “Yeniden Milletin Evinde Buluşuyoruz” mitingine, Silivri’deki 12 metrekarelik hücresinde kaleme aldığı mektupla seslendi. 

İktidarın, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek ve milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleştiğine vurgu yapan İmamoğlu, “Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var,” dedi. 

“Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz,” diyen İmamoğlu, “Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır,” ifadelerini kullandı. 

Böyle davalarda hükmü milletin vereceğinin altını çizen İmamoğlu, “Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak,” diye konuştu. 

“Sevgili dostlar; şimdi size bir eş olarak seslenmek istiyorum,” diyen Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da duygularını, “Bir yıldır çocuklarımla bu yükü taşıdım. Bir yıldır mücadele etmeyi hiç bırakmadım, inancımı bir kez olsun yitirmedim. Her sabah ayağa kalkmamı sağlayan şey ne korku ne de öfke. Beni kaldıran ve ayakta tutan güç, haklı olduğumuzu ve Ekrem İmamoğlu'nun bu ülkeye olan inancının boşa çıkmayacağını bilmekti. Biz haklıyız. Bu nedenle bu ağır yükü taşıyabiliyoruz. Bu ülkede hukuka güvenmek isteyen herkes için konuşuyoruz. Çocuklarına daha adil bir ülke bırakmak isteyen herkes için konuşuyoruz. Korkuyla değil, hukuk güvencesiyle yaşamak isteyen herkes için konuşuyoruz. Bizi korkutmalarına izin vermeyeceğiz. Biz, bu ülkede adalet yerini bulana kadar konuşmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz. Geri çekilmeyeceğiz. Unutmayacağız. Unutturmayacağız…” sözleriyle dile getirdi. 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 18 ve 19 Mart sivil darbelerinin yıldönümünde, direnişin sembolü Saraçhane’de “Yeniden Milletin Evinde Buluşuyoruz” mitingi düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Saraçhane’deki tarihi önündeki caddeyi hınca hınç dolduran yurttaşlar; seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının haksız, hukuksuz biçimde 1 yıldır özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını protesto etti. Soğuk havaya rağmen toplumun birbirinden farklı siyasi parti temsilcilerini, STK üyelerini ve toplumun birbirinden farklı kesimlerini bir araya gelen buluşmanın final bölümü, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasıyla tamamlandı. Özel’in konuşmasından önceki zaman diliminde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Hava koşulları nedeniyle İBB binası içine alınan yeryüzü iftarı ve lokma dağıtımı ile oruçlar açılırken, tarihi buluşma hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşunda bulunulmasıyla başladı. 

İLK SÖZÜ ÜNİVERSİTELİLER ALDI

19 Mart direnişinin fitilini, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi önüne kurulan polis barikatını aşarak ateşleyen üniversite gençliğinin temsilcileri de otobüs üzerinden konuşmalar gerçekleştirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden Gilda Silifkeli ve İstanbul Üniversitesi’nden Selinay Uzuntelli birer konuşma yaparak; duygularını, taleplerini ve çözüm önerilerini dile getirdi. Öğrencilerin ardından sırasıyla; DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik birer konuşma yaptı. Çelik, İmamoğlu’nun Silivri’deki 12 metrekarelik hücresinden Saraçhane’yi dolduran yüz binlere yolladığı mektubu da kamuoyu ile paylaştı. 

EKREM İMAMOĞLU: ATATÜRK NE DEDİYSE, 
BUGÜN SİZ DE AYNISINI SÖYLÜYORSUNUZ

İmamoğlu, Çelik tarafından kitleye ulaştırılan mektubunda şu ifadeleri kullandı: 

“Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul. Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu bir merhaba… Kıymetli İstanbullular; benim onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşerilerim, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum. Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum. Sevgili kardeşlerim; 1 yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz. Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz dikmiş, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz. Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Sizlerle gurur duyuyorum. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.”

“ATEŞ GİBİ GENÇLERİMİZ VAR”

“Her türlü zulme rağmen, bizim içimiz umut ve iyilik dolu, sevgi ve hoşgörü dolu; ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe, umutsuzluğa sürükleyenlerin ise akıllarını kötülük, yüreklerini korku sarmış. Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar. Çeyrek asırdır kendilerine verilen bütün kredileri tüketenler tükettiler. Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var.”

