Gözüyle tarih yazdı…
27 yıl boyunca Hürriyet gazetesi için deklanşöre basan Baykara, “Böyle bir görsel belge deposunun çekmecelerimde ya da bilgisayarımda durmasına razı olamazdım” dedi.
1958 yılında mesleğe Yeni İstanbul gazetesinde başlayan Baykara 1965 yılında kapısından girdiği Hürriyet Gazetesi’nde emekli olduğu 1992 yılına kadar görev yaptı. Meslek hayatı boyunca birçok önemli olaya tanıklık eden, Türkiye ve dünyanın önemli isimleri fotoğraflarına taşıyan Baykara, kitabıyla yakın tarihe görsel bir hafıza sundu.
Baykara, kitabın hikâyesini şöyle anlattı: “Her sabah yeni bir yaşama uyanma duygusuyla fotoğraf makinemi boynuma astım ve makinemin objektifinden hayatın her yönüne bakmayı bir refleks haline getirdim. Ortaya çıkan sonuç büyük bir birikimdi. Çalıştığım gazetelerde yayımlanabilmiş binlerce fotoğrafımın yanı sıra onların kat kat üstünde bir sayıyla, önümde adeta bir fotoğraf dağı yükselmişti. Bu dağın içinde ülkemin önemli bir dönemine yön ve şekil veren olaylar, kişiler duruyordu. On binlerce fotoğraf içinden bir seçim yaparak, kitapta toplamak, ister istemez buruk bir ayıklanmayı da gerektiriyor. Fotoğraflarımın her birinin bence özel bir önemi ve daha önemlisi arkalarında unutulmaz öyküleri var.”
Sökmen Baykara, mesleğe başlama hikayesini ise şu sözlerle ifade etti: “Fotoğrafla 18 yaşında bana emanet edilen bir makine sayesinde tanıştım, çektiğim fotoğraflarla harçlık kazanamadım ama fotoğraf tutkusunu elde ettim. İstanbul’da Gazetecilik Okulu’na kaydoldum. Can Bartu, Metin Oktay, İstiklal Yaradılış okul arkadaşlarım. 1958 yılında, o günlerin önemli gazetesi olan Yeni İstanbul’a tek foto muhabiri olarak girdim. 1965 yılında Hürriyet Haber Ajansı’ndan aldım. Meslek hayatımda yakın tarihe iz bırakan birçok olayı izledim, birçok ödül aldım, birçok hadisenin ortasında kaldım, bazen de doğrudan saldırılara hedef oldum; kafatasım kırıldı ama fotoğraf makinemi korumayı başardım.”