Ertuğrul Özkök yazdı | Şok: Milli gelirin yüzde kaçı “Tek Adam ve yandaşlarının” elinde

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "Şok: Milli gelirin yüzde kaçı “Tek Adam ve yandaşlarının” elinde" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Asya Cumhuriyetlerindeki “Türkmenbaşı tek adam rejimlerinde”, baştaki otoriter lider ve ailesinin zenginlikleri sık sık yazıldı.
Biz de alıştık.
Ama Avrupa’nın göbeğinde, hem de seçimle işbaşına gelmiş bir “tek adamın”, ailesi, akrabaları ve yandaşlarının eline geçen “zenginlik” ne olabilir?
Birazdan size öyle bir rakam vereceğim ki iki dudağınız da uçuklayacak.
Rakamı veren ben değilim.
Dünyanın en ciddi gazetelerinden biri New York Times…
Şimdi sıkı durun;

GAYRISAFİ MİLLİ HASILANIN BEŞTE
BİRİ HANEDAN VE YANDAŞLARININ ELİNDE

Gazetenin dün verdiği rakama göre…
Geçen pazar 15 puan farkla seçim hezimetine uğrayan Avrupa’nın en güçlü tek adamı Victor Orban ve yandaşlarının bugün elinde olan servet “Macaristan gayrisafi milli hasılasının beşte biri kadarmış.”
Okuduğuma ve gözlerime inanamadım.
Bir kere daha okudum.
Evet; bütün Macaristan ekonomisinin yüzde 20’si, 16 yıl boyunca uygulanan politika sonucunda bu “mutlu azınlığın” eline geçmiş.

ÜLKENİN EN ZENGİN İNSANI
“TEK ADAMIN” DAMADI
Başbakanın damadı İstvan Tiborcz, devlet destekli finansmanla kurduğu devasa özel sermaye ve gayrimenkul imparatorluğu sayesinde bugün Macaristan’ın en zengin insanı haline gelmiş.
"Bu şirketler maliyet açısından verimli değiller, iyi hizmet vermiyorlar, işlerinde iyi değiller; tek iyi oldukları şey Viktor Orban'la iyi geçinmek,"
Kendi payıma şoktayım.
Avrupa’nın göbeğinde, yani Kopenhag ve Maastricht kriterlerinin uygulanması gereken bir demokrasi coğrafyasının ortasında nasıl oldu bu iş?

POPÜLİST TEK ADAM
PARADOKSU NEDİR

Aslında bunun adı çok önceden kondu:
"Popülist paradoks…"
New York Times bunu şöyle anlatıyor:
(*) BİR Bazı popülist liderler, bataklığı kurutma ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle seçim kazanıyorlar.
(*
) İKİ Ancak iktidara geldiklerinde yaptıkları ilk iş, yolsuzluğa karşı koruma sağlayan kurumları aşındırmak oluyor.
(*) ÜÇ Aynı süreçte bu kurumları kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmaya başlıyorlar. Orban, mahkemeleri ve bir zamanlar bağımsız olan devlet kurumlarını sadık adamlarıyla doldurdu.
(*
) DÖRT; Medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirdi.
(*) BEŞ; Sonunda baklayı ağzından çıkardı ve 2014'te inşa ettiği bu “Yeni Macaristan’ı” "liberal devlet" olarak adlandırdı.
(*
) ALTI: Sonunda, bu "özgürlük karşıtı devlet" ekonomiyi olumsuz etkiledi. Bugün Macaristan AB’de yolsuzluğun en yüksek, ekonomik büyümenin ise en düşük olduğu ülke haline geldi.