“HER İKTİDAR, MİLLETTEN ALDIĞI YETKİYİ MİLLETE TESLİM ETMEYE MECBURDUR”

“Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmeye mecburdur. Hükümetler gelir geçer, milletin hükmü baki kalır. Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Orada yürümekte olan dava, ülkemize zarar veren, geleceğimizi riske atan bir büyük siyasi hırsı gizlemek için dikilmiş bir kılıftır. Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz.”

“HESAPLARI MİLLETTEN DÖNDÜ”

“Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır. Ancak, böyle davalarda hükmü millet verir. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

DİLEK KAYA İMAMOĞLU: GÜNDEMİMİZ ADALETSİZLİK, 
BASKI VE HUKUKSUZLUĞUN TOPLUMUN ÜZERİNDEKİ AĞIRLIĞIDIR

Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada şunları söyledi: 

“Sizleri bugün burada, bu kadar kalabalık görmek… Sizlerin taşıdığı enerjiyi hissetmek…
Tüm baskılara ve tüm hukuksuzluğa rağmen, demokratik geleceğimize verdiğiniz desteği görmek, İnanın ülkemizin geleceği için hepimize çok büyük bir güç veriyor. Sağ olun, var olun. Sizin varlığınız, insanlık onurunun hâlâ ayakta olduğunu gösteriyor. Sizin varlığınız, adalet duygusunun bu ülkede henüz tükenmediğini gösteriyor. Sizin varlığınız, korkuya rağmen geri adım atmayan insanların sessiz ama güçlü iradesini gösteriyor. Keşke bugün burada güzel bir vesileyle toplanmış olsaydık. Keşke bugün adaletsizliği değil, adaletin yerini bulduğunu konuşuyor olsaydık. Keşke bugün ayrılığı değil, kavuşmayı konuşuyor olsaydık. Keşke bugün baskıyı değil, umut dolu bir geleceği konuşuyor olsaydık. Ama gündemimiz adaletsizliktir. Gündemimiz baskıdır. Gündemimiz, hukuksuzluğun toplumun üzerindeki ağırlığıdır. Bugün burada, ülkemizin ortak kanayan yarasını konuşuyoruz. Ben, bugün burada yalnızca bir eş ve bir anne olarak bulunmuyorum. Bugün burada, haksızlığa uğrayanların, sesi bastırılmak istenenlerin, adalet duygusu örselenmiş milyonların sesi olarak bulunuyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki yaşadığımız süreç, gerçek bir hukuki süreç değildir. Bu süreç, toplumun güven duygusunu yaralamakta, demokrasi inancını sınamakta ve hukuka olan bağını sarsmaktadır. Bir yıldır çok ağır bir sınavdan geçiyoruz. Bir yıldır sevdiklerimizden ayrı kaldık. Bir yıldır bekliyoruz. Bir yıldır sabrediyoruz. Bir yıldır hem hasretle hem umutla ayakta duruyoruz.”

“HİÇ KİMSE KENDİSİNİ BU MİLLETİN ÜSTÜNDE GÖREMEZ”

“Değerli dostlar; 19 Mart sabahı yaşananlar, bu milletin hafızasına kazınmıştır. 16 milyon İstanbullunun oyuyla seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kapısına şafak vakti dayanıldığında ve Ekrem İmamoğlu bizlerden zorla alındığında, ülkemizin adalet duygusuna da darbe vuruldu. Bu, sadece bizim ailemiz için değil, ülkemizin hukukuna ve demokrasisine saplanmış bir hançerdir. Ve aradan geçen zamanda, yargı sürecinin sağlıklı işlemediğini gördükçe, toplumun belleğindeki soru işaretleri daha da büyüdü, kaygılar arttı. Ortaya konulan temelsiz iddialar, toplumun yargıya olan güvenini daha da sarstı. Halkımız da ülkemiz de asla bunu hak etmiyor... Böylesine ağır sonuçlar doğuran bir süreçte, ortada bu kadar büyük soru işaretleri varken, toplumun adalet duygusu nasıl korunacak? İşte önümüzdeki dönemde bu sorunun cevabı için çalışmalıyız. Sadece kendimiz için değil, sadece sevdikleri hapiste olan aileler için değil; bütün halkımız için. Türkiye, hepimizin ortak vatanıdır. Bu ülke; hiçbir kişinin, hiçbir siyasi görüşün, hiçbir makamın tekeline bırakılamaz. Bu ülkenin her karış toprağında herkesin hakkı var. Bu ülkenin geleceğinde herkesin payı var. Hiç kimse kendisini bu milletin üstünde göremez. Hiç kimse adaleti kendi siyasi hesabına göre eğip bükemez. Mahkeme sürecinde yaşanan her türlü keyfilik ve fütursuzluk, derin bir kırgınlık bırakıyor. Halkımız, bugün yaşadıklarımızın gerçek anlamda hukuki bir süreç olmadığını görüyor. Siyasetin, devletin kurumlarını ve mekanizmalarını nasıl baskı altına aldığını da görüyor. Biliyor ve hafızasına kaydediyor.”

