Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haziran 2026 para politikası toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 37 düzeyinde sabit bıraktı. Bu kararın ardından Türkiye, küresel faiz liginde Venezuela'nın ardından ikinci sıraya yerleşti.
DÜNYADA EN YÜKSEK POLİTİKA FAİZİ UYGULAYAN 10 ÜLKE
| Sıra | Ülke | Politika Faizi (Yüzde) |
| 1 | Venezuela | 58,91 |
| 2 | Türkiye | 37,00 |
| 3 | Arjantin | 29,00 |
| 4 | Nijerya | 26,50 |
| 5 | Malawi | 24,00 |
| 6 | İran | 23,00 |
| 7 | Lübnan | 20,00 |
| 8 | Mısır | 19,00 |
| 9 | Kazakistan | 17,00 |
| 10 | Angola | 17,00 |
'FAİZİN OLDUĞU YERDE BEREKET OLMAZ'
AKP iktidarında politika faizi, 21 Mart 2024'te yüzde 50'ye yükselerek rekor seviyeye ulaşmış, ardından kademeli indirimlerle 22 Ocak 2026'da yüzde 37'ye gerilemişti. Bugün yapılan TCMB toplantısında ise politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı.
Daha önce AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Faiz sebep enflasyon sonuç'' ve ''Nas ortadayken sana bana ne oluyor'' ifadelerini kullanmasına karşın, politika faizinin rekor seviyelere yükselmesi dikkat çekmişti.
Geçen hafta İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen 3'üncü Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Erdoğan'ın, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz" sözlerinin ardından Türkiye'nin politika faizi sıralamasında, yıllardır ABD yaptırımları altında bulunan ve ABD'nin 3 Ocak 2026'daki müdahalesi sonrasında Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırıldığı Venezuela'nın ardından ikinci sırada yer alması dikkatlerden kaçmadı.
Öte yandan politika faizi Mart 2025'ten bu yana yalnızca 5,5 puan gerilerken Türkiye ile hemen ardında 3. sırada yer alan Arjantin arasındaki yaklaşık 8 puanlık fark da Türkiye'nin uzun süre daha bu sıralamadaki yerini koruyabileceğine işaret etti.
DÖVİZ KRİZİ TETİKLİYOR
Venezuela, Türkiye ve Arjantin gibi ülkelerde yüksek politika faizlerinin uygulanması, geçmişten gelen veya halen devam eden yüksek enflasyon ve döviz krizi sorunlarıyla mücadelenin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu ülkelerin merkez bankaları, yerel para biriminin değer kaybını önlemek ve yurttaşların tasarruflarını ulusal para cinsinden tutmalarını sağlamak amacıyla faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutuyor.
Ekonomik faaliyetleri kısa vadede yavaşlatabilen bu politika, talebi azaltarak fiyat artışlarını kontrol altına almayı hedefliyor. Bu nedenle yüksek faiz uygulaması, enflasyonla mücadelede başvurulan en önemli araçlardan biri olarak kabul ediliyor. Fiyat istikrarının sağlanması amacıyla uygulanan bu yöntem, ekonomik büyüme üzerinde baskı oluştursa da enflasyonun dizginlenmesinde kritik rol oynuyor.
POLİTİKA FAİZİ NEDEN ÖNEMLİ?
Politika faizi, en basit ifadeyle paranın toptan satış fiyatı olarak tanımlanıyor. Ülkede faaliyet gösteren ticari bankalar, nakit ihtiyaçlarını karşılamak veya likidite sıkışıklığını gidermek için zaman zaman borçlanma ihtiyacı duyabiliyor.
Bu durumda bankaların başvurduğu kurum, “bankaların bankası” olarak nitelendirilen merkez bankası oluyor. Merkez bankasının ticari bankalara borç verirken uyguladığı faiz oranına ise politika faizi deniliyor.
Politika faizi, ekonomideki kredi maliyetleri, mevduat faizleri, döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olan temel para politikası araçları arasında yer alıyor.
FAİZLER YÜKSELDİĞİNDE NE OLUR?
Merkez bankasının politika faizini yüksek tutması, ticari bankaların borçlanma maliyetlerini artırır. Bankalar da bu maliyeti kredi faizlerine yansıtır. Böylece konut, taşıt ve ihtiyaç kredileri daha pahalı hale gelir, borçlanarak harcama yapmak zorlaşır.
Aynı zamanda mevduat faizlerinin yükselmesi, tasarrufu teşvik eder. Yurttaşlar paralarını harcamak yerine bankada değerlendirerek faiz geliri elde etmeyi tercih edebilir.
Piyasadaki para dolaşımının azalmasıyla birlikte mal ve hizmetlere yönelik talep zayıflar. Talebin düşmesi, işletmelerin fiyat artırma imkanını sınırlar ve bazı sektörlerde indirimleri gündeme getirebilir.
Bu süreç sonunda fiyat artış hızının yavaşlamasıyla birlikte enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşur.
FAİZLER DÜŞTÜĞÜNDE NE OLUR?
Merkez bankasının faiz indirimine gitmesiyle birlikte ticari bankaların borçlanma maliyetleri azalır. Bu durum kredi faizlerine de yansırken, konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerine erişim kolaylaşır. Ev almak, araç satın almak veya yeni bir iş kurmak isteyenlerin kredi talebi artabilir.
Mevduat faizlerinin gerilemesi ise tasarrufların bankada tutulmasını daha az cazip hale getirir. Bunun sonucunda tüketim harcamaları canlanırken ekonomik faaliyetlerde hızlanma görülebilir.
Artan kredi kullanımı ve yükselen harcamalar, işletmelerin satışlarını destekleyerek ekonomik büyümeye katkı sağlayabilir. Ancak piyasadaki para miktarının, üretilen mal ve hizmet miktarından daha hızlı artması durumunda talep baskısı oluşur.
Bu durumda işletmeler fiyatlarını artırma eğilimine girerken, enflasyon yükselişe geçebilir ve fiyat artışları kontrol edilmesi daha zor bir hale gelebilir.