Abdullah Öcalan cezaevine konulduktan sonra, avukatları, ailesi, DEM Parti ve öncüllerinin üyeleri ve devlet görevlileri dışında kendisi ile görüşen tek sivil olan Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, T24’ten Cansu Çamlıbel’in Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısı üzerine sorularını yanıtladı.
Özcan hakkında, 23 Haziran 2019 seçimlerinden önce, devletin izniyle gerçekleşen görüşmeleri sırasında Öcalan’ın yazdığı mektubu kamuoyuna okuduğu için “terör örgütü liderini övmek” suçlamasıyla soruşturma açılmıştı.
Öcalan'ın yeni süreçte görüşmek istediği kişilerle ilgili hukuki güvence talebinin akıllara getirdiği Prof. Dr. Özcan’a göre, yapılan çağrı üzerinden “Kürt sorununu çözmüş gibi” davranan devlet aklı krizde.
Topluma doğruların söylenmesi gerektiğini savunan Özcan, YPG’nin silah bırakması illa konuşulacaksa bunun Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan’ın, yani komedinin alanına bırakılması gerektiğini söylüyor.
Ayrıca Özcan’a göre, işin özü Sırrı Süreyya Önder’in okuduğu notta. “Öcalan’ın günlerce üzerinde çalışıp hazırlandığı o metne o cümleleri –ki gerçekten de tarihi bir özetlemedir teorik, felsefi ve entelektüel manada– koymayı düşünmüş olmama ihtimali olabilir mi” diye soran Özcan kendisini yanıtlayarak, “Sıfır ihtimaldir. Demek ki devletle bir uzlaşma noktası bulunamadı o ifadeler üzerinde. Demek ki heyet ayağa kalktığında Sırrı’ya yazdırdı, ‘Bunu okuyacaksın’ diye” diyor.
"Öcalan'a alan açmadan silah bırakma işi olmaz"
Önder’in açıklama sonunda okuduğu notta, “Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” yazıyordu. Özcan’ın bu kısımla ilgili yorumları şöyle:
“Öcalan'a bir demokratik siyaset yapma alanı açılmadan olmaz, o olmadan silah bırakma işi havada kalır. O yüzden diyorum: ‘Bu hâliyle silah bırakma konusunu komedi alanına havale ederiz.” Ama bu gülünecek değil, algılamaya bile fırsat bulamayacağımız bir ‘komedi’ olur!
"‘Silah bırakma çağrısı yapmaz ama örgütü fesheder’ demiştim. Ateşkes demek silah bırakmak demek değil. Ateşkes demek ‘çatışma olmayacak’ demek. Ama asıl önemli olan boyut, Sırrı Süreyya Önder’in en sonda okuduğu not var ya, orada. İşte orada Öcalan ‘Fesih ve silah bırakmanın olması için yasal zeminin hazırlanması, yani demokratik siyasetin önünün açılması zaruridir’ demiş oldu.”
YPG'ye çağrı yapıldı mı?
Öcalan’ın açıklamasında, hareketin Suriye koluna yani YPG/PYD’ye bir çağrı yapıp yapmadığı muğlak kalan konulardan biri olarak anılırken, Ankara çağrının YPG’yi kapsadığını YPG ise kapsamadığını söylüyor. Çamlıbel’in konuyla ilgili sorusuna Özcan’ın yanıtı şöyle:
“Herkes biliyor ki bu açıklama öncesinde Öcalan dört ayrı mektup gönderdi; biri Kandil’e, biri örgütün Avrupa kanadına, biri Barzani’ye, biri de Mazlum Abdi’ye. Öcalan bu mektupları devletin onayı olmadan özel kargoyla mı gönderdi? Yani devlet Öcalan’ın Mazlum Abdi’ye ne söylediğini biliyor mu? Bakın Öcalan o mektupta Mazlum’a ‘Siz de silah bırakacaksınız’ gibi bir cümle kurmuş olsun, ben sadece ayaklarımın üzerinde durarak değil, amuda kalkarak özeleştiri veririm.
“Öcalan’ın terminolojisinde ‘gruplar’ ifadesi dağdaki gruplar için kullanılır. Bunu devlet de bilir. YPG grup mudur yahu?
“Sonuçta olay şu; günlerdir bu metne hazırlanan ve metinde alenen ‘PKK kendini feshetsin’ diyen Öcalan gibi bir adam, bir cümle de YPG için kurmayı bilmez miydi? Yani insanlar kendini aldatmak için neden bu kadar zorluyor aklını-izanını? Yani çıkacak PKK'ye PKK diyecek, ama YPG demeyecek, ‘gruplar’ diyecek, öyle mi? Bu ziyadesiyle bir kendini kandırmadır. YPG’nin silah bırakması konusunda daha önce söylediğim bir şeyi tekrar edeceğim; bu konuyu ülkemizin iyi komedyenlerine havale edelim, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz’a… Adamlar hiciv yapsın, şakasını-esprisini yapsınlar üzerine.”
