Ertuğrul Özkök: İkinci Dünya Savaşını kazanan adam bu odada günde kaç kadeh viski içerdi?

Ertuğrul Özkök bugünkü köşesinde "İkinci Dünya Savaşını kazanan adam bu odada günde kaç kadeh viski içerdi?" başlıklı yazısını kaleme aldı.

Birçok insan gibi benim de bir “Bucket List’im” var.
Yani hayatımın geriye kalan kısmında yapmak istediğim şeyler…
Ama “Churchill’in İkinci Dünya Savaşı’nı yönettiği ve kazandığı odada onunla bir Scotch viski içmek” aklımın ucundan bile geçmezdi.
Geçen cuma bunu başardım.
Onunla karşılıklı değil, ama tek başıma içtim.

CHURCHILL’İN ESKİ SAVAŞ
OFİSİNDE ÜÇ GÜN

Londra’da son zamanların en çok konuşulan binasındayım.
Binanın tarihi adı şu;
“Old War Office”
Yani “Eski Savaş Ofisi…”
Bu binanın koridorlarında 20’nci yüzyıl popüler kültür tarihinin efsane olaylarının hikâyeleri dolaşıyor.
Çanakkale Savaşı’nın en kritik kararı bu binada alındı.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli kararları bu binada alındı.
James Bond efsanesi bu binada doğdu.
Tarihin en önemli kadın casusluk hikâyelerinden biri bu binada yaşandı.
Hatta binaya çok konuşulan bir seks skandalı bile burada yaşandı.

BU BİNADA ARTIK
ÜÇ TÜRK’ÜN İZİ DE VAR

Ve bu binada artık Türklerin de izi var…
Ünlü İtalyan restoranı “Paper Moon’un” Londra restoranını burada İKİ Türk girişimci açtı.
Hem de koyu mu koyu, çok tanıdık iki Fenerbahçeli…
Onu da anlatacağım ama önce şu kısa 20’nci yüzyıl tarihine bir girelim.
Ve oradan asıl sorumun cevabına geleyim.
İyi bir viski ve şampanya içicisi olan Churchill, şimdi benim oturduğum şu masada, bu salonda günde kaç kadeh viski ve kaç kadeh şampanya içerdi?
Yani arkadaşlar, ayık kafalıların batırdığı şu dünyada Nazilere karşı İkinci Dünya Savaşı günde kaç kadehle ve nasıl bir kafayla kazanıldı…
Onun cevabını arayacağım.

1906 YILINDA BAŞLAYAN
BİR 20’NCİ YÜZYIL SAVAŞ TARİHİ

Bugün artık Londra’daki Raffles OWO Otel olarak çalışan tarihi bina, 1901–1906 yılları arasında Edward dönemi barok tarzında inşa edilmiş.
1100 odası var, içinde 4 km koridor bulunuyor.
Bina 1906–1964 yılları arasında İngiltere’nin en önemli savaş ve strateji binası olarak hizmet etmiş.
Churchill bu binayla iki ayrı dönemde temas kurdu:
Birincisi Birinci Dünya Savaşı dönemiydi (1914–1918); savaşın başında First Lord of the Admiralty idi (Deniz Kuvvetleri Bakanı).
Çanakkale/Gelibolu Harekâtı fikrinin siyasi savunucusuydu.
Plan Admiralty kökenliydi ama kara kuvvetleri boyutu War Office üzerinden yürüdü.
OWO bu planlamanın askerî ayağının merkezlerinden biriydi.

DUNKERK TAHLİYESİ VE D-DAY
İLK BU BİNADA KONUŞULDU

Bu dönem Churchill için hem yükseliş hem büyük bir bozgun olarak geçti. Gelibolu’nun başarısızlığı kariyerini ciddi biçimde sarstı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Savaş Bakanı olarak bizzat Old War Office’te görev yaptı.
Savaşın birçok kritik ve tarihî kararı önce bu binada konuşuldu.
Mesela Dunkerk’in tahliyesi…
D-Day’in kararı…
Ancak nihai onaylar daha çok biraz ilerideki başka bir bina olan War Cabinet Rooms (Churchill War Rooms) ve müttefik karargâhlarında alındı.
OWO’da dünya askerlik tarihine geçen bazı tartışmalı kararlar da alındı.

