DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis Grup Toplantısı'nda konuştu.
Hatimoğulları'nın gündeminde iktidarın 'Terörsüz Türkiye' ismi ile yürüttüğü süreç vardı. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın koşullarının değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, "Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü bu halk istiyor, bizler istiyoruz. Özgür çalışabileceği koşullar mutlaka sağlanmalıdır" dedi.
2026 Nevruz kutlamalarının 'barış' mesajı verdiğini ifade eden Hatimoğulları, kutlamalarda gerçekleşen gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi.
Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, "Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaşlar yuvasına" çağrısını anımsatarak, "Pratikte karşılık bulsaydı bu sürece duyulan toplumsal destek kendini katlayarak artardı" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları ayrıca sürece toplumsal desteğin yüzde 90'ları aştığını ancak somut adımlar atılmadıkça bu desteğin zayıfladığını aktardı.
"BU MİLYONLARA KAYITSIZ KALINMAMALI"
Hatimoğulları'nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü bu halk istiyor, bizler istiyoruz. Özgür çalışabileceği koşullar mutlaka sağlanmalıdır. Milyonların mesajı nettir, demokratik gerileme durmalıdır. Barış ve demokratik el ele yürümelidir. Mesajın sonuna kadar arkasındayız. İktidar ve parlemento bu milyonlara kayıtsız kalmamalı.
Biz milyonların barış umuduna yürekten inanıyoruz. Bu irade doğru adımlarla buluştuğunda bu topraklarda barış inşa edilecek, demokrasi büyüyecek, özgürlükler kazanacak. 2026 Nevruz'una yönelik gözaltıları ve tutuklamaları kınıyorum. Bir an önce serbest bırakılmalılar. Nevruz bayramdır, işkence de insanlık suçudur. Bunu herkes böyle bilecek.
"SÜRECİN SOMUTLUK KAZANMASI GEREKİYOR"
Süreçte sözün değil somut adımların zamanı geldi. İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada anlam taşıyacak. İkinci aşama niyet beyanlarının yerine dönüştürücü, bağlayıcı adımların atıldığı aşama olmalıdır. Çözümün hukuksallaştırıldığı bir evrenin somutluk kazanması gerekiyor.
Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrı ile demokratik çözüm ufkunu aşmış, eşit yurttaşlığın tesis edildiği bir düzenin kapılarını açmıştır. Bu çağrı stratejik ve tarihsel bir yönelimdir. Heyetimiz İmralı'ya gitti, sayın Abdullah Öcalan ile önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıdaki değerlendirmeler son derece önemli değerlendirmelerdi. Bu toplantının akabinde DEM İmralı heyeti açıklama yaptı. Bu açıklama sayın Öcalan'ın çok net mesajlarını da içeriyordu.
"DESTEK AZALMAYA BAŞLIYOR"
Süreçte ikinci aşamada milyonların barış umudunun gerçeğe ulaşmasının muhatabı iktidar, parlemento ve devlettir. Bu aşamada gözler ve kulaklar başka yerlerde değil, yasama yürütme ve yargı erkinde olacak. Bu sürece toplumsal destek yüzde 90'ları da gördü ama somut adımlar atılmadığı zaman bu desteğin gittikçe azalmaya başladığını görüyoruz.
Bugün destek ve güven arasındaki makas farkını kapatacak sorumluluk artık iktidardadır. Süreçle ilgili saatler yasal adımlara kurulmuştur. Süreci aceleye getirmeyelim mesajları ile karşılaştık. Bu mesajlar bize sürecin yeterince anlaşılmadığını gösterdi.
"EL FRENİ YAPMAK BASİRETSİZLİK OLUR"
Sorun siyasi iktidarın net bir irade geliştirmemesinde. Net bir takvime bağlamamasında. Meclisin hala aktif çalışma içerisine girmemiş olmasında. Bahçeli'nin 'Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaşlar yuvasına' çağrısı pratikte karşılık bulsaydı bu sürece duyulan toplumsal destek kendini katlayarak artardı.
Ortadoğu'da kanlı gelişmeler, İran savaşı bu sürecin hızlanması gerektiğini söylüyor. Cesaretli bir pratik gerektiriyor. Türkiye halklarının ihtiyacı olan şey savaşın sonuçlarını beklemek değildir. İran savaşını el freni yapmak politik basiretsizlik olur.
"DEMİRTAŞ'I HAPİSTE TUTMAK NE ANLAM TAŞIYOR"
İktidara milyonların adına çağrımızdır. Baırş sürecinin ikinci aşaması şeffaf bir şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu sürece duyulan güveni artıracaktır. Yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar direnç göstermekten vazgeçmelidir. Kayyım uygulaması süreci zedelemekten başka ne anlam ifade ediyor?
AİHM kararını hayata geçirmeyip Selahattin Demirtaş'ı, Figen Yüksekdağ'ı, Osman Kavalı'yı, Can Atalay'ı hapiste tutmak ne anlam taşıyor? Sürece katkı sağlayacak adımlar hızlı atılmalı."
SORULARI YANITLADI
Hatimoğulları, konuşmasının ardından soruları yanıtladı. "Sayın Bahçeli'nin dün vermiş olduğu röportajında sürecin hızlanması gerektiğini yineledi. Süreç enfekte olmamalı. Bu süreci tersine çevirmek için kimi provokatif yaklaşımlar olabilir. Bu yaklaşımları boşa düşürmenin yolu bu sürecin hızlanması. Bahçeli'nin yaptığı açıklama süreci doğru tanımlayan bir açıklamadır" dedi.
Yasanın geciktiğini ifade eden Hatimoğulları, "Nisan ayında gelmesi gerekir. Daha önce bayramdan hemen sonra geleceği şeklindeydi ama komisyona gelmiş bir taslak hala yok. Bir an önce gelmesi lazım. Günler değil saatler içerisinde hayata geçirilmesi kanaatindeyiz. AKP iktidarı ile devletle bir müzakare süreci yürüyor fakat bu zamana yayma hali toplumda bir hoşnutsuzluk yaratmış durumda. Dolayısıyla bu bekleme halinin aşılması için de gerekli müzakereleri yürütüyoruz" şeklinde konuştu.
"MESELE STATÜ"
İmralı'da Öcalan için konut yapıldığı iddiasına ilişkin ise Hatimoğulları, konutun yapıldığını ancak Öcalan'ın henüz taşınmadığını açıkladı:
"İmralı'da bir konut yapıldığı bilgisi var ve bu konuta henüz sayın Öcalan taşınmış değil. Bir konuttan bir konuta taşınmak mıdır mesele? Buradaki mesele bu statünün tanımlanması, sayın Öcalan bu müzakareleri yürütüyor. Bunun resmi bir forma, hukuka kavuşması asıl olan. Sayın Öcalan Türkiye'deki bütün siyasetçi, aydın ile görüşmek istiyor. Bu diyalog yolunun açılabilmesi önemli bir aşama. Bizim statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz şey bu iki aşamadır."