6 Şubat depreminde anne, baba ve kardeşini kaybeden yurttaşa 300 bin lira manevi tazminat

Adıyaman 2. İdare Mahkemesi, 6 Şubat depremlerinde Üzümkent Sitesi'nde anne, baba ve kız kardeşini kaybeden 30 yaşındaki yurttaşın açtığı davada, Besni Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın toplam 300 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde, Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Kaymakam Hasan Tütün Mahallesi'nde yıkılan Üzümkent Sitesi'nde anne, baba ve kız kardeşini kaybeden 30 yaşındaki E.Y.'nin hukuk mücadelesi sürüyor.

E.Y, üç yakınını kaybetmesi nedeniyle, idarelerin deprem bölgesindeki sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle 300 bin TL manevi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etti. 

"HERHANGİ BİR İHMAL VE KUSURUMUZ BULUNMUYOR"

Besni Belediye Başkanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, deprem sonucu meydana gelen yıkım nedeniyle kusurlarının bulunmadığını, gerekli yasal sorumlulukları yerine getirdiklerini ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini talep etti.

BAŞVURUCUYA 300 BİN LİRA YASAL FAİZ ÖDENECEK

 Adıyaman 2. İdare Mahkemesi, başvurucuya 300 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarına göre, tazminatın 240 bin liralık kısmı, yüzde 20 kusurlu bulunan Besni Belediye Başkanlığı, 36 bin liralık bölümü, yüzde 3 kusur tespit edilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile 24 bin liralık kısmı, yüzde 2 kusur atfedilen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından, başvuru tarihi olan Temmuz 2023'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıya ödenecek.

İdare Mahkemesi'nin gerekçesinde, ilgili düzenlemelerin, genel olarak bir alanın, imar ve istikamet planı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatnamelerin hükümlerine aykırı maksatla kullanılamamasını, bu maksada aykırı yapılmamasını, yapılacak yapılara yönelik olarak da bakanlık, belediye, mal sahibi (yapıyı yapan ile yaptıran), yapının proje ve eklerini tanzim eden ile belediyeye karşı üstlenen fen adamlarına çeşitli görev ve sorumluluklar yüklediği hatırlatıldı.

İlgili düzenlemelerin ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın, yasaların verdiği çeşitli görev ve yetkileri nedeniyle deprem hassasiyeti olan bölgeye ilişkin yaşam çevrelerinin oluşturulmasını kaçınılamaz şekilde etkileyecek verilerin başında yer alan deprem afetinden korunma konusunda hukuki sorumluluk taşıdığını gösterdiği belirtildi. 

"İDARENİN SORUMLULUĞU, HUKUK DEVLETİ OLMA NİTELİĞİNİN DOĞAL SONUCU"

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığı aktarılan gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"İdarenin belirtilen bu sorumluluğu hukuk devleti olma niteliğinin doğal sonucudur. İdarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuzluk sorumluluk ilkelerine göre tazmin borcu ile yükümlü olabilmesi için, hukuki sorumluluk nedenlerinin varlığı yanında tazmin borcunun şartlarının da bulunması gerekmektedir. Tazmin borcunun başlıca şartlarından birisi, idari eylem yada işlemden doğan bir zararın bulunması ve bu zararın para ile ölçülebilecek türden gerçekleşmiş veya gerçekleşeceğinin kesinlikle anlaşılabilecek nitelikte olmasıdır. Buna göre, zarar gören ilgilinin zararının varlığını ve gerçekleşmiş veya gerçekleşeceğinin kesin olduğunu kanıtlaması durumunda, idarenin kendi eylem ve işleminden doğan bu zararı karşılaması gerekmektedir.

"MÜCBİR SEBEP, SEZİLEMEYEN VE KARŞI KONULAMAYAN BİR OLAYI İFADE EDER"

Ancak ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, zararın mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması durumlarında idarenin tazmin yükümlülüğünden söz edilemez. Mücbir sebep, sezilemeyen ve karşı konulamayan bir olayı ifade eder. Bu sebep, zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran ve zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını kesen dış bir etken olarak doğal, toplumsal veya hukuki bir olaydan kaynaklanabilir. Sezilememezlik, karşı konulamamazlık, kusursuzluk ve gerçeklik halleri mücbir sebebin ayırt edici öğelerini oluşturmaktadır.