DÜNYA SAVAŞ TARİHİNİN ETİK
AÇIDAN EN TARTIŞMALI KARARI

Mesela 1920’de Irak’ta hava gücü kullanımı…
Irak’ta İngiliz yönetimine karşı ayaklanma çıktı. Churchill, maliyeti düşürmek için kara ordusu yerine RAF’in (Kraliyet Hava Kuvvetleri) hava kontrol stratejisini savundu.
Bu karar, modern hava gücü doktrininin erken örneği oldu. Aynı zamanda etik tartışmalar yarattı.
İşte şimdi tam o odadayım ve Churchill’in oturduğu masanın başındayım.
Oraya oturup beni gezdiren rehberin anlattıklarını dinliyorum.
Tabii ki konuyu Churchill’in içki tutkusuna getiriyorum.
Bununla ilgili çok efsane var.
Churchill’in günde bir şişe viski içtiği anlatılır.
Size yerinden gerçek rakamları vereceğim.

BİR SAVAŞ KOMUTANININ
GÜNLÜK İÇKİ MENÜSÜ

Buyurun size Çanakkale Savaşı’nı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nı yöneten ünlü siyasetçi, devlet adamı, stratejist Churchill’in ayrıntılı günlük içki raporu.
(*) Sabah (08:00 civarı)
Yatakta kahvaltı
Çok sulandırılmış viski (Johnnie Walker Red Label)
Küçük ölçü, bol su
Bazen hafif şampanya (nadiren sabah erken)
Hedef: sarhoş olmak değil, “günü başlatmak”.
(*
) Öğle yemeği
1–2 kadeh Pol Roger şampanya
Bazen beyaz şarap
Yemekteki atmosfer notu: Öğle yemekleri uzun sürerdi. Churchill yemek sırasında konuşmayı severdi.
(*) Öğleden sonra savaş toplantıları arasında
Çay saati
Bazen yine hafif sulandırılmış viski
(*
) Akşam yemeği
2–3 kadeh şampanya
Yemek sonrası
Küçük bir konyak veya brandy.

DÜNYA SAVAŞI KAÇ KADEH VİSKİ
VE NASIL BİR KAFAYLA KAZANILIR

(*) Günlük tahmini toplam
Şampanya: 4–6 kadeh (günde 1 şişeyi buluyor)
Viski: Gün içine yayılmış küçük dozlar (günde 4 dubleye yakın)
Bazen: 1 küçük brandy.
Modern sağlık standartlarına göre yüksek.
“Bu kafayla savaş yönetilir mi” diyeceksiniz ki haklısınız.
Ama şunu unutmayalım.
İçkileri çok yavaş ve sulandırarak içerdi.
Çoğu zaman ciddi sarhoş görüntüsü vermezdi.

DÜNYANIN EN VAHŞİ DİKTATÖRÜNÜ
YENEN ADAM KAÇ YAŞINA KADAR YAŞADI

90 yaşına kadar yaşadı…
İçkiyle ilgili tarihe bıraktığı büyük söz şuydu:
“İçkinin benden aldığının daha çoğunu ben içkiden aldım…”
Fransızların bir sözü vardır:
“İyi biten her şey iyidir…”
Dünyanın başına gelmiş en büyük siyasi felaket olan Hitler’i yendiğine göre, bu kafayla insanlığın vahşet üzerindeki en büyük zaferi kazanılabilirmiş.

BUGÜNÜN DİKTATÖRLERİ KAÇ
KADEH VİSKİ İLE YENİLEBİLİR

Ben yine de bugünün siyasetçilerine ve sizlere şunu tavsiye ederim:
İçki zararlıdır.
Bugün insanlığın başına felaket açan diktatörlerle mücadeleyi ayık kafa ile kazanmaya çalışalım.
İçkiyi Trump, Putin, Hamaney ve Netanyahu’yu yenip zaferi kutlarken içeriz.

PEKİ SAVAŞ SIRASINDA İNGİLTERE
KRALİÇESİNİN KAFASI NASILDI

Tabii savaş sırasında İngiltere’nin bir de kraliçesi vardı.
O ne kadar içerdi?
Yani İngiltere’nin tepesinin savaş sırasında kafası nasıldı?
Buyurun ChatGPT’ye göre tepedeki iki insanın içki karşılaştırması:

Churchill
Sabah içki: Evet
Günlük şampanya: 4–6 kadeh
Viski: Evet
Martini: Hayır
İçiş tarzı: Gün boyu yayılmış
İmaj: Puro + viski

Kraliçe Elizabeth II
Sabah içki: Hayır
Günlük şampanya: 1 kadeh civarı
Viski: Nadiren
Martini: Evet
İçiş tarzı: Küçük, kontrollü
İmaj: Disiplin + zarafet

BU TARİHİ BİNADA ŞİMDİ DÜNYANIN
EN LÜKS OTELLERİNDEN BİRİ VAR

Şimdi otelin Türklerle ilgili koridorlarına geçeyim.
Bu tarihi bina İngiliz hükümeti tarafından 2016 yılında satıldı.
Ancak mülkiyeti değil, 250 yıllık kullanma hakkı devredildi.
Binayı Mumbai merkezli Hindistanlı Hinduja Grubu ile uluslararası yatırım şirketi OHL aldı.
Binayı 1,4 milyar dolara restore etti.
Otel olarak işletilmesi için dünyanın en lüks otel zincirlerinden biri olan Raffles’la anlaştı.
“Raffles OWO” 2023’te açıldı.
Bu devasa binada Michelin yıldızlılar da dâhil çeşitli restoranlar var.

