Doğu Akdeniz Uyarısı: “Tepkisellik Değil Stratejik Olgunluk Gerekiyor”

Ekopolitik Vakfı tarafından düzenlenen “Doğu Akdeniz’de Stratejik Dengenin Yeniden İnşası” başlıklı toplantıda yapılan kapsamlı konuşmada, Doğu Akdeniz’de artan jeopolitik gerilimlere karşı tepkisel politikalardan vazgeçilmesi ve kurumsal, öngörülebilir bir iş birliği mimarisinin inşa edilmesi çağrısı yapıldı.

Ekopolitik Vakfı tarafından düzenlenen “Doğu Akdeniz’de Stratejik Dengenin Yeniden İnşası” başlıklı toplantıda yapılan kapsamlı konuşmada, Doğu Akdeniz’de artan jeopolitik gerilimlere karşı tepkisel politikalardan vazgeçilmesi ve kurumsal, öngörülebilir bir iş birliği mimarisinin inşa edilmesi çağrısı yapıldı.

Konuşmada Doğu Akdeniz’in yalnızca Avrupa’nın komşu bölgesi değil; Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı birbirine bağlayan tarihsel ve stratejik bir kavşak olduğu vurgulandı. Bölgenin ticaret, enerji, göç, güvenlik ve kültürel etkileşimlerin kesişim noktası olduğu belirtilerek, tekrar eden krizlerle yönetilemeyecek kadar kritik bir alan haline geldiğine dikkat çekildi.

KÜRESEL REKABET SAHNESİ

ABD’nin deniz yollarının güvenliği ve NATO uyumuna, Rusya’nın enerji ve askeri güç projeksiyonuna, Çin’in ise tedarik zincirleri ve liman ağlarına odaklandığı ifade edilirken; Avrupa Birliği’nin enerji çeşitlendirmesi, göç ve güney komşuluğunda istikrar hedeflerine rağmen tek sesli bir strateji üretmekte zorlandığı kaydedildi. Bu tablo içinde Doğu Akdeniz’in, revizyonizm, enerji rekabeti, deniz güvenliği ve uluslararası hukukun sınandığı bir alan haline geldiği belirtildi.

“DOĞAÇLAMA LİDERLİK DEĞİLDİR”

Konuşmada, yaşanan her krizin ardından gerilimi düşürmeye çalışmanın bir strateji olmadığı vurgulandı. Deniz veya hava sahasında yaşanacak tek bir olayın yanlış hesaplama ya da iletişim eksikliği nedeniyle hızla tırmanabileceğine dikkat çekilerek, kalıcı gerilimi düşürme mekanizmalarına ihtiyaç olduğu ifade edildi.

Stratejik denge; korkuya dayalı bir statüko değil, öngörülebilirlik, itidal, güvenilir iletişim kanalları ve uluslararası hukuka saygı olarak tanımlandı. Tırmanmayı teşvik eden söylemlerin siyasi maliyetinin artırılması gerektiği vurgulandı.

TÜRKİYE–YUNANİSTAN–AB ÜÇGENİ

Türkiye, Yunanistan ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin Doğu Akdeniz’in risk ve fırsatlarını aynı anda barındırdığı ifade edildi. İki NATO müttefiki olan Türkiye ve Yunanistan arasında deniz yetki alanları, hava sahası ve Kıbrıs başlıklarının çözümsüzlüğünü koruduğu, ancak diyaloğun kesilmemesinin önemli bir kazanım olduğu belirtildi.

Buna karşın, mimarisi olmayan diyalog süreçlerinin yeterli olmadığı vurgulandı. Kurumsallaşmış olay önleme mekanizmaları, gerçek zamanlı iletişim hatları, hava ve denizde etkileşim protokolleri ve denetlenebilir güven artırıcı önlemlerin gerekliliğine dikkat çekildi.

Avrupa Birliği’ne de çağrıda bulunularak, AB’nin sadece seyirci kalmaması, işlemsel ama sonuç üretmeyen yaklaşımlar ile ilkesel fakat araçsız tutumlar arasında sıkışmaması gerektiği ifade edildi. Çözüm olarak “koşullu entegrasyon”, ölçülebilir kriterler ve sürdürülebilir siyasi diyalog önerildi.

ENERJİ, GÜVENLİK VE GÖÇ BASKISI

Konuşmada bölgenin üç temel dönüşümle yeni bir evreye girdiği belirtildi: enerji politikalarının yeniden hizalanması, güvenlik ağlarının güçlenmesi ve göç baskılarında yön değişimi. Enerji alanında dönüşüm sürerken jeopolitiğin etkisini koruduğu, kuralların olmadığı bir ortamda enerjinin rekabeti körüklediği ifade edildi.

Göçte ise Libya merkezli güney koridorunun stratejik önem kazandığına dikkat çekilerek, bu meselenin geçici bir kriz olarak değil uzun vadeli bir güvenlik başlığı olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.

KIBRIS VE GAZZE VURGUSU

Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün Doğu Akdeniz genelinde olumlu domino etkisi yaratacağı, güvenlik iklimini hızla iyileştireceği ve enerji ile bağlantısallık projelerini güçlendireceği ifade edildi.

Gazze’nin ise bölge için bir “stres testi” olduğu belirtilerek, kutuplaşmayı derinleştirdiği ve taşma riskini artırdığı kaydedildi. Kalıcı denge için İsrail’in güvenliği ile Filistinlilere yönelik inandırıcı siyasi ve insani bir ufkun birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

“İŞ BİRLİĞİ TAVİZ DEĞİL GÜÇTÜR”

Konuşmanın sonunda, Doğu Akdeniz için daha iddialı ve kurumsal bir çerçeve çağrısı yapıldı. Güncellenmiş bir “Akdeniz İş Birliği Programı”nın Avrupa Birliği, Körfez ülkeleri ve Afrika Birliği’nin katılımıyla yeniden canlandırılabileceği ifade edildi.

Dalgalı dönemlerde istikrarın kriz anlarında değil, ulusal stratejilerin merkezinde yer alması gerektiği belirtilerek şu mesajla konuşma tamamlandı:
“Milliyetçilik mobilize eder ama stratejiyi zayıflatır. İhtiyacımız olan; caydırıcılıkla birlikte diyalog, disiplin ve kurumsal iş birliğidir. Yeniden inşa etmemiz gereken stratejik denge budur.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Gümrükte 600 milyonluk lüks araç operasyonu
Erkek koğuşuna konulduğu iddia edilmişti: Mükremin Gezgin hakkında yeni açıklama!
Uzmanından ezber bozan uyarı: İstanbul değil Marmara depremi! 10 il birden etkilenecek
İstanbullular dikkat! D-100’ün o noktasında iki şerit 20 gün boyunca kapalı olacak
Karaciğer nakli oldu: Ufuk Özkan'ın saatler süren ameliyatı sonrası ilk paylaşım