"Devlet aklı krizi var"
Özcan’a göre, “birileri ‘tarihi çağrı’ deyip iyimserlik pompalarken Türkiye iç savaşın kıyısında”:
“İş devletin kendini aldatması noktasına doğru gidiyor. ‘Devlet aklı’ krizi var diyorum… Olmayacak duaya âmin deniyor. Arkadaşlar, PYD'nin silah bırakması, silah gömmesi diye bir şey söz konusu değil bu hâliyle. Millete doğruları söylemenin ‘nasılını’ bulup söylememiz lazım.
“Amerika buradan vazgeçmez. Kendisi için vazgeçmez. Gazze'yi alıp bilmem ne yapmayı planlayan bir adam, Suriye'nin bütününü El Kaide’den gelen bir örgüte bırakır mı? Mesele ayrı bir Kürdistan bölgesi kurması değil, mesele aslında PYD çizgisinin bütün Suriye’yi modern dünyanın değerlerine açma meselesidir. ABD’nin asıl projesi budur. Çünkü kendisine yakın, rasyonel ve seküler bir güç olarak görüyor.
“Bu ortamda Öcalan, PKK’yı yüz kere fesheder”
“AK Parti 23 senedir Türkiye’de birinci parti, bu gelenek 35 senedir Cumhuriyet’in Kürt nüfusunda birinci partidir. Bu Cumhuriyet, Kürtlerle uzlaşmayı beceremezse… İşte isyan örgütü ortada duruyor.
“Ovada (seçmen kütlesi olarak) üçüncü partidir Türkiye’de. Evet, dağda kadroları çok az ama artık o isyan örgütü, kültürel ve sosyolojik dinamiği ile sadece Türkiye’de değil, İran’da, Irak’ta ve Suriye’dedir. Suriye’de de neredeyse devletleşme noktasına doğru ilerleyen, Suriye’nin üçte birini kontrol eden bir güçten bahsediyoruz. Şu ortamda Öcalan PKK’yi fesheder, yüz kere daha fesheder, ne olacak!
“Hazır Amerika Birleşik Devletleri de kendi menfaatleri gereği destek veriyorken, işin demokratikleşme boyutu bir an önce ele alınsın. ‘İsrail, ayağımı Orta Doğu'ya sağlam yerleştirmeme şans tam vermiyor, yetmiyor buna’ diyor ABD devlet aklı. Bu işin asıl dinamiği Öcalan’ın ‘Dördüncü Kürt-Türk İttifakı’ dediği şeydir. Bu fırsatı kaçırmamız gerekiyor. Eğer bu fırsat kaçırılırsa Türk-Kürt çatışması kaçınılmaz hale gelir. Allah beterinden saklasın hem Türklük hem de Kürtlük ciddi bir beka sorunuyla burun burunadır. Emperyalist savaşlar çıkarabilen dünyanın bun en büyük gücü de bugün Türk-Kürt barışını isterken, bu fırsatı heba etme lüksümüz yoktur.”
"Böyle giderse Allah bile kurtaramaz onları"
Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler, bazı kesimlerde “Erdoğan ve hükümetinin, 2028'de görev süresinin sona ermesinden sonra da iktidarda kalmasını sağlayacak yeni anayasa için Kürt desteğini toplamak” ya da “Erdoğan’ın dördüncü kez cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açmak” şeklinde yorumlanıyor.
“Ben ona katılmıyorum. Öcalan'ın öyle bir gündemi de yok, öyle bir riski de yok” diyen Özcan, şöyle devam ediyor:
“Bugün devlet ‘çözüm olmuş’ gibi yaparak yoluna devam edebilir mi? ‘Devlet aklı krizi’ dediğim tam da budur. Çözmeden çözmüş gibi yapmak... Araba atın önüne koyulur mu? ‘Sen silahları teslim et, gel bana teslim ol. Göm, yoksa seni gömerim. Ondan sonra ben böyle cumhurbaşkanı olurum’ de. Şimdi bunu düşünmek insan ve sosyolojisinden sosyal-psikolojisinden hiçbir şey anlamamak demektir. Böyle giderse AK Parti ile MHP'nin toplamı yüzde 30’un altına düşer.
“Uçum’un aklıyla giderlerse, Allah bile kurtaramaz onları. Mehmet Bey ‘çözdük, iş bitti’ havasında. ‘Çözmüş gibi’ yaparak Kürtlerden oy mu alacaklar? Bir toplumu bu kadar aptal sanma nerden geliyor, bilmiyorum.”