“BİR GÖRÜŞ DAKİKASINA GÜNLERİNİ, HAFTALARINI, 
UMUTLARINI SIĞDIRMAYA ÇALIŞAN İNSANLAR VAR”

“Sevgili dostlar; bir yıldır yalnızca tutuklu olanlar cezalandırılmıyor. Aileler de cezalandırılıyor.
Çocuklar da cezalandırılıyor. Anneler, babalar, eşler, kardeşler de cezalandırılıyor. En önemlisi sizler cezalandırılıyorsunuz. Tüm Türkiye cezalandırılıyor. Cezaevi yollarında bekleyen aileler var. Yorgun düşenler var. Hastalıkla mücadele edenler var. Uzak şehirlerden gelenler var. Geceleri kalacak yer bulamayanlar var. Bir görüş dakikasına günlerini, haftalarını, umutlarını sığdırmaya çalışan insanlar var. Ve yetmiyor… Duruşma salonları da adaletsizliğin bir parçası haline getiriliyor. İzleyici yerleri sınırlı tutuluyor, bazı aileler davayı takip bile edemiyor. İnsanlar, bir adalet duygusuyla değil belirsizlikle baş başa bırakılıyor. Yargılama sürerken de aileler cezalandırılmaya devam ediliyor. Olmaması gereken bir dava üzerinden aylarımız, günlerimiz bizden çalınıyor. Bize yaşatılan bu uygulamalar Anayasa’mıza aykırıdır. Ülkemizin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklere de aykırıdır. En temel insan haklarına da aykırıdır. Çünkü adalet ve hukukun üstünlüğü, sadece mahkeme kararlarında değil; usulde, tavırda ve açıklıkta da görünmelidir. Mahkeme salonunda sevdiklerine el sallayan, uzaktan kalp işareti yapan, bakışarak hasret gidermeye çalışan insanlar var. O küçücük el hareketine, o sessiz sevgi işaretine bile tahammül gösterilemiyor. Orada bir anne var. Orada bir eş var. Orada bir çocuk var. Tahammül edilemeyen bu küçük anlara bakın ve sorun kendinize: Bu tabloda toplum, adalete nasıl güvenecek?”

“EKREM İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASININ YAPILACAĞI 
DURUŞMAYA, SİYASİ PARTİLERİN GENEL BAŞKANLARI DA KATILSIN”

“Ama bütün bu baskı ve zorluğa rağmen biz ayaktayız. Aileler bir yıldır metanetle ayakta. Sabırla ayakta. Onurla ayakta. Kararlılıkla ayakta. Bu dayanışma, sessiz ama çok güçlü bir direniştir. Biz, yalnızca sevdiklerimiz için mücadele etmiyoruz. Adalet için mücadele ediyoruz. Hukukun üstünlüğü için mücadele ediyoruz. Bu nedenle duruşmaların canlı yayınlanmasını talep ediyoruz. Milletimiz gerçeği kendi gözleriyle görsün istiyoruz. Bu çağrı defalarca yapıldı. Karşılık bulmadı. Neden şeffaflıktan kaçılıyor? Neden toplumun güvenini rahatlatacak açıklığa izin verilmiyor? Atılması gereken en önemli ve gerekli adım, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasıdır. Çünkü hukukta esas olan, tutuksuz yargılamadır. Çünkü adalet, peşin cezalandırma değildir. Çünkü adalet, siyasi rekabetin aracı değildir. Bunun yapılmadığını görüyoruz. O nedenle daha önce yaptığım iki çağrıyı bugün buradan yeniden yapmak istiyorum. Birincisi; başta AK Parti, MHP ve DEM başta olmak üzere, tüm siyasi partilerin hukuk komisyonlarından liyakatli hukukçular bu süreci yakından takip etsin. Mahkeme süreçlerine gözlemci olarak katılsınlar. Gördüklerini doğrudan kamuoyuna anlatsınlar. Böylece gerçeği herkes açıkça görsün. Kimsenin aklında soru işareti kalmasın. İkincisi; Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının yapılacağı duruşmaya, siyasi partilerin genel başkanları da katılsın. Çünkü bu mesele, artık yalnızca bir dava değildir. Bu mesele, toplumun adalet duygusunu ilgilendiren bir meseledir.”

