Yargı mensuplarının çoğu “süre, yeterlilik ve siyasi müdahale”yi en büyük sorun olarak görüyor
Ekopolitik Düşünce Merkezi tarafından 708 yargı mensubuyla yapılan Yargı Anketi 2025, Türkiye’de adalet sistemine ilişkin algının büyük ölçüde olumsuz olduğunu ortaya koydu. Avukat, hâkim, savcı ve yardımcı personelin katıldığı araştırmada en kritik sorunlar kararların gecikmesi, mesleki yeterlilik ve siyasi müdahale olarak sıralandı.
Anket nasıl yapıldı?
Araştırma, 12 Temmuz – 4 Ağustos 2025 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Katılımcılara anonimlik ve veri güvenliği sağlandı. Örneklem, mesleki ve kurumsal ağlar üzerinden oluşturuldu.
Katılımcıların dağılımı şöyle:
Avukat: %44,8
Hâkim: %23,6
Savcı: %14,1
Yardımcı personel: %17,2
Katılımcıların %75’i erkek, %25’i kadınlardan oluştu.
En büyük sorun: Davalar çok geç sonuçlanıyor
Ankete göre yargı mensuplarının en çok şikâyet ettiği konular:
Karar süreleri / gecikmeler: %64,9
Hâkim ve savcıların mesleki yeterliliği: %63,9
Siyasi müdahaleler: %53,2
Atama–terfi süreçlerinde adalet: %48,8
Bilirkişi sistemi: %40,9
Rüşvet ve menfaat ilişkileri: %40
Bu sonuçlar, yargı sisteminde hem yapısal hem de uygulamaya dönük ciddi sorunlar olduğuna işaret ediyor.
İş yükü ağır, süreçler tıkanıyor
Rapora göre hâkim ve savcılar üzerinde yüksek iş yükü artık “normal” hale gelmiş durumda. Bu durum:
Davaların uzamasına
Dosya kalitesinin düşmesine
Taraflarla iletişimin zorlaşmasına
neden oluyor.
Karar gerekçeleri yetersiz bulunuyor
Avukatların büyük bölümü:
Karar gerekçelerinin yeterince doyurucu olmadığını,
Kararların öngörülebilirliğinin düşük olduğunu,
Hâkim ve savcılara erişimin zorlaştığını
belirtiyor.
Atama ve terfi sistemine güven yok
Araştırmada, hâkimlerin önemli bir bölümü atama ve terfi süreçlerinin adil işlemediğini düşünüyor. Ayrıca:
Müdahale ve baskı algısı
Sürgün veya soruşturma endişesi
yargı bağımsızlığını zedeleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Rapordan öne çıkan sonuçlar
Araştırmanın kısa sentezi şöyle:
İnsan kaynağı:
Karar yazımında standart dışı uygulamalar kaliteyi düşürüyor.
Makul sürede yargılanma:
Aşırı iş yükü ve iletişim sorunları davaları geciktiriyor.
Şeffaflık:
Gerekçeler zayıf, öngörülebilirlik düşük.
Bağımsızlık:
Atama–terfi süreçlerine güven sınırlı, müdahale endişesi var.