TARİHİ SAVAŞ BİNASINDA İKİ
FENERBAHÇELİNİN AÇTIĞI RESTORAN

Ama bugün en iyi iş yapanlardan biri, İstanbul iş dünyasının çok yakından tanıdığı bir İtalyan restoranı.
“Paper Moon…”
İşte bu ünlü İtalyan’ı bu tarihi binaya sokmayı iki Türk girişimci başardı:
İlhan Ekşioğlu ve Serdar Kianni…
İki Fenerbahçeli yani…
Geçen perşembe akşamı İlhan Ekşioğlu’nun daveti üzerine Paper Moon’a gittim.
Masada Burcu Esmersoy da vardı.
Ayrıca marka iletişim danışmanı arkadaşımız Arda Sayıner de bizimleydi.

SUNİ IŞIKLA BESLENEN
ZEYTİN AĞACININ ALTINDA

Tabii mekân böyle tarihi bir bina, otel Raffles olunca İtalyan restoranın tasarımı da ona göre oluyor.
Bugüne kadar gördüğüm en güzel İtalyan restoran tasarımlarından biriydi.
Ne insanı basan çok ağır bir tarz ne de mahalle trattoriası seviyesine inen bir estetik; ince ve dengeli.
Girişinde orta boy bir zeytin ağacı var.
Size bir Akdeniz restoranına girdiğinizi anlatıyor.
Mekân güneş görmediği için gece servis kapanınca yapay ışıkla besleniyormuş.

PAPER MOON’U EN İYİ
TÜRKLER Mİ İŞLETİYOR

Paper Moon Milano merkezli bir marka.
Ama bana sorarsanız asıl ününü İstanbul Akmerkez’de yaptı.
Yani bugüne kadar markanın “flagship’i” (amiral gemisi) İstanbul’du.
Hâlâ da İstanbul’un en iyi olmasa da iki en iyi İtalyan restoranından biri.
Ayrıca bu yıl 30’uncu yılını dolduruyor.
Yani başarının en önemli ölçülerinden biri olan “sürdürülebilirlik” konusunda sınıfı geçmiş bir mekân.
Bu markayı şimdi dünyanın zirve gastronomi metropolü hâline gelen Londra’ya da iki Türk taşıyacak.
Diyeceğim, Türkler İtalyan restoranı işletmeciliğinde çok başarılı olmaya başladı.

MİLANO’YU ARADIK VE BEŞ
DAKİKADA KARARA BAĞLADIK

Ekşioğlu burayı nasıl açtıklarını anlattı.
Serdar Kianni ile birlikte Londra’da bir iş yapmayı düşünüyorlarmış.
Bir İtalyan restoranı açma fikri gelmiş akıllarına.
Ama “no name” bir İtalyan;
Yani adını kendilerinin sıfırdan yaratacağı bir marka.
Ekşioğlu’nun aklına İstanbul Paper Moon’un İtalyan şefini arayıp fikir sormak gelmiş.
O da “Niye Paper Moon açmıyorsunuz?” demiş.
Şefe “Ara öyleyse” demiş.
Milano’dan markanın sahibi ailenin yetkilisini aramışlar.
Ve beş dakika içinde açma kararı almışlar.

BİR FINE DINING RESTORANDA
İLK BAKTIĞIM ŞEY BARDAKLAR

Restoranın iki bölümü var.
Biri İtalyan trattoria’sı gibi.
Öteki ise fine dining tarzı.
Biz ikinci kısmında yedik.
Yani çok iyi tasarlanmış bir masada.
Restoranlarda ilk dikkat ettiğim şeylerden biri bardaklar oluyor.

TOSCANA KÖYLÜSÜ GİBİ DÜZ
BARDAKTA ŞARAP İÇEMİYORUM

Bardak takıntım var.
Mesela İtalyan Cipriani restoranlarına bu nedenle gitmiyorum.
Çünkü şarabı düz bardakla servis etme gibi bir zorlamaları var.
Küçümsediğim için falan değil kesinlikle.
Bir tutku meselesi.
Doğrusu iyi bir şarabı Toscana köylüleri gibi düz bardakta içmek hoşuma gitmiyor.

