"Esas felaket AKP’nin Türkiye’yi yönetmesidir!" Barış Yarkadaş Bozkurt'ta yapılan HES'leri eleştirerek AKP iktidarına sert sözlerle yüklendi!

Korkusuz yazarı Barış Yarkadaş bugünkü "Esas felaket AKP’nin Türkiye’yi yönetmesidir!" başlıklı yazısında Bozkurt'ta yapılan HES'leri eleştirerek AKP hükümetine sert sözlerle yüklendi. Yarkadaş, 2013 yılında yapıma karşı çıkanlara "vatan haini" denildiğini aktardı.

İşte Barış Yarkadaş'ın "Esas felaket AKP’nin Türkiye’yi yönetmesidir!" başlıklı yazısı;

Türk halkı bu kadar kötü, bu kadar beceriksiz, bu kadar bilgi yoksunu ve bu kadar rant sevdalısı bir yönetimi hak etmiyor!

Şu yaşadıklarımıza bir bakar mısınız?

Ormanlarımız yanıyor; söndürecek uçak yok!

Yağmur yağıyor, sele dönüşüyor, önüne kattığı her şeyi sürükleyip götürüyor; AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, cami bahçesinde muhalefete yükleniyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Selden sonra halkımızı mahcup etmedik” diyor. Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “HES’ler mağdur oldu” diye konuşuyor. Allah aşkına söyler misiniz; esas felaket yukarıda saydıklarım değil de nedir?

SİSTEM ÇÖKTÜ

Bugün ülkenin başındaki birinci felaket, ne yağmur, ne sel, ne de yangındır. Kurtulmamız gereken ilk felaket AKP iktidarıdır. Çünkü; AKP iktidarı, yönetme yeteneğini kaybetmiş, kendi oluşturmaya çalıştığı sistemi bile çökertmiş, rant sevdası yüzünden doğayı tahrip etmiş ve Türkiye’yi yaşanamayacak bir ülke haline getirmiştir.

Gelin Batı Karadeniz’in başına gelenlere bir bakalım… Ve AKP’nin neden esas felaket olduğunu ortaya koyalım.

Cinayeti gördük; katilleri tanıyoruz!

AKP, ne bilimi önemsiyor, ne de ülkenin geleceğini… Onların tek derdi günü kurtarmak ve ceplerini doldurmak… Bu yüzden, sadece 10-15 yıl kullanılma kapasitesi olan doğa düşmanı HES’leri her dere yatağına kurdurtuyor, bu yüzden her yerde ağaçları kestiriyor, sattırıyor ve yandaşlarına yeni rant alanları açtırıyorlar.

İşte son örnek:

Kastamonu’nun Bozkurt İlçesi, AKP’nin rant sevdası, bilim karşıtlığı ve günü kurtarma anlayışı yüzünden haritadan silindi. Cumhur İttifakı’nın son seçimde yüzde 95’e varan oy alması ve bölge halkının AKP ve MHP’ye sınırsız bir destek vermesi de ne yazık ki; işin kontrolden çıkmasına sebep oldu. İktidar, halktan destek aldığını gördükçe daha da küstahlaştı. “Durun yapmayın, HES’ler Bozkurt’u yok eder” diyenlere sandıktan AKP ve MHP’ye çıkan yüksek orandaki oylar gösterildi.

“VATAN HAİNİ” DİYENLER ORTADA YOK

2013 yılında yapılmaya başlanan HES’lere itiraz eden yurtseverler, bölgedeki AKP’liler tarafından “vatan hainliği” ile suçlandı. Yurtseverler bu çirkin iftiraya rağmen mücadele etti, HES’in yapımını mahkeme kararıyla durdurma kararı aldırdı. Ancak HES’i inşa eden firma ve destekçisi AKP bunu dinlemedi. HES’ler mahkeme kararına rağmen inşa edildi. Ve o iki HES ile onları teşvik edenler bölgenin katili oldu.

O gün HES’leri büyük tantana ile halka anlatan AKP’liler kendi yol açtıkları sel felaketi sonrası ortadan kayboldu. O gün; günü kurtardığını düşünen siyasetçi takımı, aslında ülkemizin geleceğini yok etti.

Ya “derenin tam içine’’ yaptırtılan evlere ne demeli? HES’ler dereleri kuruttukça, boşalan dere yatağına ev yapılmasına izin verenler, göz yumanlar ve teşvik edenler gece rahat uyuyabiliyor mu?

Şu an, Batı Karadeniz’de kaç insanımızın öldüğü, kaçının kaybolduğu ya da başına ne geldiğini bilmiyoruz. Çünkü; hükümetin bir afet planı yok! Çünkü hükümetin böyle bir derdi yok! Türkiye, AKP ve MHP’nin elinde, sele kapılmış tomruklar misali oradan oraya savrulup duruyor.

Cinayetin sorumlusu ağaçları kestirenlerdir!

Batı Karadeniz’i tanınmaz hale getiren son felaketteki hangi ihmali, hangi hatayı, hangi yanlış politikayı sayacağımızı şaşırdık… Zira; neresinden tutsan elinde kalıyor. Orman Genel Müdürlüğü, dere yatağına ‘’tomruk deposu’’ kurdurtuyor. Ve o tomruklar, derenin suyu taşınca sele kapılıp adeta bir gülleye, bir mermiye bir füzeye dönüşüyor. Sele kapılan tomrukların yarattığı şiddet, ne köprü bırakıyor, ne yol ne de önünde herhangi bir engel…

Burada iki yanlış birden var:

AKP iktidarı, ormanlarımızı eko-sistemin bir parçası olarak değil, “kereste deposu’’ olarak görüyor. Ağacın yeşili onlara doların yeşili gibi görünüyor. Bu yüzden yandaşlarının daha çok ağaç kesmesine izin veriyor, “düz kesim’’ denilen ağaç kesme yöntemi yüzünden dağlarımızı çıplak hale getiriyorlar.

ORMAN YOK EDİLİNCE…

Bu yanlış politika yüzünden, dağların yüksek mevkilerindeki orman örtüsü yok oluyor. İşte bu rant sevdası, bilgisizlik ve bilim karşıtı tutum, yağmurun sele dönüşmesine ve önüne gelen her şeyi yutmasına yol açıyor. Bugün Batı Karadeniz’de yaşanan felaketin sebeplerinden biri budur. Diğeri ise kesilen tomrukların neredeyse derenin içine kurdukları kaçak depoda tutulmasıdır. Yağmur, toprağa ve ağaca tutunamadığı için sele dönüşmüş, tomruklar bölge halkına adeta ölüm yağdırmıştır.

Bu yüzden çırpınıyoruz işte… Bu yüzden “Ağaçları kesmeyin” diyoruz. Ancak iktidar duymuyor, görmüyor, anlamıyor ve en önemlisi anlamak istemiyor. Çünkü onlar için ağaç ya da orman, kesilip satılacak bir metadan başka bir anlam taşımıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Trump'tan Kral Charles'a büyük jest
Başaran Aksu 1 Mayıs ablukasında gözaltına alındı
Eski belediye başkanına hapis: Oğlunun cinsel istismar suçunu örtbas etmeye çalıştı
Trump’ın İran'a tanıdığı süre doluyor... ABD’li bir yetkili 'çatışmalar sona erdi' diyor
Doruk Madencilik işçileri Ankara'da 1 Mayıs alanında