Deprem kuşağında yer alan bölgede, deprem gerçeğinin bir veri alınması suretiyle yerleşmelerle ilgili alanların belirlenmesi, bu alanlardaki yapılaşmaya ilişkin kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesiyle ilgili idari faaliyetlerin bütünündeki olumsuzluklardan oluşan idarenin 'olumsuz eyleminin' bulunması durumunda, depremin mücbir sebep olarak değerlendirilerek zararla illiyet bağını kestiğini kabule olanak bulunmamaktadır."

"TÜRKİYE, DEPREM FELAKETLERİYLE SIK SIK KARŞILAŞAN ÜLKELERİN BAŞINDA"

Türkiye'nin, jeolojik ve topoğrafik yapısı nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan deprem felaketleriyle sık sık karşılaşan ülkelerin başında geldiğine işaret edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması amacıyla alınması gereken tedbirleri araştırmak, bu konudaki temel hedef ve politikaları belirlemek, ülke içindeki bilimsel, teknik ve idari çalışmaları koordine etmek, ortak sonuçları tüzük, yönetmelik, talimat ve eğitim yoluyla uygulamaya aktarmak ve denetlemek, afet zararlarının azaltılması amacıyla ulusal ve uluslararası işbirliği, proje ve programları oluşturmak, elde edilen sonuçları uygulamaya aktarmak, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı veya ikamet için yasaklanmış afet bölgelerini tespit ve ilan etmek, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini ve projelendirme esaslarını tespit etmek, depremleri ve etkilerini incelemek, elde edilen sonuçlara göre deprem katalogları ve ülkenin deprem haritalarını hazırlamak ve geliştirmek ve depremlerden dolayı hasar görmüş yapıların takviye ve onarım yöntemleriyle ilgili çalışmalar yapmak Devletin görev, yetki ve sorumlulukları arasında bulunmaktadır. 

"İDARENİN UYGULAMALARIYLA, ZARARLARIN ORTADAN KALDIRILMASI MÜMKÜN"

Deprem olgusunun, doğal bir olay olarak ortaya çıkmasının yanında, idarece gerçekleştirilecek uygulamalarla doğabilecek zararların önlenmesi, hatta ortadan kaldırılması mümkündür. Başka bir anlatımla, depremin nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte olacağı öngörülememekle birlikte, depremin yaratacağı olumsuz sonuçların öngörülebilir olduğu ve oluşacak zararların en aza indirilmesi için önceden önlem alınabileceği açıktır."

Gerekçede, uyuşmazlık konusu olayda, davacının yakınlarının vefat ettiği taşınmazın yıkılmasında davalı idarelerin kusurlarının olup olmadığı, varsa hangi oranda kusurlu olduklarının tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, iki inşaat mühendisi, bir şehir plancısı, bir gayrimenkul değerleme uzmanı ve bir jeoloji mühendisi tarafından hazırlanan 25 Kasım 2025'te mahkeme kaydına giren bilirkişi raporunda, "Besni Belediye Başkanlığı'nın yüzde 20, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın yüzde 3, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın yüzde 2 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği aktarıldı. 

Taraflara da tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı taraflarca yapılan itirazların yerinde görülmediği, bilirkişi raporunun Mahkeme tarafından kusur yönünden hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu vurgulandı. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri

Diplomasi trafiği kriptoyu ateşledi: Bitcoin 71 bin doları aştı!
Hakkında yakalama kararı verilmişti: Oyuncu Hande Erçel'den ilk açıklama!
Aydın'da tarihi eser operasyonu: Bizans dönemine ait deri dua kitabı bulundu!
İlkokulda darp skandalı: 2. sınıf öğrencisinin omuzları morluklar içinde kaldı!
'Tapu kayıtlarınız terör örgütüne geçti' yalanıyla 2 milyon 500 bin lira dolandırıldı