Önceki akşam Acun Ilıcalı aradı.
“ Abi yarın final maçına gidiyoruz. Benimle gelmek ister misin”
İstemez miyim o efsane statta bir Türkün sahibi olduğu maça gitmek.
*
Ama bırakamayacağım, vazgeçemeyeceğim bir sözüm vardı.
Gidemedim.
Kalbim, yüreğim, ruhum oradaydı.
Daha geçen yaz 90 bin kişi ile birlikte “ Oasis” konseri izlediğim stattaydı.
*
Acun Ilıcalı’nın, gazetecilik mesleğine benimle aynı binada başlayan, sonra kendi kendini yaratan, sonra dünya medyasında kendine en vizyoner patronluk ünvanını kazandıran hikayesi dün bir dünya başarısı ile taçlandı.
Acun Ilıcalı’nın takımı Premier Leage’e girmek için final maçına çıkıyordu.
*
Maç bittiğinde sevinçten ağlıyordum.
Orada olamadığıma da kahroluyordum.
Ama olsun.
Wimbley’de, Live Aid konserinin yapıldığı, Freddy Mercury’nin “ Mamaaa” nakaratı ile kimbilir kaç neslin hafızasına kazınan bu statta genç bir Türk medya patronunun kaldırdığı bu kupaya iyi bakın.
Bu kupanın altında muazzam bir vizyon,inanç, tutku ve azim hikayesi vardır.
Bir İngiliz kasaba takımına, dünyanın en değerli, en savaşcı, en değerli ligin yolunu açan bir küresel başarı hikayesidir bu.
*
Türkler ne zaman bir başarı hikayesi yazsa ben sevinçten ağlarım.
O yüzden bu gece hep birlikte sevinelim.
Ve bu başarı hikayesini yazan Acun Ilıcalı bir Fenerbahçeli olduğu için ayrıca bonus olarak mutluyum.
Bu fotoğrafı hayatım boyunca saklayacağım.
*
Yaşşaaa Acun.
Hocayı bütün takımı ve bütün Hull City halkını bizim için de kutla.