Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 24 TV canlı yayınında Ankara'da düzenlenen tarihi NATO Zirvesi'nin ardından uluslararası gelişmeleri değerlendirdi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı; çatışmaların arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getirerek, bu risklerden NATO'nun da payını aldığını söyledi.
"NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan Yılmaz, "Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi. Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesiyle savunma sanayinde yola erken çıkan Türkiye'nin, bunun avantajını yaşadığını vurgulayan Cevdet Yılmaz'ın değerlendirmeleri özetle şöyle:
YERLİLİK ORANI YÜZDE 80
Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80'inden fazlası bir yerlilik oranımız var. Dünyada 11'inci ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10'a gireceğiz. Son 12 aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun yanı sıra genç bir nüfusumuz var. 100 bin civarında bir istihdamımız var. Çalışanların ortalama yaşı 34. Batı'ya bakıyorsunuz, 50'nin üzerinde. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye'nin.
"MUTLAKA GELİŞME OLACAKTIR"
(Yaptırımların kaldırılması ve F-35'ler) Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi. Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale geldik.
En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir şekilde izah edilemez.
ABD Başkanı Trump, "Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız" dedi. Trump yönetimindeki siyasi irade net. Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, 'Bizi izlemeye devam edin' dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka.
"SAVUNMA SANAYİNİZ OLMAK ZORUNDA"
Böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz.
MEHTER MARŞI
(NATO Zirvesi'nde liderlerin Mehter Marşı ile karşılamasının özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin soru üzerine) Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu.
YENİ ANAYASA
Biz iddialı bir ülke olacaksak gelecek perspektifli, sivil, demokratik bir anayasa ortaya koymak durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti'nin insanlığa söyleyeceği sözleri, duruşu da bu anayasayla ortaya koymak durumundayız.
ENFLASYON HEDEFİ
Enflasyonu düşürmek, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından çok önemli. İstikrarlı bir ortamda sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaksınız ki kalıcı sosyal refah artışı olsun. 2027 için yüzde 20'nin altına doğru gidecektir. Bu da büyük oranda rahatlatacaktır ama asıl hedefimiz tabii ki tek haneli rakamlara yeniden ulaşmak. Ama yüzde 20'nin altına geldiği zaman gündelik hayatımızda zaten birçok alanda bunu çok daha somut görmüş olacağız.