Sakarya Hendek'teki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nda 7 işçinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin yaralandığı patlamanın ardından aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5’i tutuklu 7 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşması bugün Sakarya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.
Duruşma öncesi yapılan açıklamada yaşamını yitirenlerin ailelerinin ve yaralanan işçilerin yanı sıra, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve Milletvekili Erkan Baş, Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da yer aldı. Duruşma öncesi yapılan açıklamada konuşan Avukat Can Atalay, ''Bu memlekette insanların hayatı hiçe sayılmasın diye, Türkiye işçi sınıfının hayatı önemsiz görülmesin diye, bu ülke feraha çıkacaksa ancak emeğiyle geçinen yurttaşların hakları, hukukları sayılırsa mümkün olur demek için buradayız'' dedi.
İleri Haber'in aktardığına göre patlamada dayısını kaybeden Avukat Gülşen Uzuner ise ''Burada 7 canımızı kaybettik. Ailelerin yanındayız ve ailelerin de bir parçasıyız aynı zamanda. Bir kasıtla, bilerek yapılan bir cinayetle karşı karşıyayız. Kimse ihmal, taksir veya başka şeylerin arkasına saklanmasın. Bilinmiş, saklanmış, organize edilmiş, denetlemeden kaçırılmış veya denetimle anlaşılmış bir dosya bu. Daha önce de bu fabrikada bu fabrikada hayatını kaybedenler, yaralananlar var. Onlarla birlikte bir daha olmasın diye de kendi canımızın hesabını sormaya geldik. Bu davanın, Coşkunların, böyle üretim yapan işverenlerin peşini bırakmayacağız'' dedi.
Duruşma, kimlik tespitleriyle başladı. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) aksaklık yaşanması üzerine duruşmaya ara verildi.
SANIK YAŞAR COŞKUN: İŞLERİMİ TOPARLAYABİLMEM İÇİN DIŞARIDA OLMAM LAZIM
Aranın ardından sanık Yaşar Coşkun'un ifadesi alındı:
“Herkese başsağlığı diliyoruz. Biz bir aile firmasıyız, işçileri de aile üyesi olarak görüyoruz. Fabrikamız tüm standartlara ve tüzüklere uygun olarak imalat yapan bir firmadır. Merdiven altı üretim yapmamaktadır. Bu doğrultudaki suçlamaları kabul etmiyoruz. Biz hem aile üyelerimizi hem fabrikamızı hem de özgürlüğümüzü kaybettik. Bu patlamadan önceki patlama pazar günü olmuştur. Bu nedenle bu patlamayı biz bir iş kazası olarak kabul etmiyoruz. Geçen davada terörist muamelesi gördüm. Patlamadan bir cinayetmiş gibi bahsediliyor. Düzenli ve dünyaca da tanınan bir firmanın ortağıyım. Kaza sırasında da fabrikadaydım. Peş peşe gerçekleşen patlamalar arasında süre bulunmaktadır. İlk patlama ile ikinci patlama arasında mesafe bulunmaktadır. Uzaktan bir bomba konmuş ve sanki uzaktan kumandayla düğmeye basılmış gibiydi. Oradaydım çok iyi gördüm, çok iyi biliyorum. Bu olayın sabotaj olabileceğini düşünüyorum. Temmuz ayı PKK’nın kuruluş yıl dönümüydü. Bu nedenle, sabotaj olma ihtimali mevcuttur. Ruhsat bir kere verilip bırakılmış değildir.
Her seferinde fabrika tekrar kontrol edilmiş ve geçmiştir. Bilirkişi raporunun niçin bu şekilde hazırlandığına ilişkin bir fikrim yok. Bizim fabrikamız stratejik bir fabrikadır. Savaş çıkması halinde devlet fabrikaya el koyarak silah üretimi yapabilir. Devlet kayıtlarında da bu durum mevcuttur. Kaçak yapı ile ilgili olarak, doğrudur üç adet kaçak yapı mevcuttur. Çok fazla patlayıcı bulunduğu tespit edilmiştir ancak neye göre tespit edildiğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.
Mevzuata uygun olmasaydık ruhsat alamazdık. Dünyaca bilinen bir firmadır. Havalandırma ücreti pahalı geldiği için yaptırmadığımız ifade ediliyor. Bunu anlamamız mümkün değil. Pervanede patlayıcı birikirse patlama gerçekleşebilir diye düşünerek pervaneli bir havalandırma yapılmaması yönünde talimat verdim. Bir diğer husus sığınağın bulunmaması yönündeki tespit. İfade sırasında tüm çalışanlar toplanma alanına gittiklerini ifade etmişlerdir. Mevzuat gereğince zorunlu olan toplanma alanıdır, sığınak değildir. Tekrar söylüyorum, fabrikamız stratejik bir fabrikadır. Savaş çıktığında silah üretmeye elverişlidir. Bu patlama nedeniyle sanki suçluymuşuz gibi, teröristmişiz gibi muameleyle karşılaşıyoruz.