“BU ÜLKEDE HUKUKA GÜVENMEK İSTEYEN HERKES İÇİN KONUŞUYORUZ”

“Sevgili dostlar; şimdi size bir eş olarak seslenmek istiyorum. Yalnızca kendi adıma, içimden geldiği gibi… Bir yıldır çocuklarımla bu yükü taşıdım. Bir yıldır mücadele etmeyi hiç bırakmadım, inancımı bir kez olsun yitirmedim. Her sabah ayağa kalkmamı sağlayan şey ne korku ne de öfke. Beni kaldıran ve ayakta tutan güç, haklı olduğumuzu ve Ekrem İmamoğlu'nun bu ülkeye olan inancının boşa çıkmayacağını bilmekti. Biz haklıyız. Bu nedenle bu ağır yükü taşıyabiliyoruz. Bu ülkede hukuka güvenmek isteyen herkes için konuşuyoruz. Çocuklarına daha adil bir ülke bırakmak isteyen herkes için konuşuyoruz. Korkuyla değil, hukuk güvencesiyle yaşamak isteyen herkes için konuşuyoruz. Bizi korkutmalarına izin vermeyeceğiz. Baskıya boyun eğmeyeceğiz. Suskunluğa teslim olmayacağız. Çünkü biz öfkeye değil, haklılığa dayanıyoruz. Korkuyla değil, cesaretle hareket ediyoruz. Karanlığı değil, aydınlığı hedefliyoruz. Bu ülke hepimizin! Adalet talebi hepimizin! Geleceğimiz hepimizin! Ve biz, bu ülkede adalet yerini bulana kadar konuşmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz. Geri çekilmeyeceğiz. Unutmayacağız. Unutturmayacağız…”

MANSUR YAVAŞ: AĞZIMIZIN TADIYLA GERÇEKTEN HİZMET ETMEMİZ ENGELLENDİ

Saraçhane’yi dolduran kitleye konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı: 

“Cumhuriyet’in başkentinden sizlere selam getirdim. Başkentten dayanışma duygularıyla geldik. Belediye başkanlarımızın hepsinin arkasında olduğumuzu bütün dünyaya duyurmaya geldik. Sevgili İstanbullular; irademizin gasp edildiği bir yıl öncesinden bugüne kadar değişen hiçbir şey yok. Bir yıl önce ne söylediysek maalesef şimdi aynı durumdayız. Haksızlıklar, hukuksuzluklar aynen devam ediyor. Bizler ne istiyoruz? Belediye başkanları olarak; Ankara halkı beni, İstanbul halkı Ekrem Başkanı, diğer başkanlarımızı seçti, kendilerine hizmet etmek için. Bizler doya doya hizmet etmek istiyoruz. Yaptığımız hizmetler sayesinde de halkın memnuniyetini artırıp, en yakında yapılacak erken seçimde iktidarı değiştirmek ve bu ülkeyi daha iyi yönetmek istiyoruz. Bu iddiayla göreve geldik. Ancak ağzımızın tadıyla gerçekten hizmet etmemiz engellendi. Bu yapılan hukuksuzluklar, bu yapılan operasyonlar maalesef bizi engellemek için yapılan işler. Güzel yaptığımız için öne çıkan işlere baktığınız zaman, bunları iktidar engellediği gibi, aynı işleri kendileri kamu idaresi vasıtasıyla yapmak istiyor. Yapamazlar!”