KEŞKE RIEDEL YERİNE
NUDE BARDAK OLSAYDI

Dikkat ettim, masada Riedel şarap bardakları vardı.
Fark ettim ki Riedel, bizim Paşabahçe Nude’un buluşu olan “Stem Zero” bardaklarının izinden yürümüş.
Üzüldüm.
Burayı iki Türk yatırımcı açmış.
Keşke Nude ne yapıp yapıp buraya girseydi.
Doğrusu Riedel iyi iş yapmış.

TÜRKLERİN İŞLETTİĞİ İTALYAN RESTORANI
MENÜLERİNDE BEĞENDİĞİM ŞEY

Türklerin işlettiği Paper Moon restoranlarında çok sevdiğim bir şey var.
İtalya’nın yarısından yukarıdaki şehirlerin restoranlarında, özellikle de fine dining tarzı restoranlarda menüde pizza olmaz.
Nitekim Milano’daki merkezin menüsünde yokmuş.
İstanbul Paper Moon menüye pizza koydurmayı başardı.
Ve çok iyi sonuç aldılar.
Londra Raffles’daki Paper Moon’un çok kaliteli ve estetik bir menü broşürü var.
Orada iki tam sayfa pizzaya ayrılmış.
Tabii ki antre olarak ortaya gelen pizzadan bir parça yedim.

TÜRKLERİN İŞLETTİĞİ İTALYAN
RESTORANINDA VONGOLE YEMENİN KEYFİ

Sonra…
Böyle restoranlarda her zaman bulamadığım ve bana göre makarnaların kraliçesi olan vongole…
Kum midyeli makarna…
Sormadım ama kum midye büyük ihtimalle Türkiye’dendi…
Artık yılbaşından sonra “Dry January” yapıyorum.
Yani içkisiz ocak ayı.
Burcu Esmersoy bir İtalyan et klasiği olan “Osobuco” yedi.
O da çok beğendiğini söyledi.
Restoranın pizza ustası şu an Londra’nın en iddialılarından biriymiş.
Tabii yemek öncesi gelen ekmek ve zeytinyağı mükemmeldi.

“KURU OCAK” AYINDAN
NORMAL HAYATA GEÇİŞ

Otuz gündür içki içmiyor ve rejim yapıyordum.
Çok iyi geldi.
Harika bir sohbet, harika bir yemek, mükemmel estetik bir ambiyans.
İki Fenerbahçeli.
Bir kadın meslektaş ve akıllı bir marka danışmanı…
“Kuru Ocak” ayından sonra normal hayata geçişim harika oldu.
Çektirdiğimiz fotoğraflardan da anladım ki rejim sonuç vermiş, yüzümdeki ödem gitmiş.
Bir İtalyan restorandan böyle mutlu çıkmak herkese nasip olmaz.
Şarap olağanüstüydü ama yasaklar dolayısıyla anlatamıyorum.

PAPER MOON’DA YEMEKTEN SONRA
007 JAMES BOND’LA SON KADEH

Ekşioğlu yemekten sonra bizi binanın iki kat altına indirdi.
Dehliz gibi koridorlardan geçip kapalı bir kapının önünde durduk.
Kapısında “007” yazıyordu.
Buranın adı “Spy Bar”mış…
Yani “Casus Barı”.
James Bond efsanesi işte bu barda doğmuş.
Bu bar ve hikâyesi çok ilginç.
Bir ucunda James Bond, bir ucunda Mata Hari’den sonraki en ünlü kadın casus ve koridorun ucundaki asansörle başlayan, dünya tarihine geçmiş bir seks skandalı…
Onu da yarın anlatacağım.
Bizimle kalmaya devam edin…
Aklınızda olsun, Londra’da iyi bir İtalyan restorana gitmek isterseniz burası iyi bir adres.
Ama tam paket alın.
Biraz erken gelip Churchill’in odasını gezin.
Sonra 007 Spy Bar’a inin.
Geceyi orada tamamlayın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Dilek İmamoğlu'nun kardeşi tutuklandı: İfadesi ortaya çıktı
İmamoğlu'nun 'deprem mektubu' Saraçhane'de okundu: 'Kayıplarda sorumluluğu olanlar hayatlarına devam ediyor'
Özgür Özel'in işaret ettiği o avukat hakkında daha önce suç duyurusunda bulunulduğu ortaya çıktı!
Bakan yardımcısı ve eşiyle ilgili 135 habere erişim engeli: Gerekçe "milli güvenlik"
Araç muayenelerinde usulsüzlük: Herkesin canına kast etmişler