Tutuklanana değin MUSİAD başkanlığını yapan, saygın bir iş adamıydım. Fabrikam kapandı. Mağdur edildim. Benim dışarıda olmam lazım. İşlerimi toparlayabilmem için, diğer işçilerin işsiz kalmaması için. 50 seneyi aşkın süregelen bir firmanın 4. Kuşak ortağıyım. Türkiye’yi bu firma sayesinde biz tanıttık. Normalden fazla üretim olduğuna ve malzeme biriktiğine ilişkin iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Patlama bu malzemelerin bulunduğu yerde olmamıştır, misket bölümde olmuştur. Patlamanın biriktiği söylenen malzemelerle ilgisi yoktur.
Ben çoğu denetimde fabrikada olmam. Genelde bu işlerle ilgilenen biri var, o ilgilenir. Bizim fabrikayı denetlemeye gelenlere şuraya bak buraya bak deme şansımız yok. Denetleme için gelirlerken bize haber verilmiyordu ancak sadece Çalışma Bakanlığı’ndan çok fazla evrak işi olduğu için önceden haber veriyorlardı. Ben MUSİAD başkanı olduktan sonra kurul toplantılarına katılamamaya başladım. İş güvenliği ile ilgili kayıtları ben görmedim, bilmiyorum.
Fabrikada formülleri sadece usta, işi öğrenmesini söylediğim Ahmet ile vefat eden Sabahattin Tepeçınar bilir. 2007’de yapılan denetleme sonrasında eksiklikler tespit edildi. Fakat eksiklikler giderilemeden kaza oldu. Ancak bu eksiklikler giderilene değin fabrika için kapatma yönünde bir karar verilmedi. İşyerinde iş güvenliği uzmanı olarak, daimi şekilde sanıklardan sadece Aslı Bozkurt çalışmaktadır. Haricen dışarıdan İSG desteği almaktayız. A sınıfı uzman gerekiyor. Ancak mevzuatın B sınıfının da bu görevi yapmasına izin vermesi sebebiyle B sınıfı iş güvenliği uzmanı olan Aslı Bozkurt’u çalıştırdık.''
***
Sanıklar hakkında 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşmasında fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun tahliyesini istemişti. Sanığın avukatının sabotaj iddiası üzerine salonun karışmasının ardından, mahkeme salonundaki fiziki yetersizlik nedeniyle duruşma bugüne ertelenmişti.
Patlamada fabrika işçileri Muhammet Seyfi Çanakçı, Erhan Ateş, Halis Yılmaz, Havva Çelik, Sabahattin Tepeçınar, Muhammet Aygün ve Ramazan Kor hayatını kaybetmişti. Patlama sonrası şirket yetkilisi ve fabrika sahibi Yaşar Coşun, fabrika müdürü Hasan Ali Velioğlu, Genel Ustabaşı Ersan Öztürk, Sorumlu Müdüru Asiye Angın ve İş Güvenliği Uzmanı Aslı Bozkurt tutuklanmıştı. Kimyager Ahmet Çağırıcı ve fabrika sahibi Alirıza Ergenç Coşkun ise davada tutuksuz yargılanıyor.
FABRİKADAKİ İHMALLER ZİNCİRİ
Hazırlanan iddianamede fabrikadaki ihmaller şöyle sıralandı:
- Binaların bazılarında özensiz elektrik bağlantıları ve binalarda havalandırma amaçlı kullanılan aspiratörlerin sızdırmaz olmaması,
- Çin Mahallesi’nde elektrik bulunan yerlerde kaçak akım rölesinin bulunmaması,
- Üretim izni olmaksızın kaçak olarak barut üretilmesi ve bu barutun imalatta kullanılması,
- Fabrikada acil durumlar için bulunması zorunlu olan toplanma alanı ve sığınağın bulunmaması,
- Bölümlerde çalışan işçilere fazla iş çıkarması için sürekli olarak baskı yapılması nedeniyle iş yetiştirebilmek adına işçilerin gerekli dikkat ve özeni göstermeden çalışıyor olması,
- İşveren tarafından giderilmeyen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesine rağmen bu durumun bakanlığın yetkili birimine bildirilmemesi,
- İş güvenliği uzmanınca tutulması gereken evrakların usulüne uygun tutulmaması,
- Geneli ilkokul mezunu olan işçilere gerekli ve yeterli iş güvenliği eğitiminin verilmemesi.