“DAHA BU MEŞHUR ŞAHISLARI İFADEYE DAHİ ÇAĞIRMADILAR”

“Ayrıca bu yargılanacak insanları savunacak kimse televizyonlarda yokken; artık 'karşıt fikir' adı altında dezenformasyonlar yapılmak suretiyle bir defa yargılamalar etkilenmek isteniyor. Yargıdaki bir işin bu şekilde televizyonlarda konuşulup peşinen suçlu edilmesi, suçlu ilan edilmesi resmen suçtur. Bunlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Ancak Ekrem Başkanı ve diğer başkanlarımızı birisi savunduğu zaman adeta suçluyu savunma gibi; mahkumiyeti olmayan insanları, kesinleşmiş yargı kararı olmadan anayasamıza göre hiç kimse suçlu edilemez hükmüne rağmen bu sefer suçlu ilan ediliyor. Twitter hesapları kapatılıyor, engelleniyor, fotoğrafları ortadan kalkıyor. Nerede adalet? ‘Eşit hukuk istiyoruz’ demiştim. 2019'da Ankara'da ben iş başına geldikten sonra, burada Ekrem Başkan iş başına geldikten sonra eski döneme ait dosyaları açtık. Kamu adına açtık, halk adına açtık ve yaptığımız şikayetleri adliyeye intikal ettirdik. Daha bu meşhur şahısları ifadeye dahi çağırmadılar.”

“GÖKÇEK VE AİLESİ YARGILANMADAN HİÇ KİMSEYİ YARGILAYAMAZSINIZ”

“Televizyonlardan görüyorsunuz; Sayın Genel Başkanımızın 'bozuk tohum' olarak ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var. Pişkin pişkin sırıtarak, pişkin pişkin sırıtarak '600 yapmaz, 400'e veririm' diyor. Hayatında bir gün çalışmamış, bir gün sigortalı çalışmamış, çalıştırmamış, vergi vermemiş insan 600 milyon liralık villa alıyor. Siyasiler servetlerin hesabını vermek zorundadır. Bunlara hiç kimse bir şey sormuyor. Kamu zararları söz konusuysa her gün televizyonlarda görüyoruz; kasalarından kilolarca altın çıkanlar, yolsuzluk yaptıkları vakıflarla ilgili beyanlar ortadayken ifadeye dahi çağrılmıyor. Nasıl hukuk? Cumhuriyet Halk Partiliysen derhal gel, yaka paça al, hapse at, verdikleri savunmaların hiçbirisini dikkate alma; diğer şahısların ifadesini daha alma. Ben diyorum ki; Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız! Hiçbir belediye başkanı yargılayamazsınız!"

“BU HUKUKSUZ UYGULAMALARI GÖRDÜKÇE DAHA FAZLA ÇALIŞIYORUZ”

“Bizler, belediye başkanları olarak, bu hukuksuz uygulamaları gördükçe daha fazla çalışıyoruz. Daha fazla halkın memnuniyetini artırmak istiyoruz ki inşallah yapılacak en erken seçimde Türkiye'deki iktidar değişecek. Ve bundan sonra gerçek hukukun üstünlüğü olan, herkese adil olan, hiç kimsenin yargılanmaktan korkmadığı, yargılanırken de emin olduğu sistemi mutlaka getireceğiz. Rövanş hukukunu ortadan mutlaka kaldıracağız. Kapınız sabaha karşı çalındığı zaman zannetmeyin ki polis geldi; 'Acaba ihtiyacı olan birisi mi geldi?' diye hiç endişe etmeden kapıyı açacağınız günler gelecek. Türkiye'ye bunları vaat ediyoruz. İnşallah anayasaya bağlı, hukukun üstünlüğüne herkese uyan bir hukuk sistemini hep birlikte gerçekleştireceğiz.”

“HER ZAMAN EKREM BAŞKANIMIZIN 
VE DİĞER BAŞKANLARIMIZIN ARKASINDAYIZ”

“Diyorum ki; delilleri topladınız, delilleri topladınız ki davayı açtınız, iddianame ortada. Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Serbest bırakın! Adli tedbirleri uygulayın. Bu insanların ömründen çalmayın. Kaldı ki hasta olan belediye başkanlarımız var; hiç mi vicdanınız sızlamıyor onları içeride tutuyorsunuz hala? Evet, sevgili İstanbullular; biz dayanışma duygularımızı ifade etmek için bugün buraya geldik. Her zaman Ekrem Başkanımızın ve diğer başkanlarımızın arkasındayız. Onlara güveniyoruz. Onların adil yargılanmalarını, tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz ve inşallah yapılacak en erken seçimde de dilediğimiz özgür, bağımsız, herkesin huzur içerisinde yaşadığı bir Türkiye'yi vaat ediyoruz.” 