BOGOTA TİMAR ADLI BİR
MACAR KADIN ANLATIYOR

Tabii bunun bir de siyasi rakipleri elemine etmek için uygulanan bölümü var.
Dün bir Macar kadın sosyal medyada çok ilginç bir dizi paylaşım yaptı. Orban’ın, genç rakibi Peter Magyar’a yaptığı kötülükleri, kurduğu pusuları, kalleşlikleri, adaletsizlikleri tek tek yazdı.
Şimdi o kadının ağzından, bir 21’inci yüzyıl seçilmiş diktatörünün siyasi rakiplerine kuracağı kumpasları, yapabileceği kalleşlikleri, zulmü ve kötülükleri aktarıyorum.
Adı Bogota Timar…
Kendi adı mı, takma adı mı bilmiyorum.
Böyle bir kişi var mı onu da bilmiyorum.
Ama yazdıkları şu:

GÜÇLÜ BİR TEK ADAM SİYASİ
RAKİBİNE NELER YAPABİLİR

“Fark ettiniz mi bilmiyorum, ama bu adam (Peter Magyar) bizi az önce Orbán'dan kurtardı.
Orbán'a karşı bir seçimi kazanmak nedir biliyorsunuz değil mi? Bu sadece bir parti kurup kampanya yapmakla bitmiyor.
(*) Adil bir seçim için gerekli bütün kurallar, kanunlar darmadağın edilmişti.
Macaristan seçim bölgeleri, sadece Orban’ın kazanması için tamamen yok olacak şekilde yeniden çizilmişti.

MUHALİF LİDERİN TELEFONU
ASKERİ CASUS YAZILIMI İLE DİNLENDİ

(*) Rejim seçim oyununu çok kirli oynadı.
Muhalefet lideri Magyar sürekli taciz ve tahrik edildi.
Telefonu askeri casus yazılımıyla dinlendi.
Sevgilisinin Fidesz (iktidar partisi) ajanı olduğu ortaya çıktı.
Hakkında yapay zekâ iftiraları üretildi. Bu iftiralar, tek adamın kontrol ettiği o devasa medya aracılığıyla her gün Macar halkına yedirilmeye çalışıldı.

PUTİN YANLISI HACKERLER
ORBAN İÇİN ÇALIŞTI

Orban’ı destekleyen Rus ajanları, ona karşı inanılmaz karalama kampanyaları oluşturulmasına yardımcı oldular.
Oluşturduğu muhalefet hareketine casuslar sokuldu.
Devlet güvenlik ve istihbarat birimleri, onun bilgi işlem sistemini çökertmek ve veri sızıntıları yapmak için devreye sokuldu.
Onu destekleyenler taciz edildi.

BİLBOARDLAR MUHALEFET LİDERİNE
ATILAN İFTİRALARLA DOLDURULDU

Ülkenin her yerinde, şehirlerde billboardlar onun hakkındaki yalanlarla dolduruldu.
Hakkında ses kasetleri düzenlenip sızdırıldı.
Peki “tek adam devletinin” bütün imkânları ile yapılan bu iftira, yalan, tehdit ve şantaj kampanyalarına karşı o ne yaptı?
Asla sarsılmadı.

MUHALEFET LİDERİ: KORKMAYIN BU
ADAMI SANDIKTA İNDİRECEKSİNİZ

Son 2 yılda Macaristan’ın 174 şehir ve kasabasından 161’ini ziyaret etti, kalabalıklarla buluştu, kendini anlattı.
Herkesin elini sıktı, isteyen herkesle selfie çekti. Günde 6, hatta 9 kasabayı ziyaret etmeyi başardı. Neredeyse her gün halkın arasındaydı… Gittiği her yerde insanlara hep şunu söyledi:
“‘Korkmayın…
Korkmayın çünkü bu kötü adamlar gidecek…
Sandıkta siz götüreceksiniz…’

ÇALINAN VATANINIZI
GERİ ALACAKSINIZ

İnsanlara hep umut verdi. Onları birbirleriyle konuşmaya yönlendirdi. Kötülüklere karşı iyilikleri anlattı.
Bu kötü adamların diktası altında yaşadıkları 16 sefil yıldan sonra çalınan vatanlarını yeniden geri alacaklarını söyledi.
Her birinin yeniden vatanları ile övünen gururlu birer vatandaş haline geleceğini fısıldadı.