DİSK GENEL BAŞKANI ÇERKEZOĞLU: SİYASİ İKTİDAR, SANDIKTA 
YENEMEDİĞİNİ YARGI SOPASIYLA BİLEĞİNİ KIRMAYA ÇALIŞIYOR

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise özetle şu görüşleri dile getirdi: 

“Sevgili dostlar, bugün Türkiye demokrasiyi ve anayasal düzeni hedef alan akıl almaz bir tabloyla karşı karşıyadır. Toplumsal desteğini yitiren siyasi iktidar, baskıyla ve hukuksuzlukla iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Siyasi iktidar, sandıkta yenemediğini yargı sopasıyla bileğini kırmaya çalışıyor. Siyasallaşmış yargıyla ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesine meydan okuyorlar. İstiyorlar ki; işçiler sesini çıkarmasın, verilenle yetinsin. Emekliler itiraz etmesin, pazar artıklarıyla yaşamaya mahkûm edilip ölümü beklesin istiyorlar. İstiyorlar ki; gençler, o barikatları yıkıp gelen gençler, üniversiteliler bu ülkede hayal kurmasın, bırakıp gitsinler bu ülkeyi diyorlar. İstiyorlar ki; kadınlar eşitlik demesin, adalet demesin, özgürlük demesin.
Ve seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alanlar, aslında bizim hak arama özgürlüğümüzü yok etmeye çalışıyorlar dostlar. Seçme ve seçilme hakkımıza müdahale edenler, bizim ‘hayır’ deme hakkımızı elimizden almaya çalışıyorlar.”

“İŞTE YANIT, İŞTE MEYDAN”

“O zaman buradan, Saraçhane'den hep birlikte söyleyelim: Buna izin verecek miyiz? Türkiye'nin açlık sınırının altındaki asgari ücretliler ülkesi olmasına izin verecek miyiz?
Türkiye'nin çalışmak zorunda kalan emekliler ülkesi olmasına kabullenecek miyiz?
Türkiye'yi patronundan daha çok vergi veren emekçiler ülkesi haline getirmelerine sessiz kalacak mıyız? Ülkemizi şiddet mağduru kadınlar, okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudu kesen gençlerin ülkesi haline getirmelerine izin verecek miyiz? Ülkemizi hapishanelerinde gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların, sendikacıların olduğu bir ülke haline getirmelerine izin verecek miyiz? İşte yanıt, işte meydan! ‘Hayır’ diyoruz, anlayın artık ‘hayır’ diyoruz!”

“BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL, DEMOKRASİ SAHİPSİZ DEĞİL, CUMHURİYET SAHİPSİZ DEĞİL”

“Ve bugün buradan, Saraçhane'den bir kez daha sesleniyoruz: Seçilmiş belediye başkanlarımızı, milletvekillerini, siyasetçileri serbest bırakın! Gazetecilik suç değildir, gazetecilere dokunmayın! Üniversitelere, gençlere dokunmayın! Hak mücadelesi veren ve tutuklu olan sendikacıları serbest bırakın! Sendikacılık suç değildir, hak aramak, örgütlenmek suç değildir! Ama sevgili dostlar, bu baskı politikalarını uygulayanlar bir şeyi gözden kaçırıyorlar. Unuttukları bir şey var: Bu ülkenin demokrasi birikimini hafife alıyorlar. Bu halkın mücadele birikimini küçümsüyorlar. Oysa bizler; ülkenin dört bir yanında evlerimizden, iş yerlerimizden, alanlardan, meydanlardan, sokaklardan, okullardan, üniversitelerden her gün sesleniyoruz: Bu ülke sahipsiz değil! Demokrasi sahipsiz değil! Cumhuriyet sahipsiz değil! Hep birlikte sahip çıkacağız!”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri

CHP il başkanlıklarından Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna tepki açıklamaları: "Amaç Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek”
Özgür Özel'den Akın Gürlek'e yanıt: 'Şantajı itiraf ediyor' dedi, o konuşmayı paylaştı
Akın Gürlek 'Böcek itirafçı olacaktı, konuştu zamanı bekliyor' dedi: Böcek bu iddialar için ne demişti?
Ekrem İmamoğlu’ndan Mahkemeye Çağrı: “Asimetrik Kısıtlamalar Adalete Zarar Veriyor”
Erken seçim için iki tarih verdi... AKP'li kurmaydan kritik açıklama!