MACARİSTAN ARTIK BİRLİKTE
ŞARKI SÖYLENEN BİR ÜLKE

Bu bir dönüm noktası…
Macarlar şimdi birbirlerinin omuzlarına başlarını yaslayıp ağladığı, kalabalık metro vagonlarında vatansever şarkılar söylediği, sokaklara çıkıp bayraklarını salladıkları, kornalar çaldıkları bir millet haline geldi yeniden.
Bu, tarihi bir dönüm noktası.
Ve bizi buraya işte bu zulüm, iftira, baskı ve kumpaslarla mücadele eden bu adam, yeni başbakan Magyar getirdi….”

MUHALİF LİDER SOLCUYMUŞ
SAĞCIYMIŞ HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL

Macar kadının paylaşımı şöyle sona eriyor:
“ O, merkez sağcı, muhafazakâr bir kişi mi?
Evet…
Ama solcuymuş sağcıymış kimsenin umurunda değil.
O, demokratik bir devlete ve hukukun üstünlüğüne inanıyor ve görevi kutuplaştırılmış, bölünmüş Macaristan halkını yeniden bir millet yapmak. Bu bizim için bir mucize…”

ÖNCE POLONYA’NIN POPÜLİST
DESPOTU GİTTİ ŞİMDİ ORBAN

Bir Avrupa Birliği üyesi ülke halkı için çok elem verici bir 16 yıldı. Avrupa gibi bir demokrasi coğrafyası için yüz kızartıcı, utanılacak bir 16 yıldı.
21’inci yüzyıl popülizminin ürünü otoriter baskıcılık, daha önce Polonya’da bitmişti.
Pazar gecesi Macaristan’da da bitti.
Avrupa demokrasisi budur.
Halk sandıkta getirir, vezir eder;
Sandıkta götürür, hem de böyle rezil eder.

ERDOĞAN VICTOR ORBAN’A
NEDEN DESTEK VERMEDİ

Bu seçim sırasında Türkiye açısından dikkat çekici bir gelişme oldu.
Trump, Netanyahu, Meloni, Putin gibi etkili liderler Victor Orban’a açık ve kuvvetli destek verirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan sessiz kaldı.
Oysa Orban’ın iyi bir dostuydu.
Ona bu desteği vermediği gibi, önceki gün yeni seçilen başbakanı arayarak tebrik etti.
Bence çok güzel bir adım.
Bu sessizliği ve sonraki adımı Orban’ın Netanyahu’ya verdiği destek nedeniyle miydi yoksa başka bir nedeni mi vardı bilmiyorum.
Ama çok iyi bildiğim bir şey var.
Macaristan seçimi ve İran savaşı Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsatı getiriyor.

FABRİKA AYARLARINA
DÖNMEK İÇİN TARİHİ FIRSAT

İran savaşı sonrası NATO ve Avrupa yeniden doğuyor.
Avrupa demokratik geleneklerine dönüyor.
Yeniden askeri ve ekonomik bir güç olarak parlayacak.
Bu yeni konjonktür içinde Türkiye çok cazip bir ülke haline gelecek.
Ama Macaristan örneği gösterdi ki, demokrasisi, adaleti, özgürlükleri, insan hakları gelişmemiş bir ülke bizim coğrafyamızda başarı hikâyesi yazamıyor.

GERÇEK TERCİH: ALTIN
ÇAĞ MI TENEKE YÜZYILI MI

Orban 1922’de seçime girerken “Macaristan’ın Altın Çağı” olacak demişti.
Tam aksine teneke çağı oldu.
Oysa şimdi bizim önümüzde “Türkiye Yüzyılı” sloganını gerçekleştirmek için tarihi bir fırsat var.
Bunu sağlayacak şey de demokrasi, adalet, insan hakları, özgürlük.
Yani siyasetin fabrika ayarlarına dönmesi.
Bunun için de İran savaşı ve Macaristan seçimini iyi okumak ve gerekli sonuçları çıkarmak yeterli olacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Öğretmenler Ayakta: 2 Günlük İş Bırakma Kararı Aldılar
Kahramanmaraş'ta okulda silahlı saldırı: 8’i öğrenci biri öğretmen 9 kişi hayatını kaybetti
Eşini darbeden sanığa 19 yıl hapis: Duruşma sonrası babası hayatını kaybetti
Göçmen faciası: 250 kişi kayboldu
Gülistan Doku soruşturmasında yeni deliller açıklanacak